Tedbirli büyümeye devam

Eskişehir OSB Başkanı Savaş Özaydemir, “2012 yılında ticaret ve sanayi ile uğraşan tüm işletmelerin eski dönemlerin aksine, AB’de gelişmeleri göz önünde bulundurarak sanki kriz olabilecekmiş gibi her gelişmeye hazırlıklı bir şekilde, tedbiri elden bırakmadan yatırıma ve büyümeye devam etmeli” dedi.

Tedbirli büyümeye devam

Eskişehir OSB Başkanı Savaş Özaydemir, “2012 yılında ticaret ve sanayi ile uğraşan tüm işletmelerin eski dönemlerin aksine, AB’de gelişmeleri göz önünde bulundurarak sanki kriz olabilecekmiş gibi her gelişmeye hazırlıklı bir şekilde, tedbiri elden bırakmadan yatırıma ve büyümeye devam etmeli” dedi.

14 Mayıs 2012 Pazartesi 09:58
Tedbirli büyümeye devam


  Eskişehir OSB Başkanı Savaş Özaydemir, Sanayi Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Özaydemir, Türkiye’nin 2023 yılında bugünkünden çok daha büyük ve çok daha güçlü bir ülke olarak, dünya siyasetine ve ekonomisine daha fazla etki eden bir ülke konuma geleceğini belirtiyor.
2012’de ekonomiyi soğutmaya yönelik alınan tedbirlerinde etkisiyle büyümenin yüzde 4 civarında olmasını beklediklerini dile getiren Özaydemir, İşsizliğin yüzde 10’larda seyretmesi ve enflasyonun yılsonunda yüzde 7 ya da 8’lere ineceğini düşündüğünü kaydediyor.
Özdemir; sanayinin en büyük sorunundan da bahsetti. Özdemir’e göre en önemli sorun; dinamik, yaratıcı personele olan ihtiyaç ve eğitim sistemi. “Ufku geniş, araştırma geliştirme kabiliyeti yüksek, öngörüsü geniş her kademedeki personel eksikliği sanayimizin gelişimi için büyük bir sıkıntı oluşturuyor” diyor.

Eskişehir OSB başkanı olarak sizce hükümetin belirlemiş olduğu 2023 hedefleri yakalanabilir mi?
Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağımız 2023 yılına doğru Türkiye her açıdan büyüyen bir devlet olarak, sadece komşuları açısından değil çok geniş bir coğrafyaya stratejik olarak etki edecek şekilde çok önemli bir ekonomik, askeri, teknolojik ve sosyo-kültürel güç haline gelecektir. Ekonomik alanda görülen istikrarlı ve sürdürebilir büyüme temposu, etki sahamızın gelişmesi bakımından uygun konjöktürün yakalamış olması, dış politikada bölgesel olarak Türkiye’nin artan rolü ve etkinliği 2023 yılında Türkiye’ye bugünkü konumundan çok üst düzeylere taşıyacağı açıktır. 
Ekonomideki, teknolojideki ve bilgi üretiminde sağlanacak ilerlemeye paralel olarak 2023’lü yıllarda Türkiye kendi yolcu ve savaş uçağını yapan, kendi askeri silah ve malzemelerini büyük ölçüde yerli kaynaklarla kendisi üreten, kendi uydusunu yerel imkânlarla ve beyin gücüyle yaparak ve bunu uzaya gönderen, birçok şehrini hızlı trenlerle birbirine bağlayan, şehirleşmede ülke genelinde yüzde80’lere ulaşan, enerji üretiminde ve bölgesel olarak enerji kaynaklarının (doğalgaz, petrol, elektrik) dağıtımında ve ulaşımında bugünkünden daha önemli ve kilit rol oynayan bir ülke haline gelecektir.

Ancak tüm bunlar için sanayi yapımızın daha yüksek katma değer üreten ve hammaddeye ile ara ürünlere doğru kapasite artırımları gerekmektedir. Hedeflerin hepsi yakalanamasa bile, Türkiye 2023 yılında bugünkünden çok daha büyük ve çok daha güçlü bir ülke olarak, dünya siyasetine ve ekonomisine daha fazla etki eden bir ülke konuma gelecektir.


2012 yılı ile ilgili öngörüleriniz neler. Türkiye 2012 yılını sizce nasıl geçirecek?

2012 yılında Türkiye ekonomisine yönelik genel beklentilerimizi kısaca ortaya koyacak olursak, yeni yılda ekonomiyi soğutmaya yönelik alınan tedbirlerinde etkisiyle büyümenin yüzde 4 civarında olması, işsizliğin yüzde 10’larda seyretmesi ve enflasyonun yılsonunda yüzde 7 ya da 8’lere ineceği düşüncesindeyiz. 2012 yılı ciroları 2011’den düşük olacaktır. Bu kapsamda 2012 yılında ticaret ve sanayi ile uğraşan tüm işletmelerin eski dönemlerin aksine, AB’de gelişmeleri göz önünde bulundurarak sanki kriz olabilecekmiş gibi her gelişmeye hazırlıklı bir şekilde, tedbiri elden bırakmadan yatırıma ve büyümeye devam etmeleri doğru bir hareket tarzı olacaktır.


Size göre Türkiye sanayicisinin en önemli sorunları ve çözüm önerileriniz ne
ler?
Bu anlamda en önemli sorun dinamik, yaratıcı personele olan ihtiyaç ve eğitim sistemidir. Ufku geniş, araştırma geliştirme kabiliyeti yüksek, yaratıcı ve öngörüsü geniş her kademedeki personel eksikliği sanayimizin gelişimi için bir sıkıntı oluşturmaktadır. Bu noktada da eğitim sistemimiz devreye girmektedir. Ezbercilik ve bir sonraki imtihana hazırlık mahiyetinde olan şuan ki eğitim sistemi mutlaka gözden geçirilmelidir. Sıkıntılarımızın başında öğrenmeyi öğretmememiz gelmektedir. Eğitim sistemimizde yapılacak köklü bir dönüşüm, bizim ülke olarak önümüzdeki on yıllar boyunca daha güçlü bir ülke olabilmemiz yönünde atılacak en ciddi ve hayati adım olacaktır.
Şunu unutmamız gerekiyor ki, bundan 50 yıl önce verilen bilgilerin yüzde 75’i iş hayatında öyle ya da böyle bir şekilde işimize yararken, günümüzde bu oran inanılmaz bir şekilde gerileyerek yüzde 2’lere kadar inmiş durumdadır. ABD’nin eski milli eğitim bakanlarından Richard Wilson Riley’in ifadesine göre 2010 yılında en çok talep edilen 10 mesleğin hiç birinin 2004 yılında ortada olmaması ne kadar değişken bir dünyada olduğumuzu çok açık göstermektedir. Teknolojinin son yıllarda inanılmaz şekildeki gelişimi sürekli yeni mesleklerin ve iş kollarının doğmasına neden olmaktadır. Bu nedenle eğitim sisteminde doğru yönde sağlayacağımız büyük ve köklü bir değişim, Türkiye’nin ve çocuklarımızın geleceğini belirleyecek en önemli gücümüzdür.


Yerli otomobil ile ilgili düşünceleriniz neler. Sizce Türkiye kendi otomobilini yapabilecek yeterliliğe sahip mi?
Kendi otomobilini üretme söylemini iyi tarif edip içini iyi doldurmamız gerekmektedir. Bakınız İsviçre, Hollanda, Danimarka gibi ülkeler kendi otomobilini üretmiyor. Bu ülkeler otomobil yapmıyor ama oto ithalatı da onları üzmüyor. Çünkü bu ülkeler ileri teknoloji üretip pazarlayabiliyor. Ülkemizde de bir sürü üretici ve ihracatçı mevcut. Asıl önemli olan yukarıda ismi geçen ülkelerin ithal ettiklerini üretir hale gelmemiz meseleye esas çözüm olacaktır. Tüm kritik ve hayati teknolojilerde üretim yaparak, dünya piyasalarına yön verebilecek konuma gelebildiğimiz takdirde, o teknolojiyi kullanan diğer ürünleri üretip üretmemenin hiçbir anlamı kalmayacaktır. Farklı bir örnek olmasına karşın bugün dünyanın en büyük tekstil ürünleri ihracatçılarından biri olmamıza rağmen, tekstil ve hazır giyim sanayi ürünleri üretiminde kullandığımız başta dikiş makineleri olmak üzere, diğer birçok makine ve cihazların büyük bölümünü hala Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerinden ithal etmeyi sürdürüyoruz. Bu bakımdan her sektörün kendi gelişim çizgisi içinde esas kazanç sağlayan doğru noktasını tespit ederek, o bölümünde gelişmek en doğrusu olacaktır. 


 
Son Güncelleme: 15.08.2015 10:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner78