banner93

OSB’lerin ruhsat ve izin verme yetkisine sahip olmaları nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı yükümlülüklerini anlatan yazım, 03 Nisan 2017 tarihli Sanayi Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Bir meslektaşımın 08 Mayıs 2017 tarihli Sanayi Gazetesi’ndeki yazısında, konuya ilişkin hukuki değerlendirmelerimin yanlış olduğundan bahisle yanıltıcı bilgiler aktarılmış olmasından dolayı konuya yeniden dönmek gerekti. Hemen belirtmem gerekir ki amacım polemiğe girmek değildir. Ancak, ilgililerin yanılgıya düşürülmelerini engellemek için açıklama yapma ihtiyacı duydum. Ayrıca sayın meslektaşım açıklamalarını benim yazım üzerinden yaptığı için de bu yazıyı yazmam gerekti.

Meslektaşımın yazısında ileri sürdüğü iddialara ilişkin değerlendirmelerimi şu şekilde sıralamak mümkün:

1)

Söz konusu yazıda; "Öncelikle, yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni veya diğer adı ile iskan ile ilgili her türlü düzenlemede esas alınacak temel ve özel kanunun, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu değil, 3194 Sayılı İmar Kanunu ve o kanunun ilgili yönetmelikleri olduğu" ileri sürülerek öncelikli hukuki temelin ve bakışın ana noktasının bu olması gerektiği belirtilmektedir.

"Aynı konuda, birbiriyle çelişen birden fazla kanuni düzenleme bulunması halinde yeni ve özel kanunun uygulanacağı" bilgisi, hukuk fakülteleri birinci sınıfta ilk öğretilen temel ilkelerdendir. Ancak altı çizili kısımda vurgulandığı üzere; "genel kanun-özel kanun" irdelemesi yapılarak özel kanunun uygulanacağına karar verilebilmesi için; "aynı konuda, birbiriyle çelişen birden fazla kanuni düzenleme bulunması" gerekir.

İnceleme konusu somut olayda ise;

  • 3194 sayılı İmar Kanunu’nda, yapı kullanma izin belgesi verilmesine ilişkin usul ve esaslara dair,
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda ise, ruhsat vermeye yetkili kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin "bildirim" ve yapı kullanma izin belgesi verilmeden önce ilgililerden "ilişiksizlik belgesi isteme" yükümlülüklerinin bulunduğuna; bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, aynı kanunda öngörülen idari para cezası ve/veya idari ve cezai işlemlere muhatap olacaklarına ilişkin

düzenlemelere yer verilmiştir.

            Bu iki düzenleme, aynı konuda birbiriyle çelişen kural koymamakta, tersine birbirini tamamlamaktadır. Şöyle ki;

· OSB'ler,  yapı kullanma izin belgesini 3194 sayılı Kanun çerçevesinde ve bu kanunda öngörülen usul ve esaslar dairesinde verecektir.

· Ancak, hak sahiplerine bu belgeyi vermeden önce 5510 sayılı Kanun gereğince SGK'dan ilişiksizlik belgesi isteyecektir.

            Bu nedenle de iki kanun arasında bir uygulama önceliği araştırmasına girip "özel kanun-genel kanun" irdelemesi yapmak hukuka aykırı ve yanlıştır. Her iki kanun da uygulanmak zorundadır.

            2)

            Bahse konu yazıda; "5510 sayılı Kanun’un dayanak gösterilen 90. maddesinin OSB’lerdeki katılımcıları kapsamadığı" iddia edilerek, bir diğer yanlışa düşülmektedir. Şöyle ki;

            5510 sayılı Kanun’un 90. maddesinin dördüncü fıkrası, "Valilikler, belediyeler, il özel idareleri ve ruhsat vermeye yetkili diğer merciler tarafından, geçici iskân veya yapı kullanma izin belgesi verilmeden önce yapılan inşaat dolayısıyla, diğer kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ve bankaların ise Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenecek işlemlerinde kuruma borçlarının bulunmadığına dair ilgililerden kurumca düzenlenmiş bir belgenin istenmesi zorunludur" şeklindedir.

            Bu hüküm gereğince:

  • ruhsat vermeye yetkili OSB'ler tarafından,
  • yapı kullanma izin belgesi verilmeden önce,
  • yapılan inşaat dolayısıyla SGK'ya borçlarının bulunmadığına dair
  • ilgililerden (ve tabii katılımcılardan) SGK tarafından düzenlenmiş bir belgenin istenmesi zorunludur.

            Katılımcıların madde kapsamı dışında olduğuna ilişkin hukuksal bir dayanak bulunmamaktadır. Kaldı ki söz konusu iddianın kabulü, OSB'lerin katılımcılara yapı kullanma izin belgesi verme yetkisini inkar etmek anlamına gelecektir.

            3)

            Yine bahse konu yazıda; "iskan için ilişiksizlik belgesi istemek, kanunda açıkça yazılı olmayan bir hususu, kişilere dayatmaktır" denilmekte ise de yukarıda yer verilen aynen alıntıda görüldüğü üzere,  5510 sayılı Kanun’un 90. maddesinin dördüncü fıkrasında yani kanunda, "iskan için ilişiksizlik belgesi istemek" hususu açıkça yazılıdır.

            4)

İddia edildiğinin aksine; 3194 sayılı Kanun’un 30. maddesinde (ve hatta OSB Uygulama Yönetmeliğinin 90. maddesinde ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 64/A maddesinde) yapı kullanma izni verilirken 5510 sayılı Kanun’da öngörülen "ilişiksizlik belgesinin" istenmeyeceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

            5)

            Elbette yapı kullanım izni almayı hak etmiş katılımcıların SGK'ya olan borçlarını ödemeden bu izni almalarını engeller nitelikteki kanuni düzenlemenin doğruluğu/yanlışlığı tartışılabilir. Bence de bu düzenleme, ilintisiz iki alanın birini diğerine denetletmek saikiyle karıştırılmasından öte bir anlam ifade etmemektedir ve yerinde bir düzenleme değildir. 

            Ancak; 03 Nisan 2017 tarihli Sanayi Gazetesi'nde yayınlanan yazımda ayrıntılı olarak açıkladığım üzere; OSB’ler tarafından katılımcılara yapı kullanma izni verilirken, SGK’dan ilişiksizlik belgesi istenmesi, kanuni bir zorunluluktur.  

            Kuşkusuz, bu yükümlülük yerine getirilmeden yapı kullanma izin belgesi tanzim edilmiş olması, 3194 sayılı Kanunda aranan koşulların gerçekleşmesi kaydıyla, belgeyi geçersiz kılmayacaktır.  Ancak bu durumda 5510 sayılı Kanun’da öngörülen yaptırımların uygulanacağı da tartışmasızdır.

            Son sözü, meslektaşımın kurduğu cümle formatında söylemek isterim:

            Yukarıda açıkladığım üzere; meslektaşımın ileri sürdüğü tüm iddia ve görüşler hukuka aykırı ve yanlıştır. Hal böyleyken ve buna rağmen OSB’lerin yapı kullanma izin belgesi için katılımcıdan ilişiksizlik belgesi istememesi gerektiği iddiasını destekler yönde hukuki görüş bildirilmesi, belki sanayicilerin hoşuna gidecek argümanlar türetmeyi amaçlayan, ama özünde, temel hukuk ilkelerine aykırı bir durumdur.

            Ayrıca, yazmadığım şeyleri (iskan veya yapı ruhsatı için, 3194 sayılı İmar Kanunu dışındaki başka bir kanun maddesine dayanmak gerektiği gibi) yazmışım gibi göstererek bunlar üzerinden eleştiri yapmak da bütünüyle etik dışıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.