banner93

OSB’lerde yapı kullanma izni (iskan) verilebilmesi için, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ilişiksizlik belgesi istenmesine dair yanlış uygulama, uzun zamandan beri bir hukukçu olarak beni rahatsız eden bir konuydu. Bu nedenle, iskan için katılımcıdan ilişiksizlik belgesinin istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, belli ortamlarda sıklıkla dile getirmişimdir. Ancak, değerli bir hukukçu meslektaşımın, 3 Nisan 2017 tarihli Sanayi Gazetesi’ndeki yazısında; “OSB’ lerde katılımcıya verilecek iskan için, 5510 Sayılı Kanunun 90. maddesi gereğince, SGK’dan ilişiksizlik belgesi istenmesi, aksi takdirde ilgililer hakkında aynı kanunun 102. maddesi gereğince, cezai işlem yapılabileceği ” yönündeki yazısı nedeni ile kendimi, bu yazıyı yazmak zorunda hissettim.

Değerli meslektaşımın görüşünün aksine, hukuki görüşüm: OSB’lerde katılımcının iskan talebi için, SGK’dan ilişiksizlik belgesinin istenmesinin hukuka aykırı olduğudur. Buna rağmen uygulamada OSB’ler, ilişiksizlik belgesi getirmeden katılımcıya iskan vermemektedir ki bunun hukuka aykırı olduğuna aşağıda kısaca değinmeye çalışacağım...

Öncelikle, yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni veya diğer adı ile iskan ile ilgili her türlü düzenlemede esas alınacak temel ve özel kanun, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu değil,3194 Sayılı İmar Kanunu ve o kanunun ilgili yönetmelikleridir.

Dolayısıyla, öncelikli hukuki temelin ve bakışın ana noktası bu olmalıdır.

Bu çerçevede olaya bakıldığında, ilk göze çarpan husus; 3194 Sayılı İmar Kanunu, 2. maddesinde de açıkça belirtildiği gibi, (4.maddesinde sınırlı olarak sayılan bazı özel durumlar hariç olmak üzere ki onların da konumuzla ilgisi yoktur) tüm özel ve resmi yapılar bu kanuna tabidir. İmar Kanunu’nun bu açık hükmü karşısında siz artık, iskan veya yapı ruhsatı için, başka bir kanun maddesine dayanmanın, hukuken mümkün olmadığı açıktır.

Bu kanunun, yapı kullanma iznini düzenleyen 30. maddesinde ise öz olarak, “herhangi bir ilişiksizlik belgesine değinmeden, sadece yapının onaylı projelere uygunluğunun ve fennen kullanılmasında bir sakınca olup olmadığına bakılarak iskan verileceği, hatta bu işlemin, mutlaka en geç 30 gün içinde gerçekleştirilmesi, aksi takdirde iskanın verilmiş sayılacağı” açıkça belirtilmiştir. Benzer düzenleme, OSB Uygulama Yönetmeliği’nin 90/1 maddesinde de mevcuttur.

Bu durumda, gerek iskanla ilgili temel ve özel kanun olan İmar Kanunu ve ilgili imar yönetmeliklerinde, gerekse OSB Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinde, iskan için, ilişiksizlik belgesinin istenemeyeceği açıkça belirtilmiş olmaktadır. Hatta, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 64/A maddesinde, “kişiden, iskan için, vergi borcu işgaliye borcu vb borç yoktur yazılarının istenemeyeceği” hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde kesin bir şekilde belirtilmiştir.

Buna karşın, meslektaşımın aksi görüşteki yazısında ise bunların hiçbirine değinilmemiş, sadece 5510 Sayılı Kanun’un 90. maddesinden hareketle, iskan için ilişiksizlik belgesinin isteneceği belirtilmiştir ki bu görüş, ilgili Bakanlıkça da benimsenmekle birlikte hukuken yanlıştır.
Nedenine gelince: Öncelikle, yukarıda da belirttiğimiz gibi, yapı ruhsatı ve iskan konularında uygulanacak temel ve özel kanun, 3194 sayılı İmar Kanunu’dur. 5510 Sayılı Kanun ise genel bir kanun olup, özel kanun- genel kanun ayrımında uygulanacak kanun özel kanundur. Dolayısıyla bahsi edilen görüş öncelikle bu açıdan hukuka aykırı ve yanlıştır.

İkinci yanlış nokta ise: 5510 sayılı Kanun’un dayanak gösterilen 90. maddesinin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Zira bu madde, amaç doğrultusunda ve bir bütünlük içerisinde incelenip değerlendirildiğinde, aslında, OSB’lerdeki katılımcıları kapsamadığı açıkça görülmektedir.
Hal böyleyken ve buna rağmen uygulamada, OSB’lerin iskan için katılımcıdan ilişiksizlik belgesi istemesi ve bunu destekler yönünde hukuki görüş bildirilmesi, belki kamu gelirini artırmayı amaçlayan, ama özünde, temel hukuk ilkelerine aykırı bir durumdur. (Böyle bir zorunluluk, özünde, vergi borcu olan birini, borcu olduğu için, temel haklarından olan, sağlık veya eğitim hizmetinden yoksun bırakmaktan farklı olmayan bir durumdur.)

Sonuç olarak, yukarıda bahsini ettiğimiz konuyla ilgili temel ve özel mevzuatı göz ardı edip, kamuya gelir sağlamak veya ne amaçla olursa olsun, genel kanunu yanlış yorumlamak suretiyle, İSKAN için İLİŞİKSİZLİK belgesi istemek, kanunda açıkça yazılı olmayan bir hususu, kişilere dayatmaktır ki bu da en başta ANAYASA’NIN 2, 38-73-123 maddeleri ile temel hukuk ilkelerine aykırıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tacettin Pak 2017-07-19 20:29:30

Avukat bey , OSB'lerin ücretsiz olarak çeşitli gerekçelerle aldıkları yerlerin bir şey yapmadıkları için yine mal sahiplerine devretmek yerine yine rayiç bedeli üzerinden satmak istemleri yeni çıkan kanunla çelişmiyor mu ?Kanunda mal oluş fiyatına azami % 25 kar koymaları emrediliyor. Mal oluş SIFIR ise bunu nasıl değerlendirebiliriz ?
saygılar.