Farklı kıtalara model ihraç eden OSB’leriyle, Türkiye’nin her alandaki ihtiyacını giderebilme potansiyeline sahip sanayi tesisleriyle, rüştünü ispat etmiş sektörleriyle, dünya çapında isim yapmış şirketleri kucaklayan teknoparklarıyla kalkınmaya topyekûn bir ivme kazandıran Türk endüstrisi, tarihinin belki de en zorlu sınavından geçiyor:

Koronavirüs…

   

Devletin yerinde teşvik ve destekleriyle iyice palazlanan üretim kalemlerinin beklenmedik bir şekilde düşen grafiklerine şahit olduğumuz, otomotivden madene kadar Türkiye ekonomisinin eli ayağı olan birçok sektörün kepenk kapattığı, OSB’lerin çarklarını yavaşlattığı, şirketlerin çalışanlarını izne çıkardığı, teknoparkların evden koordine olarak online konferanslar düzenlediği bir dönemden geçiyoruz.

Ekonomimizde gerçek anlamda hür olmamız adına formüle edilen ve yerli üretim şuuruna dayanan Milli Teknoloji Hamlesi’yle, TÜBİTAK’ın ve KOSGEB’in emekleyen girişimciye verdiği oksijen destekleriyle, kalkınma ajanslarının bölge bölge nitelikli kalkınmayı tesis etmek amacıyla akıttığı teşvik ve fonlarla üretim sahnesine çıkan birçok firma, daha “baharı” göremeden kapısına kilit vurdu.

   

Türkiye, tam gaz çevrilirken bir anda atan bisiklet zinciri misali büyük bir sarsıntı yaşadı. Gücünü pedallardan; yani girişimcisinden, teşviklerden, sınai altyapısından ve akıl gücünden alan Türkiye’nin dayanıklılık zinciri kırıldı.

Devletin, istikrar kalkanıyla gücünü toparlamaya çalıştığı çoğu sanayi sektörü, deyim yerindeyse solunum cihazına bağlandı.

Tüm bu geri vites ve patinajların arasında, yüzümüze tebessüm yerleştiren değişimler de mevcut...

   

Türkiye’nin aşçısından mühendisine, bilim adamından şoförüne kadar onlarca farklı meslek grubunu icra eden bireyleri, üretim seferberliği için kenetlendi.

Otomotiv devleri fabrikalarında yüz siperliği üretti, tekstil öncüleri maske dikti, savunma sanayii öncüleri solunum cihazını iki haftada banttan indirdi…

   

Kepenk indiren, faaliyetlerine ara veren, çalışma saatlerini sınırlayan neredeyse her şirket, cansiperane çalışan sağlık personeline nasıl destek sunup, neleri üretebileceğini düşünmeye başladı.

Çorbada tuzu olmasını isteyen herkes bir şeyin ucundan tuttu..

Bir pandemi ulusları birleştirdi, yardımlaşmanın ve paylaşmanın değerini bir kez daha bizlere hatırlattı.  

   

En önemlisi ise;

Koronavirüs (Covid-19) yerli ve milli üretimin, dışa bağımsızlığın ve var olan kaynakları değerlendirmenin zorunluluğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtında yerli üretimin önemi nasıl hatırlandı ve teşvikler bu yönde revize edildiyse, Koronavirüs salgını dolayısıyla da sağlık teknolojileri, tıbbi cihazlar, ilaç, aşı ve medikal sektörlerinin değeri yadsınamaz bir şekilde karşımıza çıktı.

   

Evet, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Artık, solunum cihazının milyarlarca dolardan daha kıymetli olduğunu, üretimde dayanışma ruhunun aslında tam da aradığımız tabloya karşılık geldiğini, sağlıkta ekipman tedarikinin taşıdığı hayatî değerin asla sonlanmayacağının farkındayız.

Sağlık çalışanlarımıza siper olabilmek, hastalarımızın yerine teneffüste bulunacak teknolojileri geliştirmek ve tüm vatandaşlarımızı korumak için, yerli üretimin ısrarla ve kesintisiz olarak üzerine gidilmelidir.

Beyaz önlüklü bilim insanları ve doktorlar kadar, çamurlu çizmeleriyle yağmur-fırtına demeden gıda akışını sağlayan çiftçilerimize, virüs tehlikesini aşarak hizmet sunan kargo çalışanlarından lojistik zincirini aksamadan yürüten şoförlerimize; sonsuz teşekkür ederiz.
   

Bu sebepledir ki;

Yerli, yenilikçi ve inovatif üretimler için teşvik verilen ve çerçeve çizilen sanayi sektörleri kadar, tarım ve sağlıkta da millileşmenin zamanı geldi.

Malum; sınırların kapandığı, ihracat konteynerlarının frene bastığı, tır şoförlerinin sınırlarda iki hafta karantinada kaldığı, düşmez-batmaz denen süper güçlerin yardım için komşularının kapılarını çaldığı, fabrikaların ürettiği ürün kalemlerini geri plana atıp maske, dezenfektan, tulum, kolonya gibi virüs duvarı malzemeler ürettiği “olağanüstü” bir dönemdeyiz.

   

Zengin-yoksul ayrımı gütmeyen bu görünmez düşmanı, yerli üretimle alt edebiliriz.

Tüm dünyamızın tez zamanla sağlığına kavuşması ve direnç kazanması dileklerimizle…

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.