Sanayinin yeri OSB

Bilecik OSB eski Başkanı Lütfi Çakır, OSB dışı alanların mutlaka sanayiye kapatılması gerektiğin ifade ederek, “Sanayi kuruluşları mutlaka OSB’lerde kurulmalı. OSB’lerde yer yoksa bile müsaade edilmemeli, bölgelerin genişlemesi sağlanmalı” dedi.

Sanayinin yeri OSB

Bilecik OSB eski Başkanı Lütfi Çakır, OSB dışı alanların mutlaka sanayiye kapatılması gerektiğin ifade ederek, “Sanayi kuruluşları mutlaka OSB’lerde kurulmalı. OSB’lerde yer yoksa bile müsaade edilmemeli, bölgelerin genişlemesi sağlanmalı” dedi.

25 Haziran 2012 Pazartesi 17:01
Sanayinin yeri OSB


           
Türkiye’nin, yüzde 100 doluluk oranına ulaşmış ender bölgelerinden Bilecik OSB eski Başkanı Lütfi Çakır, Sanayi Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Sanayi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şenol Aydın’a konuşan Lütfi Çakır, bölgedeki değişimden övgüyle bahsetti.

            Bölgenin sanayicilerin yüzde yüz söz sahibi olduğu genel kurul sistemiyle yönetildiğini ifade eden Çakır, Bilecik OSB’de bölge müdürüne ihtiyaç duyulmadığını kaydederek, “Bilecik OSB bölge müdürü olmadan faaliyetlerini sürdürüyor” diyor.

            Islah OSB çalışmalarına temkinli yaklaşan Çakır, Islah OSB çalışmalarını “sınırlı doğru” şeklinde nitelendirerek, “Bundan sonra ıslah OSB yapılmayacaktır” ile başlaması gerekiyordu” diye düşüncesini bildiriyor.

            Çakır, Bilecik OSB’yi “Türkiye’nin ilk özerk OSB” olarak nitelendiriyor. Çakır, “Bilecik OSB 1996 yılında yüzde 100’lük doluluk oranına ulaştı. Kamudan alınan ve 2004 yılına kadar ödenmesi gereken kredi borçlarını 1996 yılında ödeyen Bilecik OSB özerkliğini elde etti. Bu nedenle Türkiye’nin ilk özerk OSB’si oldu…”

Bilecik OSB’nin genel durumu hakkında bilgi veriri misiniz? Bölgede kaç firma üretim yapıyor, kaç kişi istihdam ediliyor?
Bilecik OSB 1976 kuruldu. 1996 yılı itibari ile yüzde 100’lük doluluk oranına ulaştı. Arsa alımında kullanılmak üzere kamudan alınan ve 2004 yılına kadar ödenmesi gereken kredi borçlarını defaten ve nakden 1996 yılında ödeyerek özerkliğini elde etti. Bu nedenle Türkiye’nin ilk özerk OSB’si oldu.
Bilecik OSB toplam alanı bin 100 dönüm olup bölgede 42 firma faaliyet gösteriyor. Firmaların ağırlıklı üretim konuları mermer, taş ve seramik sektörüdür. Mermer, taş ve seramik sektörü haricinde, iştigal konuları orman sanayi, suni deri suni kösele imalatı,  kimya sanayi, demir dışı metallerin ergitilmesi tesislerini de içine alan sektörler de bulunmakta.
Bölge tam kapasite ile çalıştığında yaklaşık 3 bin 500 kişiyi istihdam ediyor. Bölgede yer alan sanayicilerimiz bölge içi yapılan tüm masrafları kredi faizleri dahil kendileri ödedi. Bölgedeki sanayicilerimize tahsisi yapılan arsaların maliyetleri ise; bölge için yapılan her türlü masraf ve yatırımların bedelleri ile kullanılan kredi ve faizleri de hesaplanarak bulundu.


Siz görevi devraldıktan sonra neler yaptınız?
Göreve devraldığımız yıllarda herhangi bir işlem görmemiş epeyce sanayi parseli mevcuttu. Bu parseller çeşitli nedenlerden dolayı olduğunu gibi kalmıştı. Bu parsellerin incelemesini yaptığımızda ortaya bir realite çıktı. Parsel sahibi firmaların çoğunluğu bölgeye yatırım yapmak gibi bir niyeti olmadığını gördük. Çeşitli nedenlerden dolayı yapmıyorlardı. O dönem öyle bir hadise ile karşı karşıya geldik ki: Sanayi Bakanlığı’nda yaptığımız görüşmeden o zaman ki Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü, bizim bölgemizdeki yapılaşmanın kırmız kalem ile çizildiğini söyledi. Bunun üzerine, Türkiye’de yeni bir model olan ve 4 kişiden oluşan sanayiciler kurulu olarak yola koyulduk. Bu esnada bölge müdür vekili olarak görev yapan vali vekili arkadaşımız bizimle çalışmayacağını ifade etti. Bizde “Evet çalışmayabilirsin” dedik. Valimiz bize “Bölge müdürü olarak bir arkadaşımızı oraya tayin ediyoruz” dedi.  Kabul etmedik. Biz yönetebilen insanlarız ki bunun için buradayız. O andan itibaren ben “Bölgenin bölge müdürüne ihtiyacının olmadığını söyledim. “Peki nasıl olacak” diye sordular, “Ben idare ederim” dedim.

Sanayi Bakanlığı, yasayla Islah OSB’lerin kurulmasına imkan sağlıyor. Sizce kurulacak OSB’ler diğer OSB’ler gibi başarılı olur mu?
Islah OSB’yi kurduğumuzu varsayalım. Kurduk, kuruyoruz da zaten. Kurmamız düşünce olarak model doğru ama sınırlı doğru. “Bundan sonra ıslah OSB yapılmayacaktır” ile başlaması gerekiyor. Neden? Eğer bu yolu açarsanız OSB’ler kalır. Herkes istediği yere fabrika kurar, ıslah OSB yaptırır. Zaten fabrikalar kurulu olduğu için de yönetimi devretmeye mecbursunuz. Adamlar yapılı fabrikayı alıyor sonuçta. Yönetimi de devrettiniz. Sanayilerden bir yönetim oluşturdunuz mu? Bu sefer de çevre mevzuatını değiştireceksiniz. Neden? Çünkü; OSB Yönetim Kurulu, Çevre Bakanlığına karşı 181. ve 182’nci maddeye göre doğrudan sorumlu. Bu kadar sanayi kuruluşunu OSB çatısı altına soktunuz. A fabrikası bir çevre zararı verdi. Verdiği çevre zararından yönetim kurulu sorumlu. Biz bugün bile bunun sıkıntısını çekiyoruz.

Buradaki öneriniz nedir?
Öneri şu; yönetici buldunuz. Yönetici kesinlikle haksız yere eğer ciddi olarak devam ederse hapislerde sürünür.  O zaman talep gerisin geriye döner. Aman biz istemiyoruz OSB kurulmasın. Böyle bir şey yok. Avrupa Birliği’nde kullanılabilir. AB bir OSB yapacaksa ki orada OSB yok sanayi kuruluşları var. Bu model bize ait bir model ve esasında çok doğru bir model. Orada her fabrikanın sorumluluğu yerel yönetim tarafından üstleniyor. Burada Çevre Bakanlığı’nın transfer yasalarının çok iyi tahlil edilerek tekrar süzülüp bakanlığın tarafından yada OSBÜK tarafından değerlendirilmesi lazım. Sanayicinin yanında karar alınması lazım.

OSB dışı alanların sanayi imarına kapatılması gerektiği yönünde görüşler son dönemlerde ağırlık kazanmaya başladı. Siz de bu görüşe katılır mısınız?
Türkiye’de ben 10-15 sene öncesi toplantılarda, Bilecik OSB Başkanı olmanın çok onur verici olduğunu söylüyordum. Nedeni de şu idi; Bilecik toprağın verimliliğinin tartışılması bahis konusu değil. Biz zaten kayaları kırarak temel attık. Dolayısıyla burada altyapı problemi kurarken zor oldu ama bir tarım toprağına en ufak bir şekilde müdahale etmemiş olduk. Ama Türkiye’de OSB kurulurken tarım göz ardı ediliyor. Tarım toprakları da göz ardı ediliyor. Bir defa öncelikle tarım topraklarına OSB’lerin kurulmaması lazım. Kurduklarımız var ama artık 264 tane OSB dediğimize göre Türkiye’de 80 ilde öyle ya da böyle OSB var. O zaman yapılması gereken şu; tarım bölgesini OSB olarak yaptıysak ki yapıyoruz, yerel yönetimlerin kesinlikle OSB’nin dışında, kuruluşlara çalışma izni vermemesi lazım. Daha doğrusu inşaat izninin verilmemesi lazım. Kurulmuşlar var, İskenderun’da olduğu gibi. OSB adı altında bir çatı altına toplanarak, yeni bir sistem de kuruldu zaten oluşturma bir organizasyon yapılıyor. Bu organizasyonun içerisine de fabrikalar yerleştiriliyor. Bu da geçici olarak yapılabilmeli ondan sonra şuandaki OSB’lere işin olduğu yerlere yer varsa dışarıda fabrika kurulmasına izin verilmemeli, yer yoksa OSB genişletilmelidir. Ama dışarıda bir sanayi teşekkülüne izin verilmemeli. Çünkü bu her açıdan doğru olmayan bir şey ve firma bazından da sağlıklı değil. Arkadaşlarımız bunun sağlıklı olup olmadığını baştan kurarken pek hesaba katmıyorlar. Zaman içerisinde ortaya çıkıyor. Çünkü artık çevre diye bir konumuz var. Avrupa ve dünya çevreyi kaybetti ve şimdi çevreyi kurmaya çalışıyor. Biz daha çevreyi kaybetmiş değiliz. Bundan sonra çevre sorunları hat safhada ortaya çıkacak. Çünkü Avrupa Birliği’nden biz çevre yasalarını aldık. OSB’lerin şu anda çevre yasalarıyla ilgili bilgiye sahip değiller diye düşünüyorum. Nedeni şu; sorunlar daha hukuki olarak pek fazla platforma taşınmadı. Bunlar taşınmaya başlandığı zaman ki taşınacak öyle ya da böyle, çevre sorunları OSB’lerimizin ana sorunlarından biri haline gelecek. OSB yer seçim yönetmeliğinde çevre ön planda olduğuna göre dışarıdaki bir fabrika çevre ile beraber kurulmayacaksa buna izin verilmemelidir.

OSB teşvikleri ile alakalı neler söylersiniz?
OSB teşvikleri konusuna çok farklı bir şey söylemek istiyorum. Bir defa, bir tarihte OSB’lere sadece TEDAŞ’tan elektrik alıyorduk. Yüzde 5.5 hat kaybı tanıyordu açık hatlarımızdan dolayı. Gümrük birliği çalışması çerçevesinde hat paramızı dahil kaldırdılar. Ben o zaman isyan ettim. Sanırım 15 sene önce. Avrupa Birliğinde bütün teşvikler var. Hem de yüzde 50’lerin üzerinde teşvikler var. “Sen yanlış biliyorsun” dediler. Hayır “Ben bildiğimizi söylüyorum” dedim. “Siz öğrenin, ben biliyorum. Ben bunu öğrenmek için bir şeyler yapmışım. Sen de yetkili olarak bunu sen öğreneceksin.” Bunu dinlemediler. 1998 senesinde bir toplantıda bir bakanlık yetkilisi kardeşimiz, Avrupa’dan yeni dönmüş, kısa dönem askerliğini yapmış, toplantıya yetişmiş... Ben o toplantıda gerekenleri söyleyince herkes beni eleştirdi. En sonunda söz almak zorunda kaldı; “Ben Sayın Başkandan yana konuşmak zorundayım. Aynen dediği gibi Avrupa Birliğinde yüzde 50’leri geçen teşvik var” dedi. Biz de o zaman 0 teşvik yapıyoruz, korumacılığın hepsini kaldırmışız. Oturdu benim anlattıklarımı anlattı. “Ama aynı başkanın dediği gibi yöresel teşvikler var” dedi. Şimdi hiçbir yörenin teşviğini diğer bir yöre dört dörtlük bilemez. Karadeniz’de nelerin teşviği yapılır? Denizin teşviği yapılmalıdır. Doğuda, doğunun ürünlerinin teşviğinin yapılması lazım. Madenler ve tarımın teşviğinin yapılması lazım. Yani baktığımızda sektörel ve yerel olarak olması lazım. Ama biz bölgesel deyince il bazında teşvik yapıyoruz. İl bazında teşvik yapmak sanıldığı kadar sorunu ortadan kaldıracak bir yöntem değildir. İstediğiniz kadar teşvik hazırlayın. Kim nereye nasıl gidecek, bir yerden bir yere fabrikanın taşınması demek mümkünü yoktur. Bu bir yerden baktığınızda önümüzdeki olay sökme takma gibi görünüyor. Hayır değil, aynı zamanda yeni bir yıkım, döküm, bakım onarım ister. Ve diğer tarafa geçene kadar 2 yılınız geçer. Siz teşvik aldınız 2 yıl boyunca zaten battınız. Teşvik alsanız ne olur almasanız ne olur? Artı bir yöreye teşvik vermek ve kalkındırmak için önce altyapının yapılması lazım.

 

Son Güncelleme: 25.06.2012 17:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.