banner93

18-24 Eylül tarih ve 382 sayılı Sanayi Gazetesinde, 7033 sayılı kanunla OSB kanununa getirilen düzenlemelere çok genel olarak değinmiş, bundan sonraki yazılarımızda ise maddeler bazında da daha somut değerlendirmeler yapacağımızı dile getirmiştik. Bu nedenle bu yazımız ve sonraki yazılarımızda bu yeni düzenlemelere ilişkin daha somut hukuki değerlendirmelerimize devam edeceğiz.   

Pek tabii ki bu yeni düzenlemeler ile sanayici açısından bazı olumlu değişiklikler yapılmıştır ki çok önemli gördüğüm bazı mali avantajlar şunlardır:

7033 Sayılı kanunun 7. maddesi ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılarak, OSB’lerdeki katılımcılardan, adlarına yapılan arsa tahsislerinden doğan sözleşme ve taahhütlerden artık damga vergisi alınmayacaktır.

Keza yine bu yeni kanunun 8. maddesi ile de 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 59/1-bendinde değişiklik yapılmak suretiyle, bu arsaların veya OSB içindeki binaların devir ve tescil işlemleri ile cins değişikliği işlemleri harçtan muaf hale getirilmiştir ki bu muafiyet, bina değerleri dikkate alındığında doğacak olan harçlar nedeni ile sanayici için gerçekten önemli bir avantaj sağlayacaktır.

Buna karşın,  diğer bazı muafiyete ilişkin düzenlemelerin ise katılımcıya gerçek anlamda somut bir katkı sunmaktan uzak olduğu düşüncesindeyim. Bunlara kısaca değinecek olursak:

Bilindiği üzere, 7033 sayılı kanunun 10. maddesi ile 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 4 (m) fıkrasına  “...organize sanayi bölgelerinde yer alan binalar”  cümlesi de eklenmek suretiyle OSB’lerde emlak vergisi muafiyeti,  aynı kanunun 27. maddesi ile de 3093 sayılı kanunun 4. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle, elektrik bedellerinden alınan yüzde 2 oranındaki TRT payının kaldırılması sağlanmıştır. İlk anda,  bu iki muafiyet de uygulamada sanayici açısından olumlu  sonuçlara neden olacağı algısı yaratabilir. 

Ancak, bu iki madde ile dile getirilen  “muafiyet”  sözcükleri,  ilk anda olumluluk arz etse de konu; somut sonuçlar ışığında irdelendiğinde,  en azından mali avantajları yönünden olumlu bir etkisinin olmayacağı görülecektir. Şöyle ki:

Önce, TRT payını ele alalım: Evet, yeni düzenleme ile yüzde 2 oranındaki TRT payının kalktığı doğrudur. Ancak kalkan bu yüzde 2 paya karşılık olarak, bu sefer de sanayiciye daha ağır mali yükler getirmiştir. Maddenin yeni metni aşağıdaki gibidir:

Madde 4 – a) Aşağıdaki cihazları imal edenler cihazın satış faturasındaki (özel tüketim vergisi hariç) Katma Değer Vergisi matrahı, ithal edenler ise gümrük giriş beyannamesindeki (özel tüketim vergisi hariç) katma değer vergisi matrahı üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere, ilave bir yazılım veya donanım desteği olsun veya olmasın doğrudan, internet üzerinden veya başka bir yolla her türlü görsel ve/veya işitsel yayınları alabilen;

6. (Ek: 18/6/2017-7033/27 md.)Cep telefonları için yüzde 6,

7. (Ek: 18/6/2017-7033/27 md.) Bilgisayarlar ve tablet bilgisayarlar için yüzde 2,

8. (Ek: 18/6/2017-7033/27 md.)Taşıtlarda yer alan bandrole tabi cihazların ayrı ayrı tevsik edilememesi hâlinde, imalatta taşıtın satış faturasındaki (özel tüketim vergisi hariç) katma değer vergisi matrahı, ithalatta ise gümrük giriş beyannamesindeki (özel tüketim vergisi hariç) katma değer vergisi matrahı üzerinden;

9. (Ek: 18/6/2017-7033/27 md.)Video görüntü veya ekranına bağlantı yapılmak üzere tasarlanmış olan televizyon alıcıları (uydu alıcıları, set üstü medya kutuları dâhil) için yüzde 10,

Tutarında ücret tahsil ederler ve 5’inci maddeye göre Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna öderler.

Yukarıdaki kanunun yeni halinden de açıkça görüleceği gibi; yüzde 2 oranındaki TRT payı kaldırılmış,  ancak bu sefer de önceden olmayan pek çok  kalem ve oranda yeni vergi yükleri  getirilmiştir  ki  bu çerçevede olaya bakıldığında, gerçek anlamda bir muafiyetten ya da azalan mali yükten söz edilemeyecektir.

Emlak vergisine gelince, orada da aslında yaygın olan durumla ilgili bir muafiyetten söz edilemeyecektir:

Zira eğer sanayici henüz binasını yapmamış ise, arsa vergisinden muaf olmadığından vergisini ödeyecektir.  Zira 7033 sayılı kanununla gelen muafiyet, arsaları kapsamamak tadır.

Yani OSB’lerde fabrika binası yapmak üzere arsa satın almışsanız, bina yapıncaya kadar emlak vergisini ödeyeceksiniz. Bina yaptıktan sonra ise eğer bu binayı bir başka sanayiciye kiraya vermiş,  hatta kanunun mantığına göre, o binada, (hakim ve bağlı şirket olma hali dışında) taşınmaz sahibi kişiye ait bir başka firma dahi olsa, kiralama işlemi yapamayacağınız gibi, farz edelim ki yine de kiralama yaptınız, o durumda da (diğer yaptırımlar hariç olmak üzere)  bina vergisinden muaf olamayacaksınız.

Diyelim ki üretim yapan ve bina sahibi de olan x katılımcısının,  bir de y pazarlama firması var. X firması ortakları ile y firması ortakları (mesela aile şirketi olması itibari ile) aynı ortaklardan oluşsa dahi, aynı parselde faaliyet gösteremeyecektir. Buna rağmen hukuki riski göze alıp, aynı parselde faaliyet göstermesi halinde ise, yasal açıdan bir kiralama işlemi söz konusu olacağından, belediye tarafından bina vergisine muhatap kılınabilecektir. Yeni düzenlemede, her ne kadar “hakim ve bağlı şirket”lerin, bundan muaf olduğu ve kiralama yapabileceği belirtilmiş ise de TTK’da belirtilen hakim ve bağlı şirket kavramı, iki şirketin aynı ortaklardan oluşması dışında, tamamen farklı bir duruma işaret ettiğinden, aynı ortaklardan oluşan bir üretim ve pazarlama firması aynı parselde faaliyet gösteremeyecektir!

Bu ilginç durumun, uygulamada çok sayıda şikayetlere neden olacağını şimdiden görmek mümkündür ve bunun da “hakim ve bağlı şirket” kavramının yeterince doğru kavranamamış olmasından kaynaklandığı düşüncesindeyiz.  Eğer bu kavram, doğru algılanmış olsaydı,  bu maddede:  “hakim ve bağlı şirket” yerine  “aynı ortaklardan oluşan, aralarında organik bağ olan vb” tanımlar kullanılmak suretiyle, uygulamada sıkça karşılaşılan duruma daha uygun bir hale getirilebilirdi diye düşünüyorum.

Kaldı ki bir binada, kiracının da OSB mevzuatına uygun üretim yapacağı düşünüldüğünde,  salt o binada, tümüyle ya da kısmen kiraya verme nedeni ile o binayı bina vergisi muafiyetinden mahrum bırakmanın, toplumsal ya da mantıksal bir nedeninin de olmadığı düşüncesindeyiz. Bu nedenle en kısa zamanda 7033 sayılı kanunun 51. maddesi ile SB kanunun 18. maddesinde eklenen: “...OSB’lerde yer alan her bir parselde bir katılımcı ya da katılımcının kiracısı üretim yapabilir. 6102 Sayılı TTK da tanımlanan hakim ve bağlı şirketler bu hükümden istisnadır” şeklindeki düzenlemenin, yukarıda belirttiğimiz şekilde değiştirilmesinde yarar vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.