Korkular, kısıtlamalar ve yaşanan travmaların şekillendirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Ortam,her sistemin ve ekonomiiçindeki her sektörün, büyük değişimlerin önünde olduğunu gösteriyor. Ekonomik ve finansal gelişmelere baktığımızda, nerdeyse tüm ekonomilerin başına gelecekler aynı... Talep, ticaret ve ihracat düşecek, üretenler mecburen arzı kısarak, küçülecek... İşletmelerde bu duruma dayanma gücü arayacaklar.

Böyle bir durumda yaşanacak en doğal gelişme olacak, bireyler ve şirketler yüzlerini devlete çevirerek destek bekleyecekler. Devletler kamu harcamalarını artıracak ama yavaşlayan döngü nedeniyle tüm gelir kalemlerinde kayıplar yaşayacaklar. Bütçe açıkları artacak. Dolayısıyla ihtiyaçlar için kaynak sağlamak zorlaşacak. Başta dış kaynaklar aranacak. Dış kaynaklar yetersiz kalırsa, gerektiğinde enflasyon gibi temel hedeflerden feragat ederek, içeriden kaynak sağlanacak. Bu dönemlerde para ve maliye politikası araçları kullanılacak. Faiz indirimleri, parasal genişleme kamu harcamalarında artış, kamu gelirlerinde indirim veya ötelemeler devreye girecektir. Özellikle sosyo-ekonomik düzlemde büyük sorumluluk alanı olan “istihdamın korunması” hedeflenecektir. İstihdamı aynen koruma imkânı olmayan alanlarda ise, bireylere doğrudan ulaşacak yardımlar devreye girecektir.

Bu dönemin ne kadar süreceği sadece salgının seyri ve tedavi imkanlarının gelişimine bağlıdır. Bu dönemde bize zarar verebilecek en önemli duygu paniktir. Bu süreci en az zararla geçirmenin yolu; sakin kalarak; akıllı, objektif ve olumlu düşünerek kararlar üretmekten geçmektedir. Kriz dönemindeki dalgalanmalara doğru reaksiyon gösterirken, kriz sonrasında oluşacak üretimin toparlanması sürecine iyi hazırlanmalıyız. İnsan, sermaye, teknoloji, pazar gücü gibi tüm envanterimizi gözden geçirmeli, yeni dönem için olası senaryolar üzerinde çalışmalıyız. Salgının gidişatına göre küresel ve ulusal ekonomiye hâkim olacak trendleri çok iyi analiz etmeliyiz. Ne zaman, nerede, nasıl olacağımızın eylem planlarını hazırlamalıyız. Sektörel dağılım, üretim tercihleri ve yöntemleri, çalışmaz hayatı, finansman modelleri ve teknolojik yapılanma farklı boyutlara taşınacaktır. Türkiye tüm bu alanlarda gerçekçi hedeflerini ortaya koymalı, uygun kaynak planlaması yapılmalıdır. Bu dönemde tekrar filizlenen toplumsal dayanışmayı üretim düzlemine taşıyabilmeliyiz.

Tüm bu ve benzeri alanlarda, devlet koruyucu, kollayıcı ve düzenleyici rolü ile en büyük güvence olacaktır. Bu dönemde umutlu olmak ve bu umudu yaymak zorundayız. Biz sanayiciler de çalışanlarımızın sağlığını koruma odaklı önceliklerimiz ile birlikte, üretme ve çalışma azmi içinde, hazırız...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.