Bir önceki yazımda; OSB’lerde kiralamanın genel şartları üzerinde durulmuştu. Bu defa, 4562 sayılı OSB Kanunu’nun 18’inci maddesinin onuncu fıkrasıyla düzenlenmiş olan OSB’lerdeki sanayi parsellerinde yer alan tesislerde, bir katılımcı ya da kiracısı üretim yapabilir prensibinin istisnalarıyla ilgili özel şartlar üzerinde durulacaktır.

Maddenin bu fıkrasına göre; 6102 sayılı Kanun’da tanımlanan hâkim ve bağlı şirketler, Kanun’un geçici 1’inci ve geçici 2’nci maddesi kapsamına giren OSB’lerde 1/7/2017 tarihinden önce yapı kullanma izni almış olan tesisler ve geçici 5’inci maddesi kapsamında olan OSB’lerde bulunan tesisler bu fıkrada (OSBK md:18/10) yer alan kiralamaya ilişkin kısıtlamalardan muaftır.

Ancak 4562 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinin onuncu fıkrasında kiralamaya dair açık bir kısıtlama mevcut olmamakla birlikte, Kanun’un genel mantığından ve bu maddenin onuncu fıkrası birinci cümlesinden bir tesiste/parselde bir katılımcının üretim yapabileceği veya faaliyette bulunabileceği anlaşılmaktadır. Bir tesiste/parselde bir katılımcının üretim yapabileceğinden hareketle tesisin kiralanması durumunda da bir kiracının üretim yapabileceği sonucuna yorum yoluyla ulaşmak mümkündür.

Nitekim, 4562 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında, kiracı tanımında yer verilen düzenleme yetkisi uyarınca, Kanun’daki “… kısıtlamaya…” ilişkin boşluğu gidermek amacıyla yukarıda belirtilen yoruma uygun olarak, OSB Uygulama Yönetmeliği’nin (OSBUY) kiralamayı düzenleyen 63’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin beşinci alt bendinde, kiralayan katılımcı yönünden OSB’ye sunulacak belgeler arasında; “Tesisin sanayi parselinde bulunması halinde, tesisin bağımsız bölüm oluşturmadan bir bütün halinde kiraya verileceğine dair beyan” alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu beyana göre; her sanayi parselinde bağımsız bölüm oluşturulmadan tek bir gerçek veya tüzel kişi kiracı olarak üretim yapabilir. Bu durum kiraya veren katılımcı yönünden bir kısıtlamadır.

Aynı maddenin beşinci fıkrasında; Kanun’daki kiralamaya ilişkin düzenleme tekrarlandıktan sonra, bu defa yukarıda açıklanan kısıtlamanın bazı kiralamalarda uygulanmayacağı açıklanmıştır. Buna göre; katılımcının tesisini hâkim ve/veya bağlı şirketine kiraya vermesi, Kanun’un Geçici 1’inci ve Geçici 2’nci maddeleri kapsamında kurulan OSB’lerde 01/7/2017 tarihinden önce yapı kullanma izni almış olan tesislerin kiraya verilmesi ve geçici 5’inci maddesi kapsamında olan OSB’lerde tesisin kiraya verilmesinde, yukarıda açıklanan kiralayandan OSB’ye sunulması istenen beyan aranmayacaktır (OSBUY. Md: 63/5). Bu şu anlama geliyor; tesis birden fazla kişiye kiraya verilebilir. Birden fazla kişiye kiraya vermenin bir sınırı var mı? Buna bakmak lazım.

OSBUY’un 63’üncü maddesinin beşinci fıkrasında bu konuda bir düzenleme mevcuttur. Bu fıkrada; “Bu kapsamda oluşturulacak bağımsız bölüm büyüklüğü ve sayısı, müteşebbis heyetin/genel kurulun bölgenin teknik altyapı durumunu da göz önünde bulundurarak alacağı kararlar ile belirlenir” kuralına yer verilmiştir. Böylece; bölgenin teknik altyapı durumu dikkate alınmak suretiyle bir tesiste oluşturulacak bağımsız bölüm büyüklük ve sayısını belirleme görevi müteşebbis heyete/genel kurula verilmiştir. Dolayısıyla Yönetmelik ile getirilmiş olan kısıtlamadan muafiyete bir sınır getirilmesi öngörülmüştür. Bu fıkra kapsamına, 4562 sayılı Kanun’un 18’inci maddesi onuncu fıkrası uyarınca kısıtlamadan muaf olan tesisler girer.

Sınırı koyma görev ve yetkisi, OSB organlarına bırakılmış, ancak kiralamada en fazla kaç bağımsız bölüm oluşturulacağı ve büyüklüklerinin en az ne kadar olacağı konusunda bir belirleme yapılmamıştır. Her OSB’nin kendine göre belirleme yapacak olması nedeniyle, OSB’ler arasında uygulama birliği sağlanamayacaktır. Halbuki Kanun’un 18’inci maddesi onuncu fıkrası kapsamına giren küçük sanayi sitelerinden oluşan OSB’ler hariç, parsel büyüklükleri esas alınarak Yönetmelik’le bağımsız bölüm sayısı ve en az büyüklüğün ne kadar olacağı belirlenerek standardizasyon sağlanabilirdi.

Diğer önemli bir konu; OSB’lerin bağımsız bölüm sayısı ve en az büyüklüğü belirlememiş olmasıdır. Bu konuda bir karar alınmamış olması, Yönetmelik’le getirilen tedbirlere uymaması ve dolayısıyla Kanun’un 23’üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer verilen “OSB … organ üyeleri ve personeli, …bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin alınan tedbirlere uymak zorundadır” şeklindeki kuralın ihlali olarak değerlendirilebilir.

Diğer sınırlayıcı bir düzenleme, Yönetmelik’in aynı maddesinin altıncı fıkrasında yapılmıştır. Bu fıkra; “Katılımcının, 6102 sayılı Kanun’da tanımlanan hâkim ve bağlı şirket niteliğinde olması durumunda, katılımcının parselde üretim faaliyetini sürdürmesi şartıyla, şirketler birliğinde yer alan diğer şirket/şirketlere, ana faaliyet konusunun herhangi bir aşamasında faaliyet göstermesi için kiralama yapılabilir” şeklindedir. Öncelikle bu fıkrada, “... şirketler birliğinde ...” ibaresinin kullanılmış olmasının isabetli olmadığını belirtelim. Hukukumuzda hâkim-bağlı şirket ilişkisini tanımlayan kavram şirketler topluluğudur. Şirketler birliği daha çok iki ya da daha fazla şirketin/işletmenin belirli bir projenin uygulanması konusunda yaptığı geçici iş birliğidir, yani konsorsiyumdur.

Bu fıkra düzenlemesi ile katılımcının hâkim-bağlı şirketlerine tesisini kiraya verebilmesi bakımından Kanun’da olmayan ilave iki şart getirilmiştir. Bunlardan ilki, tesisin hâkim veya bağlı şirkete kiraya verebilmesi için katılımcının da aynı tesiste üretim faaliyetini sürdürmesi, ikincisi de kiracı şirketin, katılımcının ana faaliyet konusunun herhangi bir aşamasında faaliyet göstermesidir. Bu çoğu zaman mümkün olmayabilir.

Kanunda, hâkim-bağlı şirketlerle ilgili özel bir düzenleme yapma veya sınırlama koyma yetkisi verilmemiştir. Dolayısıyla katılımcı ile hâkim-bağlı şirket ilişkisine bağlı kiralamalarda, ek şartlar getirilerek maddenin uygulama alanının daraltılmış olduğu düşünülebilir. Kanunun 3’üncü maddesi (kiracı yönünden verilen düzenleme yetkisi) ve genel düzenleme yetkisi çerçevesinde, maddenin kapsamı daraltılabilir mi? Bu sınırlamanın niteliği ve kapsamının hâkim-bağlı şirketler bakımından Kanun’un 18’inci maddesinin onuncu fıkrasını aşan bir boyutu var mıdır? Değerlendirilmesi ve üzerinde çalışılması gereken konulardan olduğu kanaatindeyim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.