Uzunca sayılabilecek bir aradan sonra yeniden merhaba!

İstanbul'da günlük çalışmayı, hatta hayatı bile zorlaştıran, sıcak ve nemli bir yazı daha geride bıraktık. Şu işi de halledeyim de öyle gideyim, yurt dışı mı yoksa Ege’ye mi, deniz kıyısı mı yoksa yaylaları mı seçeyim derken, artık betonlaşan hali ile sarı yapraklarını, hüznünü yeterince gösteremeyen Eylül’ü de bitirmek üzereyiz. Hayat, onu hissettiğimiz, onunla dost olduğumuz oranda içimizde bizimle birlikte akıp gidiyor.  Ayak izlerimize baktığımızda, orda, yalın ve kendimize ait bir şeyler bulabiliyor, yaptıklarımız vicdanımızda bizi rahatsız etmeyip gülümsetiyor, içtiğimiz suyun tadını, yediğimiz ekmeğin lezzetini duyumsayabiliyorsak, sevdiğimize yürekten sarılıyor, dostlarımıza hep çırılçıplaksak, hep insanlığa, iyiliğe dönükse yüzümüz ve her koşulda namuslu olmaktan besleniyorsak ne mutlu bizlere. Varsın yazlar bitsin, varsın Eylüller geçsin, varsın bir mevsim daha ayak izlerimize katılsın, ömürden bir sayfa daha eksilsin.

Evet, böyle bir başlangıçtan ciddi konulara geçiş biraz zor da olsa hayatın bir gerçeği bu. Bugün gülerken yarın ya da biraz sonra bir sevdiğimizi yitirebiliriz. Ölüm de dahil her şey hayat için değil mi?  Öyleyse, birgün öleceğimizi bilsek de, her gün bu uğraşını verdiğimiz, bizi yoran bizi üzen her şeyi bırakarak gideceğimizi bilsek de  yine de bunlardan  vazgeçemediğimiz de bir gerçek. Ayıp da değil bu.  Yeter ki onurlu olsun  bu uğraş, yeter ki yaşarken ,çalışırken, hayatla ve insanla ilişkideyken ona ihanet etmemiş olsun bize ait olan bu ömür.             

......Neyse biz asıl konumuza dönelim...

19 Eylül tarihinde Gebze- Workinn otelinde OSBÜK tarafından düzenlenen bir çalıştay yapıldı. Katılım beklenenden az da olsa,  ben kendi adıma bu toplantının faydalı ve verimli olduğu düşüncesindeyim. Zaten, iletişimin içtenlikle yapılan bilgi ve düşünce alışverişinin olduğu bir ortamda,  güzel şeylerin ortaya çıkmaması da  düşünülemezdi ki orda da bunlardan fazlası bile vardı.

Sanayi gazetesi ise, her zamanki gibi,  genç ve dinamik muhabirleri, gazete ve OSB’lere; daha doğrusu sanayicilere yönelik, son derece önemli ve emek içeren yayınları ile yine oradaydı.  Bu nedenle de öncelikle; OSBÜK’ün bu etkinliği kadar, Sanayi gazetesini,  sanayicilere yönelik, neredeyse kamu hizmeti niteliğindeki bu son derece faydalı çalışma ve yayınları nedeni ile kutlamak gerekir.

Çalıştaya, yukarıda da belirttiğimiz gibi, sanayicilerden ziyade, OSB’lerdeki teknik çalışanlar düzeyinde bir katılım da olsa, verimli tartışmalar, düşünce alıverişleri yapılmıştır. Çalıştaya;  yeri geldiğinde şiirle, yeri geldiğinde hayattan örneklerle renklendiren Suat Bey’in enerjisinin yanı sıra,  Genel Sekreter Ali Bey’in, OSB’lerin tarihsel gelişimine dair bilgilerinin zenginlik kattığını da ayrıca söylemek isterim.          

Daha geniş bir katılım sağlanmış olsa idi, elbette ki çok daha verimli, etkili bir tartışma yeni düşünceler üretme, OSB’lerle ve OSBÜK ün, daha etkin bir ilişki içinde olmasından tutun, daha farklı bir vizyon ve gelecek oluşturmaya uzanan çok daha farklı sonuçların ortaya çıkacağı muhakkaktır.

OSB’ler ve OSBÜK’ün   bu tür çalıştay, bilgi alışverişi, yeni düşünceler  üretmeyi hedefleyen etkinliklerin önemini anlatmaya gerek olmadığı kanısındayız. Toplantıda, OSBÜK Genel Sekreteri Ali Bey’in de belirttiği gibi ,ülkemizde toplam 289 OSB’nin bulunduğu , bu OSB’lerde ise  toplam 1 milyon 610 bin 317 kişinin istihdam edildiği dikkate alındığında, OSB’ler ve OSBÜK ün önemi zaten  kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.  Bu nedenle de bundan böyle etkinlik sayıları ve çeşitleri yanı sıra, katılımın nitelik ve niceliğinin artırılması da ülke sanayisi açısından son derece önemli olacağı açıktır.

Çalıştayın somut etkinlik konusuna gelince.. Çeşitli konularda görüş alışverişleri oldu. Bunların bir kısmı sözlü ve yazılı olarak dile getirildi. Ben bir hukukçu olarak kendi adıma şunları dile getirmeye çalıştığımı söyleyebilirim:

Öncelikle OSBÜK’ün  kuruluş ve yapısının,  4562 Sayılı OSB kanunun 27.maddesine dayanarak OSB Uygulama Yönetmeliğinin 143. ve devamı maddelerinde olduğu gibi  değil, tamamen kanun  ile yapılması gerekir.   

Bilindiği üzere mevcut durumda OSBÜK’ün kuruluş yapısı ve işleyişi tamamen yönetmelikle sağlandığı için, üyeliğin ihtiyariliğinden tutun, üyeleri üzerinde hiç bir hukuki yaptırıma sahip olmamaya uzanan, böylece de kâğıt üzerinde mevcut, ama işlevi pek olmayan bir yapıda olmasına neden olmaktadır.

Çünkü, yönetmelikle düzenlenen bir yapıya, üyeleri üzerinde yaptırım uygulama vb hak ve yetkiler verilemez, verilirse de bu, öncelikle Anayasanın 38-73.maddelerine aykırı olur.  

Bu nedenle kuruluş ve işleyiş şeklinin, yönetmelikle değil, kanunla düzenlenmesi son derece önemli bir konudur ki ilgili kişilerin bunu her düzeyde sıklıkla dile getirmesi gerekir düşüncesindeyim.

Çok önemli bulup dile getirdiğim diğer bir konu ise, OSBÜK’ün kuruluş ve işleyiş şeklinin,  ona kamulaştırma da yapabilen kamu tüzel kişiliği kazandıracak 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na benzer bir kanunla yapılmasıdır.

Tabii ki bu  kanunun içeriği , Torba Kanunu’nda olduğu gibi kanunun genel sistematiği ile çelişen maddelerle değil, sanayici ve  hukukçularla yapılacak uzun bir çalışma sonra oluşturulmalıdır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.