Dövizle borçlanmayın

Bilecik OSB eski Başkanı Lütfi Çakır, Türkiye’nin henüz 2008 krizini atlatamadığını ifade ederek 2012 ile ilgili sanayicilere uyarıda bulundu; Dövizle borçlanmayın.

Dövizle borçlanmayın

Bilecik OSB eski Başkanı Lütfi Çakır, Türkiye’nin henüz 2008 krizini atlatamadığını ifade ederek 2012 ile ilgili sanayicilere uyarıda bulundu; Dövizle borçlanmayın.

05 Temmuz 2012 Perşembe 11:56
Dövizle borçlanmayın


  Tarihe “2001 krizini bilen adam” olarak geçen Bilecik OSB eski Başkanı Lütfi Çakır, Sanayi Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Sanayi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şenol Aydın’a konuşan Çakır, Avrupa’yı etkisi altına alan krizle ilgili öngörülerini aktardı. “Dövizle borçlanmayın” uyarısında bulunan Lütfi Çakır, Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyon halinde olduğunu ifade ederek, yatırımcılara tedbirli olun uyarısında bulundu. Türkiye’nin halen 2008 krizini atlamadığını ifade eden Çakır, “Biz nezleden kurtulamadan grip olduk” diyor…


Avrupa’da konuşulan bir ekonomik kriz var. Krizin Türkiye’ye etkisi olur mu?
Biz Türkiye olarak krizleri en kolay atlatan bir ülkeyiz. Türkiye’nin ekonomik ve siyasal dünyasına bakacak olursak; 1958’de, 1970’de, 1980’de, 1994’de kriz oldu Türkiye’de. 1997’de nispi, suni bir kriz olmuştur. 2000 yılındaki krizi ben Türkiye’ye ben ilan etmiştim. Ve 2008’de Amerika mortgage krizi patlayınca Avrupa’ya bunun geleceğini, Avrupa’dan da Türkiye’ye geleceğini bizden teğet geçmeyeceğini söyledim. Çünkü her ne kadar kabul etmesek de Avrupa ile entegre olduk.

Siz Avrupa Birliği’ne karşı mısınız?
Ben baştan beri AB’ye karşı birisiyim. Türkiye’yi AB’ye kabul etmeyeceklerdir. Bana göre orada olma şansımız hiç yok. Biz Selçuklu olarak Osmanlı olarak, Roma ve Roma’nın parçalanmasından oluşan Avrupa’nın bin yıl boyunca hep önünde duran bir millet olmuşuz. Rahmetlik Erbakan da defalarca da söyledi. “AB Hıristiyan kulübüdür.” Bizim orada yerimiz, yurdumuz yok.

Sorumuza dönecek olursak…
Biz henüz 2008 krizini atlatamadık. Şimdi durum ne? Amerika verem, Avrupa grip oldu. Biz ise 2008 krizinde nezle olduk. Aynen bu ifadedir. Ama biz nezleden kurtulmadan şimdi grip olduk. Şimdi bir de entegrasyonun içerisindeysek, oradaki entegrasyondan size pay gelmeyeceğini düşünmek kadar boş bir şey olamaz.

Bazı ekonomistler bize bir şey olmaz diyor. Buna ne diyeceksiniz?
Evet bazı ekonomistlerimiz şunu söylüyor; “Biz şu anda krizin kıyısında duruyoruz. Çünkü biz sıcak para kaynağına sahibiz. Bu kaynak bizi bir İMF gibi, darbelerden amortisör görevi yaparak koruyor.” Doğru ama ithalat ihracatımızın iki misli. 100 milyar ihracatımız varsa 200 milyar ithalatımız var. Yani reel olarak 100 milyar dolar açığımız devam ediyor.

Cari açığa rağmen Türkiye’de istikrarlı büyüme devam ediyor…
Bizi ayakta tutan tek şey aile yapımız. Türk toplumunun genel karakteristiğidir, sıkıştığı zaman birbirine destek olmak. Hükümet sıkmasa bile biz kemeri ailecek sıkıyoruz. İşçilerimiz bizimle birlikte çile çekiyor. Ülkemiz sanayide bu sıkıntıları yaşıyorsa işçilerimiz de bu sıkıntıları yaşıyor. Dolayısıyla belirli bir geçişte yürüyoruz. Ama bu tedbir almamamız gerektiği anlamına gelmez. Mutlaka tedbir almalıyız. Tedbirsizlik problem olur. Deniliyor ki; bankalarımız sağlam. Ama hangi şekilde sağlam. Bankalarımız 0 risk ile çalıştığı için sağlam. Hiç bir riskleri yok. Bankalarımızın riski vatandaşın sırtı ile sanayicinin sırtında. Dolayısıyla hükümetin sırtında.

Ama her şeye rağmen tedbirli olmak lazım diyorsunuz…
Evet. Mesela sanayicilerimiz kesinlikle dövizle borçlanmamalı. Ayrıca konu açılmışken döviz kuru da mutlaka realize edilmeli. 2001 yılında dolar 1,5 lira idi. 2011 yılında dolar yine 1,5 lira. 10 yılda değişmeyen değil, fiyatı yüzde 100’e gelmeyen hiçbir şey yok. Yüzde 10’luk enflasyonları bir araya getirsek yine yüzde 100 oluyor. En basit örneği görüntüde bu zaten. Bunun adı da şu; dolar asgari bir misli olmak zorunda. Diyeceksiniz ki Türk parası kıymetli. Ama ihracatta böyle değil. İhracatta mal satmaya kalkıştığımız zaman doların dışarıdaki değeri sizin önünüze çıkıyor.

Dışarıdan bakıldığında çok gülü bir ülke olarak görünüyoruz. Siz de buna katılır mısınız?
Evet… Arap ülkelerinde itibarımız çok yükseldi. Avrupa’nın nezdinde de görüntü olarak itibarımız yükseldi. Bize kredi vermeseler bile Amerika’nın bankalarında kredilerimiz yükseldi. Bugün Amerika’nın yandaşı olmak herkes tarafından eleştirilebilir ancak beni hiç enterese etmiyor. NATO’da iseniz Amerika’nın yanında olmak zorundasınız. Ben bunu 70 yılında da söyledim. Bugünde söylüyorum. NATO üyesi iseniz NATO’nun gerekleri sizin de gereklerinizdir. Ayrıca, böyle bir coğrafyada biz komşularımızla düşman politikası izlediğimiz için komşularımız bize düşman değil, biz komşularımızla aynı coğrafyayı paylaşmak zorunda kaldığımız için komşularımız bize düşman. Bu coğrafyada mecburiyetimiz bu.

HES’lere hem tarafım hem de karşıyım
Bilecik OSB Başkanı Lütfi Çakır, HES projelerine hem taraftar hem de karşı olduğunu söyledi. Başkan Çakır, “Büyük nehirlerde, nehrin üstüne vidalı sistemlerle HES kurulmasına yandaşım. Bizim Karadeniz’deki derelerin kurutulmasına taraftar değilim, günah. Buralarda üretilecek olan elektrik o kadar büyük değil” dedi. Çakır şöyle devam etti; “Karadeniz’deki o dereler ancak bulundukları yörenin enerji ihtiyacını karşılayabilir. Büyük hidroelektrik santral yerine yerel hidroelektrik santraller yapılsaydı toplamda bir değer elde edilmiş olurdu. Bu yapılmadı. Yanlış projelerle doğa parçalandı. Eskilerin bir lafı var ürküttüğün kurbağaya değmeli diye.” HES projelerinin dünyanın korunması gereken vadilerinden yapıldığını ifade eden Başkan Çakır, “Trabzon’un, Rize’nin, Artvin’in, Ordu’nun, Giresun’un dağlarımızdan gelen dereleri kurutamayız. Sular yarın yetmediği zaman çok sıkıntılar olacak” diye konuştu. Çakır, boşa akıp giden derelerin illa ki değerlendirilmesi gerektiğini de ifade ederek, “Evet boşa akan ırmaklarımız var. Irmak akarken elektrik üretilebilir. Vidalı sistem dediğimiz elektrik üretim sistemleri var. Irmak akarken de elektrik üretilebilir. Eğer elektrik üretmekse mesele bu uygulanabilirdi” şeklinde konuştu.

 

Son Güncelleme: 15.08.2015 10:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.