Kümelenme Türkiye’yi uçurur

OSTİM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Sedat Çelikdoğan kümelenmenin ülke için hayati öneme sahip olduğunu ifade ederek, “Ortak işbirliği platformu olan kümelenme Türkiye’nin gücüne güç, büyüme hızına hız katar” dedi.

Kümelenme Türkiye’yi uçurur

OSTİM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Sedat Çelikdoğan kümelenmenin ülke için hayati öneme sahip olduğunu ifade ederek, “Ortak işbirliği platformu olan kümelenme Türkiye’nin gücüne güç, büyüme hızına hız katar” dedi.

03 Ekim 2012 Çarşamba 14:41
Kümelenme Türkiye’yi uçurur



  Kurumsal yapısıyla Türkiye’nin diğer sanayi bölgelerine model olan OSTİM OSB’nin kurumlarından OSTİM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Sedat Çelikdoğan, Sanayi Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Çelikdoğan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın sanayinin rekabet edebilirliğini ve verimliliğini yükselmek için yönetmelik çıkardığı kümelenmeyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Sanayi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şenol Aydın’a konuşan Çelikdoğan, OSTİM OSB öncülüğünde kurulan Savunma Sanayi Kümesi’nin çalışmaları hakkında bilgiler verdi. İşte yeni dönemde bir çok OSB ve bölgede uygulanacak kümelenmede izlenecek yol haritasının detayları…


OSTİM Savunma Sanayi Kümesi nedir, niçin küme kurmaya ihtiyaç duydunuz? Kümelenme çatısı altında ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Savunma sanayiyle alakalı olarak bizim bölgemizde 3 yıl önce kurulan “OSTİM Savunma Sanayi Kümesi” (OSSO) var. Bu kümeyi oluşturan 100’e yakın firma var. Bu firmalarımız savunma sanayine ürün üretiyor.  MKE’ye, TİA’ya, Aselsan’a, Roketsan’a, Hevalsan’a ve THY’e gibi büyük firmalarla çalışıyoruz. Ayrıca kara, deviz ve hava kuvvetlerinin yanı sıra jandarma ve sahil güvenlikle de çalışıyoruz.

Bu küme hareketinin içerisinde; Türkiye’nin alması gereken tedbirler varsa bu tedbirleri tespit ediyor ve o konuya yoğunlaşıyoruz. Bu felsefe üstüne yoğunlaşmış firmalar olarak bir araya gelerek bir sinerji oluşturuyoruz. Birbirimizle iletişim kurunca işbirliği doğuyor. Ve müşteri iken teklif verir hale geliniyor. Bu küme hareketinde şu konularda devletimizin şuna ihtiyacı var dediğimiz vakit herkes bizi kabul ediyor.

Devlet kümelere ne tür destekler veriyor?
Örneğin devlet, “Ben kümemin mallarını yurt dışına satacağım, oraya gitmemiz lazım” diyor ve projeler hazırlayıp somut adımlar atıyor. Buna hangi firmalar katılacağını firmaların üretim şekline, üretim yapısına ve ihtiyaçlarına göre sınıflıyor ve hangi ülkede kümelenmenin kazanç getireceği hakkında analizler hazırlıyor.

Türkiye’de birlikte iş yapma kültürü çok zayıf. Bu kümeleri oluştururken ne gibi sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz?
Firmaları ikna etmek zor oluyor. Yurtdışındaki kümelenme oluşumlarından örnekler verdik. Hep beraber gidip incelemelerimiz oldu. Ürün ürettikleri büyük firmalarla ilgili yaşadıkları sıkıntıları ortaya çıkardık. Firmaların doğru düzgün randevu alamadıklarını ortaya çıkardık. Kümeyle bu sorunların ortadan kalktığını gösterdik. Kümeyi kurduktan sonra randevu alıp konuşamadığımız kurum ve kuruluş kalmadı. Kümelenme kurum ve kuruluşların da işine geldi. Kurumsal bir yapıyla muhatap oluyor. Devlette kümelenmeye destek olacak şekilde satın alma şartnamelerine yüzde 30 KOBİ şartı koyuyor. Bu nedenle de kümeler çekim merkezi oluyor.

Kümelenme teşvikleri nasıl. Varsa, verilen teşvikler yeterli mi?
KOSGEB, ihracat ve iş gezilerine yüzde 75’e kadar destek veriyor. Kümeler eğitim isterse destek veriliyor. Kümelenmenin destek program yönetmeliği de çıktı. Burada da kümelere çeşitli destekler veriliyor. Türkiye’de küme kültürü oluşmaya başladı.

Kümelenme çalışmaları nasıl yürüyor? Ülkeye ne gibi faydalar sağlıyor?
OSTİM olarak bizler kümelenmeye inanarak bu harekete öncülük yaptık. Çankaya Üniversitesi’yle işbirliği yaparak dünyanın dört bir tarafındaki küme çalışmalarını inceledik. Kümenin önemini anlayıp Türkiye’ye getirdik. Ardından bu işe inanıp yola koyulduk. Elbette ki ikna aşamasında sıkıntılar ama sonrasında firmalarımız dünyadaki kümelenme örneklerini inceledikten sonra bu çalışmalarda fayda olduğunu, bir araya gelindiğinde büyük işlere imza atılabildiğini gördüler. Birliktelikten doğan işbirliği ile geliştirdiğimiz politikalardan offset (satın alırken yerlileştirme) oldu. Bu çalışmalarla ilgili olarak offset meselesinde birliktelik olmazsa güçlü olamayacağımızı fark ettik. Ve bu kümelenme ile birlikte başarılı örnekler görmeye başladık. Demiryolu kümelenmesinde ise mücadele verdik ve yüzde 51 yerlilik şartı getirdik. Bu işte yüzde 51 yerlilik muazzam bir iş demektir. Bu paralar milli servettir.

Küme üyesi firmalar arasında iş dağılımını nasıl yapıyorsunuz?
Firmaların hepsinin iş sahası belli herkes o sahada teklif alıyor. Tabi teklifler konusunda rekabet var.

Kümede hangi firmalar yer alabilir. Büyüklük küçüklük gibi çeşitli kriterler var mı?
Hayır yok. Şimdi şöyle bir şey çıktı, bizim firmalarımızdan ürettikleri ürünlere göre teklif istiyorlar. Mesela makine sanayinde çalışan bir firmaya şu numuneden 300 adet üret diyor. Günümüzde ise kümelenmeye geliyorlar ve yapacağımız uçağın şu kısmını hem tasarla hem üretimini yap, getir buraya monte et ve gelişmesini de sen sağla. Bunu artık bizden istiyorlar. Bunun üzerine ne yapalım dedik. Mühendislik şirketleriyle ilişki kurduk. Onlara diyoruz ki; “Bizim şöyle bir firmalarımız var. Sen burada kendi tasarım grubunu kur. Çözüm üret.” Her firma içerisinde ayrı bir tasarım grubu kurmaktansa bu daha mantıklı oluyor çünkü firmalar hem profesyonel hizmet almış oluyorlar hem de daha kazançlı oluyor. Küme olmasa bunu yapamazdık. Kümedeki tasarım hareketini 5-6 mühendis ile destekleyebilirsiniz ama her firma kendi mühendislik grubunu kuramaz.

Şüphesiz, savunma sanayi güçlü bir sektör… Diğer sektörlerde kümelenme çalışmaları yapmak sağlıklı neticeler verir mi?
Elbette sağlıklı neticeler verir ancak savunma sanayi kümesindeki çalışmalar kadar olmaz.

Kümelenme çalışmaları yapmak isteyenlerden talep geldiğinde yardımcı oluyor musunuz?
Tabi oluruz. Destek konusunda talepler geliyor. Ekibimizle birlikte gidiyoruz anlatıyoruz. Mesela Bursa Savunma Kümelenmesi kurmak istiyor. Biz de “Siz savunmayı bırakın, otomotiv kümelenmesi kurun” dedik. Otomotivin en güçlü yerinde bu sektör üzerinde kümelenmek dururken farklı bir alanda kümelenmek gereksiz olur. Otomotiv kurulduktan sonra savunma sanayini kurmak çok daha fazla avantaj kazandırır. En son Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümesini kurduk. Bu bütün Türkiye’ye hitap eden bir küme. Üyelerimizi topladık güzel neticeler aldık. Şuanda Ankara’ya alınacak olan bir metro sistemi var, yerliğini arttırmak için çok büyük çalışmalar yaptık. Kamuoyu oluşturduk ihale bedeli 1 milyar dolar bekleniyordu 400 milyon dolara bağlandı. Burada biz rekabetten ve şartnameye konulan yüzde 51 yerlilik zorunluluğu oldu. Şartnameye koyduğumuz bu madde Cumhuriyet tarihinde ilk kez kullanılıyor. Bu kümelenmenin bir başarısıdır.

Türkiye’de özellikle yeni dönemde kurulan İhtisas OSB’ler var ama bu OSB’lerde dahi kümelenme çalışmaları yok. Kümelenme kültürümü yok yoksa ihtisas OSB’lerde kümeye ihtiyaç yok mu?
Kümelenme kültürü yok gibi görüyorum. Mesela Fransa’da otomotiv kümesi var. Peugeot ve Renault gibi büyük firmaların ürettiği araçların içerisindeki elektronik donanımlarını üreten büyük bir firma Türk bir girişimciye ait. Devlet yeni bir ürün geliştirmede desteğini kümeye veriyor. Küme de alanlara göre desteğini sağlıyor.

Kritik bir soru… Türkiye’deki belli başlı sektörlerde kümelenme çalışmaları ciddi bir mesafe kat ederse ithalatta ciddi düşüş olur mu?
Kesinlikle olur. Mesela bizim offset kanunu dediğimiz satın alırken yerlilik şartı çıkar ise ki bunun için çalışmaları yaptık, 3-4 bakanlıkla görüştük. Görüştüğümüz konu çıktığı taktirde yüzde 50 oranında yerlilik şartı gelecektir. Ben yurtdışından ne alıyorsam yüzde 50’si yerli olacak. Ben zaten bu parayı veriyorum, yerli olmamasında hiçbir neden yoksa niye yurtdışından getirteyim. Bunu bugün Amerika’nın bütün eyaletlerinde var. Avrupa’da sistem kemikleşmiş durumda.

Şuan Türkiye’de bir sıkıntı var, Türkiye kendi malını kullanarak büyüyebileceğinin farkında değil. En iyisi olsun, benim olsun ve yabancı olsun mantığı olmaz. Bugün Kore’nin büyümesi, Almanya’nın büyümesinde bu mantık çok etkili olmuştur. Bir de şu var mesela büyük şirket diyor ki Türkiye içerisinde yer alan firmalar benim malımı alsın ama kendisi gidip ürün ithal ediyor. Bizim tamamen yerli sirkülâsyonunu hayata geçirmemiz lazım. Eğer bunu hayata geçirebilirsek 3-5 senede inanılmaz ivme kazanırız. Bunu yapabiliriz. Potansiyelimiz çok yüksek, kalite anlayışımız iyi, fiyat avantajımız da var çünkü dünya rekabetine çıktık. Bizim sadece Türk halkından destek görmemiz gerekiyor. Bu toleransı Kore gösterdiği için böyle oldu.

Peki son soru; küme üyesi firmalar iş durumu nasıl, hallerinden memnunlar mı?
Bizim kümelerimizin hepsinde iş yoğunluğumuz dolu. Hepsi hayatından memnun. Mesela Enerji Kümesi; Enerji Bakanlığı her şeyi ithal ediyordu. Elektrik santral ithal, doğalgaz santral ithal, rüzgâr türbinleri ithal diye uzayıp gidiyor. Yerli katkı çok az biz burada bunun üzerine gittiğimizde milli rüzgâr türbinleri projesi ortaya çıktı. Biz buna başladık, tasarımları bitmek üzere. Üretime geçmemize az kaldı. Bu bir örnek olsun diye yapıyoruz. İthalatlar borçlarımızı arttırıyor. Bizim enerji konusunda bir boşlumuz var o yüzden yenilenebilir enerji, bio atıklar konusunda bir hareket başladı. Öncülüğümüzün faydası oldu.

İş makineleri hakkında da bir kümemiz var. Orada ürün çıkarmak münasebetiyle bu firmalarımızı doldurmaya çalışıyoruz. Orada da gayretlerimiz devam ediyor. Medikal’da ürünlerimiz iyi bu son çalışmalarımızla da devlet araştırma hastanesi imkânı verdi. Hem satın alma olarak kanun yayınladı. Arkamıza bakıp şuan ki konumumuzla kıyasladığımızda anlayışın değiştiğini görüyoruz. Dolayısı ile buradaki firmalarımızda iş potansiyelimiz oldukça yüksek. Bu arada birçok üniversiteye de medikal olarak işbirliklerimiz arttı. Dolayısı ile kümemizde önümüzdeki birkaç yıl sonra medikallarda çok daha iyi bir konuma geleceğiz.

Demiryolunda yerlilik oranıyla sektörü çok iyi bir konuma getirdik. Şimdi sıra demiryolu taşıtlarımızı metro, tramvay ve hızlı tren için kendi tasarımımızla üretime başladık. Bundan sonra kendimiz ürüne gireceğiz. Tramvayı bir firmamız yaptı. Yük vagonları zaten yapılıyor. Şimdide hedefimiz de hızlı tren projesi var. Bunlarla ilgili projelerimiz bittiği zaman zaten demir yolu sistemini yüzde 100 yerlilik oranlarına taşınacaktır.



Son Güncelleme: 15.08.2015 10:06
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.