banner110
ÖZGÜRLÜĞE  “YERLİ” FORMÜL

Ankara’nın “KOBİ Kenti” OSTİM OSB, ülkede yerli ve milli üretimin payının artması için faaliyet gösteriyor. OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın’a göre, Türkiye’nin özgürleşmesi için yerli ve milli üretim şart.

BİNLERCE FİRMA, ON BİNLERCE ÇALIŞAN

Ankara sanayisinin öncü sanayi bölgelerinden biri olarak 1967’de temelleri atılan, 1997 yılında da OSB statüsüne kavuşan OSTİM OSB, yerli ve milli üretimin kalelerinden biri oldu. Yerli ve milli üretim ekosistemine önemli katkılarda bulunan OSTİM, özellikle haberleşme ve savunma teknolojileri alanında yerli ve milli üretimin payını artıran firmalarıyla ve kümelenmeleriyle dikkat çekiyor. Sanayi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şenol Aydın, 17 sektör, 139 işkolu, 6 bin 200’den fazla firma ve 60 bin çalışanıyla KOBİ Kenti görünümündeki OSTİM OSB’nin Başkanı Orhan Aydın ile yerli üretim hakkında konuştu. Başkan Aydın, dışa bağımlılık ortadan kaldırılmadan, ülkenin tam anlamıyla “özgürleşemeyeceğini” söyledi. Dış ticaret açığını kapatmanın ve güçlenmenin yolunun buradan geçtiğini anlatan Aydın, “Rahmetli Erbakan Hocamızdan öğrendiğimiz, 1975 yılında aldığımız ders bu; yerli ve milli üretim yapmadığın sürece bu coğrafyada özgür olamazsın. Elbette her şeyi kendim yapacağım diye bir kural yok ama stratejik alanlara yönelmeliyiz” dedi.

YERLİ OLMASI YETMEZ, MİLLİ DE OLMALI

Sizce hangi sektörlerde yerli ve milli üretiminin payını arttırmamız gerekiyor?

Her alanda olması lazım ama biz bunu savunmada hissedebildik. Biz bunu yıllardır söylüyoruz ama yerli ve milli üretim ancak “dayak yediğimiz zaman” aklımıza geliyor. Bir şeyin yerli olması da yetmiyor, size ait ve milli olması gerekiyor. Rahmetli Erbakan Hocamızdan öğrendiğimiz, 1975 yılında aldığımız ders bu; yerli ve milli üretim yapmadığın sürece bu coğrafyada özgür olamazsın. Elbette her şeyi kendim yapacağım diye bir kural yok ama stratejik alanlara yönelmeliyiz. Ülkenin geleceği için lazım olan bütün bilgi ve teknoloji kendimize ait olmadığı zaman özgür olamayız. Özgür olamayınca dış ticaret açığı veririz, onları kapatmak için borçlanırız, onları kapatmak için daha çok borçlanmamız gerekir ve her yaptığımız ihracatın içine koyduğumuz parça sayısı azalmaz, çoğalır.

O TEZGÂHI BİZ YAPALIM

Kimyada yerlileşmeden savunma sanayinde yerlileşme olmayacağı söyleniyor. Sizce de böyle mi?

Söyleyecek bir şey yok. Malzemeleri de kendimiz yapmamız gerekiyor. Savunmaya çalışıp, burada üretim yapan firmalarımız var. Bazen ben onlara diyorum ki “Sen bunun neyini yapıyorsun? Resmi adam çizmiş, senin işlediğin malzemeyi adam gönderiyor. Ham maddeyi, kullandığın takım tezgâhı yabancılardan alıyorsun. Sen burada neyi yapmış oluyorsun?” O tezgâhı, ham maddeyi bizim yapmamız, o resmi bizim tasarlamamız lazım. Kim yapacak, bunları ne zaman yapacağız? Bağımlılıktan çıkabilmemiz için çok çalışmamız gerekiyor. Üniversitedeki hoca, sanayici,  bürokrat olarak büyük gayret göstermemiz lazım.

HERKESE DÜŞEN GÖREVLER VAR

Firmaların bu konudaki tavırları ne oluyor?

Asla vazgeçmeyeceğiz, uğraşacağız. Çünkü bu ülke bizim ve bu yönetenler de bizim insanlarımız. Onların da görmediği, bilmediği yerleri anlatacağız. Bunları biz çözeceğiz, başka birinden bir şey beklememeliyiz. Sadece bürokrasiyi ve birilerini suçlamak işi çözmüyor. Hepimize düşen görev var. Mesela bir işçi niçin sanayide çalışmak istemez, bu işi cazip hali getirirsek insanlar sanayide çalışmayı tercih eder. Bunlar da bizim tarafımızdan çözülmesi gereken şeyler. Birbirimizi yok ediyoruz. Birbirimizle uğraşacağımıza dünyayla rekabet etmek etmemiz gerekiyor.

BU KABİLİYET NEREYE GİTTİ?

Yerli ve milli üretim denildiğinde akla gelen ilk isimlerden birisiniz. Bu nasıl bir his veriyor?

Ben 1975’li yıllarda Sanayi Bakanlığında Yerli İmal Şubesinde çalıştım. Sanayileşme sürecini uzun süredir hem izliyorum hem gözlüyorum hem okuyorum hem dertleniyorum hem buna çözüm üretebilir miyiz diye kafa yoruyorum. Bazen sevindiğim, bazen üzüldüğüm alanlar oluyor. Makine fabrikasında 1974 yılında makine mühendisi adayı olarak çalıştım. O tarihte Ankara’da o fabrika vardı ve o tarihte tasarım, üretim, montajını anahtar teslimi yapan bir fabrikaydı orası. Bu kabiliyetimiz nereye gitti bizim? Onu bütün dünyaya satabilir hale gelmemiz gerekirken, şimdi neden onu dahi üretemez vaziyetteyiz?  Bazen, ileriye doğru mu gidiyoruz, geriye doğru mu gidiyoruz ölçemiyorum. Cumhuriyet döneminde başlamış demir-çelik, raylı sistemlerle ilgili milli bir sanayi hamlesi vardı. Sonra ne oluyor, 1940-1945’te Marshall yardımları yapılıyor ve deniyor ki “Siz bunlarla uğraşmayın, biz bunları size veririz.” Dolayısıyla biz bütün dükkânları kapatıyoruz.

TÜRKİYE’NİN MİLLİ TAKIMI

Endüstri 4.0 ile ilgili bir kümelenme çalışması düşünüyor musunuz?

Endüstri 4.0’la ilgili düşünülebilir ama haberleşme teknolojileri bunun zaten alt yapısını oluşturuyor. Türkiye için de çok kritik. Endüstri 4.0, dijitalleşme, 5G ve Türkiye için geleceğe ciddi bir mesefa almış durumundayız. 2020 yılında Türkiye dünyayla aynı zamanda ve 5G’yi kullanıyor olacak. Kendi ürettiği teknolojiyi, bu çok devrimsel bir şey. Bir bölümü biz yaptık. Şu anda çok ileri aşamada firmalarımız var. Bilgi Teknolojileri Kurumu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK bunun destekçisi. Dolayısıyla bu grup Türkiye’nin milli takımı.

OKUL YÖNETİMİNDE OLMALI

Sanayiye nitelikli eleman tesisi konusunda OSTİM OSB olarak bir yapılanmanız var mı?

Meslek liselerinden mezun olan gençler kendi meslekleriyle ilgili alanda çalışmak, insanlar daha doğrusu üretim yapmak istemiyor. Toplumsal olarak üretim yapmak, çalışmak, üretmek itibarlı bir iş olarak görülmüyor. Meslek lisesi mezunları üniversite bitirmeyi, kravat takmayı istiyor. Ama yeterince iş imkânı yok. Dolayısıyla da işsizlik o bölümde oldukça yüksek oluyor. Milli Eğitim Bakanlığı da sanayici kesimin beklentilerine yeterince cevap veremeyince, “Madem benim yaptığımdan mutlu ve memnun değilsin, buyur kendin yap” diyor. Sanayi kesiminde mesleki eğitim için bazı modeller de üretildi. Bu sadece bir meslek lisesi ve kolej açma olayı değil. Biz sanayi bölgesiyiz, eğitim dediğimiz şey bir ihtisas alanı. Bizim bölgemizde Milli Eğitim Bakanlığının iki okulu var. Birisi eski adıyla çıraklık eğitim merkezi, yeni adıyla mesleki eğitim merkezi. Diğeri de Anadolu endüstri meslek lisesi. Bunlar varken benim bir tane daha kolej açmam yani çok anlamsız bir şey. “Mevcutları nasıl iyileştirebiliriz?” sorusunun cevabı da henüz netleşmiş değil. Milli Eğitim Bakanlığının liselerine biz hem maddi manevi destek oluruz. Yönetimini daha aktif hale getirebiliriz. Sanayicileri okul yönetimine dahil etme düşüncesi bizde ağır basıyor. Bölgemizde Gazi Üniversitesiyle beraber meslek yüksek okulu yapıyoruz. Dolayısıyla bakanlığın önerdiği modellerin hepsi şuanda OSTİM’de uygulanıyor. Ama bizim istediğimiz şekilde mi, değil.

ÖDÜLÜ BAŞKASI ALIYOR

Mesleki eğitim nasıl özendirilir?

Aslında meslek eğitimi destekleyici formüllere evet diyorum. Fakat meslek lisesini destekleyecek yer eğitim değil, üretim. Üretimin kıymetli bir şey olduğunun farkında olmamız lazım. Siz üretim yapanı, örneğin emlakçıyla mukayese ettiğiniz zaman, o taraf üretimden daha fazla imkan sunuyorsa, üretim yapan sanayiciye yazık olur. Çünkü bütün yükü ona yüklüyoruz, bütün zahmeti o çekiyor ama ödülü başkası alıyor. Dolayısıyla Türkiye’de üretim yapmak cazip değil. Dolayısıyla burayı cazip hale getirmeden üretimde çalışacak kişi de burayı cazip görmüyor.

40 ENGELLİ KOŞU

Yeni üretim alanları açılıyor mu?

Bu faizle, faiz oranlarıyla, yatırım imkânlarıyla üretimin cazip olduğunu düşünmüyorum. Üretim yapan ve büyümek isteyen bir sanayici için inanılmaz zor şartlar vardır. Ankara’da 10 yıldır hayata geçirilmeye çalışılan bir OSB var. Benim bölgemdeki küçük işletmeler oraya gidip kendilerini büyüteceklerdi. Ama oradaki arsa fiyatlarına erişemediler, yıldılar. Üretimin önündeki engelleri aşamıyoruz. Biz OSTİM firmalarımızı büyütmek için bölge yapmaya soyunduk. Fakat buna pişman olduk. Halbuki bu insanlara, üretim yapmaları için uygun ve ucuza yer göstermemiz lazım.  40 engelli koşu yaptırıyoruz, adamlar bitiyor. Topluma hizmet edenlerin ayağına halı sermemiz lazım fakat sistem ters çalışıyor, emlakçının ayağına seriyoruz halıyı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.