Hazırlıklara günler öncesinden başladım ancak nasıl gideceğime bir türlü karar veremiyordum…

Adem Ceylan, Haluk Görgün, Ünal Okyay ve Nail Çiler’in de aralarında olduğu ekiple keyifli bir tren yolculuğu yapmak yerine, Ankara’da biriken işleri çözmek için araçla yola koyuldum. Bilişim Vadisi’nin dibinden, Körfez Köprüsü’nün eşiğinden, ülkemizin sanayi başkenti Kocaeli’den yola çıktım…

Sapanca’dan sonra genişleyen otobanda yol alırken aklıma, birkaç hafta önce Adem Ceylan ve Ömer Ünsal ile yaptığımız yolculuktan detaylar geliyordu… Bolu Tüneli çıkışındaki AVM’de kahvaltı yaparken tavadan yanan parmaklarımın sızısı halen geçmemişti. 

“Aynı yerde durmasam mı?” diye düşündüm… Bitmek üzere olan yakıttan dolayı durup kısa bir molanın ardından tekrardan yola koyuldum. 

Sanayi Gazetesi: Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın arkası, TOBB’un çaprazı

Bir süre sonra telefon çaldı… 
Bizim gazetenin Yazı İşleri Müdürü Ümit Bey aradı…
“Bölge OSB’leri istişare toplantısı 14.00’te başlıyor. Ne zaman Ankara’da olursunuz?” diye sordu. 
Saate baktım, “12.00 gibi” dedim.
Ankara’dan Konya’nın 260 kilometre olduğunu aktarıp, “Yetişemeyebiliriz, nasıl yapalım?” sorusunu yöneltti.
“Saatleri uygunsa trenle geç, yoksa beni bekleme, sen araçla yola çık, ben biraz gecikeceğim anlaşılan” dedim…
Yaklaşık bir saat sonra Ümit Bey tekrar aradı…
Tren saatlerinin uymadığını, bu yüzden yola araçla çıktığını ancak yolda bir tırın kaza yaparak yandığını, yaklaşık bir saattir Ankara - Konya yolunda beklediklerini ve yolun yeni açıldığını aktardı.
 “Dikkatli git, daha vakit var, yetişirsin. Ben de Ankara’ya giriş yaptım. Ali Babacan A.Ş.’nin önündeki yoldayım. Ofisteki işlerimi hallettikten sonra yola çıkacağım” dedim.
Çok geçmedi…
CHP Genel Merkezi’nin önündeki yoldan sağa kıvrılıp, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın arkasından, TOBB’un çaprazındaki Sanayi Gazetesi’nin merkezinin önüne geldim.

Hz. Mevlana: “Gel, gel… Ne olursan ol yine gel…”

Aracı temizletmek üzere oto yıkamaya çektim…
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Ankara’da da artık hayatımızın bir parçası haline gelen Suriyeliler karşıladı; “25 TL ağabey, yarım saat sonra alırsın” dedi. 
 “Olur” dedim…
“Sizin haliniz olacak…
Yurtsuz kalmak ne kadar ağır bir yük, bunu nasıl taşıyabiliyorsunuz?” diyemedim…
“Vatansız kalmak ne kadar kötü, bizim başıma gelse ne yaparız” diye düşünürken balkondan bizim grafik dehası Hüseyin Bey “Hoş geldiniz ağabey” diye seslendi. Kendime geldim...
Mustafa Kemal Mahallesi’ni şöyle göz ucuyla bir kolaçan ettikten sonra ofise çıktım…
Bizim işin mutfağı olan “Haber Merkezi”ni ziyaret edip çalışan arkadaşlarımızla hasbihal ettikten sonra yerime geçtim. 
Biriken işleri gözden geçirip yeni işe başlayan arkadaşlarla meslek üzerine konuşurken saatin bir hayli ilerlediğini fark ettim.
Aklıma aniden Hz. Mevlana’nın “Gel, gel… Ne olursan ol yine gel” sözü düştü... 
Hızlıca toparlanıp çıktım...
Ankara Konya güzergâhının kıvrımsız yolda seyrederken yanan tırın külleri gözüme ilişti. 
Koca tırdan geriye neredeyse hiçbir şey kalmamıştı.
Gayri ihtiyarı frene dokundum…
“Ölüm var” dedim kendi kendime…
Sadece ölüm mü?
Radar var…
Kaza var…
Sakat kalmak var…

OSB camiasının önemli isimleri boy göstermeye başladı

Saat bir hayli ilerlemişti…
OSB’lerin istişare toplantısı başlamış, ancak ben henüz Konya’ya gelememiştim…
Telefondaki harita uygulamasına programın olduğu otelin adını yazdım…
Uygulama başladığı konuşmaya; şu kadar kilometreden sonra sağa dön, ilk kavşaktan sola gir…
Talimatlara harfiyen uymaktan başka bir seçeneğim yoktu…
Bir an önce otele varıp programın son kısmına da olsa yetişmek istiyordum...
Çok geçmeden… 
Şehir merkezi gösteren tabelalar, bayraklarla süslenmiş yollar, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na teşekkür içeren billboardlar kendini göstermeye başladı.
Bunların yanında şehir merkezine yaklaştıkça genişleyen yollar bir medeniyet kenti olan Konya’ya yaklaştığımın en belirgin örneğiydi.
Dakikalar sonra kendimi Konya’nın içinde buldum…
Etrafı seyredenden navigasyon “hedef sağda” diye seslendi, otelin otoparkına giriş yaptım.
Konya’da büyük başarılara imza atmış Memiş Kütükcü’nün başkanı olduğu Konya OSB’nin davetlisi olarak geldiğim Mevlana diyarında yoğun bir program bizleri bekliyordu.
Diğer davetliler gibi ben de otele yerleştikten sonra devam eden programa iştirak etmek üzere lobiye indiğimde OSB camiasının önemli isimlerinin yerini almaya başladığını gördüm.

Cumhurbaşkanımızla aynı otelde konakladık

Gözlerim Ümit Bey’i aradı…
Bulamayınca telefona sarıldım…
Toplantının gerçekleştirildiği salonda olduğunu, programın sona erdiği, OSBÜK Bölge Müdürleri Komisyonu toplantısının başladığını söyledi.
Salona doğru yöneldim…
Konya OSB’nin Bölge Müdür Yardımcısı Ali Bey ile karşılaştık…
“Hoş geldiniz” dedi, hal hatır sordu.
Ayaküstü hasbihal ettikten sonra toplantının olduğu salona geçmek üzere müsaade istedim.
Otelin görkemli koridorlarını geride bırakarak ulaştığım salonun girişinde Ümit Bey’i, toplantının not ve fotoğraflarını haber merkezine ulaştırmaya çalışırken buldum.
İşle ilgili gerekli planlama ve görüşmeleri yaptıktan sonra Şeb-i Arûs törenlerine katılmak üzere Konya’ya gelen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyetin bizimle aynı otelde kalacağını ve oteldeki güvenlik önlemlerinin hat safhada olduğunu söyledi.
Aklıma “OSBÜK heyeti bu ortamda Cumhurbaşkanımızla görüşme fırsatı bulabilir mi?” sorusu geldi. 
Böyle bir görüşmenin OSBÜK’e ve OSB camiasına büyük fayda sağlayacağını düşünürken otelin lobisine doğru geri yöneldim.

Tahir Nursaçan’ın tarih ve medeniyete olan düşkünlüğü 

Karşıma Osmanlı motiflerinden ve Arap alfabesinden oluşan bir sergi çıktı. 
Osmanlı padişahlarının tuğrası ve Kuran-ı Kerim harflerinden oluşan eserleri inceleyenler arasında Kayseri OSB Başkanı Tahir Nursaçan dikkatimi çekti. 
Tahir Bey, bütün eserleri tek tek inceliyordu… 
Her biri için yetkililerden detaylıca bilgi alıyordu… 
Merhaba demek yerine, tarih ve medeniyetimize olan düşkünlüğünü izlemeyi tercih ettim. 
İlgi ve alakası görülmeye değerdi. 
Tabi bir Kayseri olarak pazarlıktaki titizliği de…
Tahir Bey, sergiden birçok parça satın aldı…
Doğumu ifade eden “vav”ı mı tercih etti yoksa ölümü ifade eden “elif”i mi..?
Sormadım, bilmiyorum…
Sergiyi gezerken aklıma Ankara’nın büyük sanayicilerinden, Termikel Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kaya geldi.
Fi tarihinde; şahsına ait Osmanlı eserlerinden oluşan müzeyi gezmiştik…
Neler var neler…
Tarihe merak salanların, Osmanlı’nın izlerini görmek isteyenlerin mutlaka görmesi gereken bir müze...
Harika bir yer…

Türkiye’nin büyük sanayicisi; Cahit Nakıboğlu

Davetlilerin bir kısmı sergiyi gezerken bir kısmı da lobide kulis yapıyor, muhabbet, sohbet ediyordu.
Bir diğer taraftan da OSB camiasının ağır isimleri lobide kendilerini göstermeye başlamıştı.
Adem Ceylan, Zeki Şahin, Ömer Ünsal,  Nail Çiler ve Haluk Hoca ile beraberindekiler hasbihal ederken önce Adana OSB’nin Başkanı Bekir Sütçü ardından ülkemizin büyük sanayicilerinden, Naksan Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda OSBÜK Başkanı olan Cahit Nakıboğlu lobiye geldi.
Selamlaşmanın ardından çaylar eşliğinde koyulaşan sohbeti OSBÜK yönetim kurulu toplantısı kesti.
Başkanlar, gündemdeki maddeleri görüşmek, karara bağlamak üzere toplantıya geçti.
Memiş Kütükcü, her yönüyle örnek alınacak bir isim
Bir müddet sonra akşam yemeğine geçtik.
Konya Valisi Muammer Erol ve kent protokolünün de iştirak ettiği yemekte, toplantının ev sahibi Memiş Kütükcü “ticaret ve üretim kenti” Diyar-ı Mevlana’nın potansiyelini anlattı.
Üretimden, istihdamdan, ihracattan gururla bahsetti…
Yapılan işleri, hedefleri tek tek sıraladı…
Büyüyen sanayiden, nitelikli üretimden örnekler verdi…
Küçük sanayi sitelerine sığmayan üreticiler için 3 bin-4 bin metrekarelik fabrikalar yapmaya hazırlandıklarını müjdeledi.
5. alan olarak nitelendirdikleri OSB’deki genişleme bölgesinde 20 bin metreden ufak parsel oluşturmayı düşünmediklerini, Konya sanayicileri olarak hedeflerinin büyük olduğunu vurguladı. Özetle; sanayinin ihtiyacı olan bütün yapıları planladıklarını, Konya’yı şahlandıracak bu projeleri kentin bütün dinamikleriyle birlikte şekillendirdiklerini kaydetti.
Konya’da büyük işlere imza atan, vizyonu, temsil kabiliyeti ve birikimiyle farkını hissettiren Memiş Kütükcü, her yönüyle örnek alınacak aynı zamanda gelecek vadeden bir isim…
Allah gönlüne göre versin…

Nihat Tunalı: “Sizlerle aynı masada olmaktan şeref duyarım”
Takdire şayan işler yapan Memiş Bey’i, İkitelli OSB Başkanı Nihat Tunalı, İMES OSB Bölge Müdürü Direnç Özdemir, OSB camiasının ağır isimleri Ali İhsan Karamanlı ve Payidar Ersan ile aynı masada dinledik. 
Yerimiz iyi masamız renkli idi…
Sonradan aramıza katılan Nihat Tunalı; “Sizlerle aynı masada olmaktan şeref duyarım” dedi. 
Hoşumuza gitti, Ali İhsan Bey teşekkür etti.
Dakikalar ilerledikçe sohbet koyulaştı.
Özel meselelere girildikçe muhabbet arttı.
Yorumlar, değerlendirmeler; yemeğin sonuna gelinmişti.

“İnsanı ölümden eceli korurmuş”
Molanın ardından yeniden lobide yerimizi aldık…
Cahit Nakıboğlu beni görünce, bir önceki hafta Ankara’daki protokol ziyaretinde OSBÜK heyetiyle tanıştırdığı Habertürk çalışanı gazeteci Erdal Çelik’in öldüğünü söyledi.
Erdal Bey, kalp krizi geçirmiş…
“Allah rahmet eylesin” demekten başka bir şey diyemedim…
Bir sefer gördüm, renkli bir kişilik, girişken bir insandı.
Aklıma “İnsanı ölümden eceli korurmuş” sözü geldi. 
Demek ki; vakit dolmuş…
Erdal Çelik’in “Baba” diye hitap ettiği Cahit Bey, kendisiyle alakalı birkaç anısını paylaştı. 
Güzel şeyler söyledi…
Allah taksiratlarını affetsin, ailesine ve dostlarına başsağlığı diliyorum.

Adem Ceylan geldi sohbet koyulaştı
Bir süre odada dinlendikten sonra lobiye tekrar indim.
Vakit bir hayli geç olmuştu.
Bir köşede Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü Yaşar Öztürk, OSBÜK Genel Sekreteri Ali Yüksel ve Bartın TSO Başkanı Cihat Çakır’ın sohbet ettiğini gördüm.
Mütevazı ve beyefendiliğini her zaman takdir ettiğim Yaşar Bey’in daveti üzerine sohbete dâhil oldum.
Bir müddet sonra Adem Ceylan geldi.
Sohbet koyulaştı.
OSB Kanunu, OSBÜK’ün kuruluşu, derin meselelere girildi.
Zaman ilerledikçe odanın yolunu tutanların sayısı arttı.
Bir müddet sonra Cihat Bey ile baş başa kaldık.
Cihat Bey; bölgesel kalkınma sorununun teşvik ve desteklerle giderilemeyeceğini, az gelişmiş şehirlerin lojistik dezavantajlarının mutlaka giderilmesi gerektiğini söyledi. 
Demir yollarının mutlaka yaygınlaştırılması gerektiğini aktardı. 
Detaylı örnekler verdi, yapılması gerekenleri anlattı...
Bir müddet sonra biz de diğerleri gibi ayaklanıp odanın yolunu tuttuk.
Yoğun bir program bizleri bekliyordu…

Program değişti, adresler karıştı, yollar engel oldu

Soğuk bir gecenin ardından sabah otelin önünde toplanıp araçlarla harekete geçtik…
Gitmemiz gereken yer Hz. Mevlana Müzesiydi…
Ancak program değişmiş, Konya Valiliği ziyareti öne alınmıştı…
Bu durumdan habersiz olan ben navigasyon aracılığıyla Hz. Mevlana Müzesi’nin yolunu tuttum. 
Yolda aklıma “Acaba program değişmiş olabilir mi?” sorusu geldi.
Ana kafileyle aynı araçta olan bizim Ümit Bey’i aradım. Ümit Bey, emin olmamakla birlikte türbeye gidildiğini, programda öyle göründüğünü aktardı. 
Ben Konya’nın uzun ve geniş caddelerinde Hz. Mevlana Müzesi’ne doğru yol alırken Ümit Bey aradı. “Program değişmiş, Valiliğin önüne geldik” dedi.
Konya’nın ara sokaklarından, kentsel dönüşümü bekleyen binaların arasında Konya Valiliği’nin önüne geldim. Yalnız karşı istikamete geçiş mümkün görünmüyordu. Aleaddin olarak ifade edilen bölgenin etrafını 8-10 trafik lambasını geçtikten sonra, tam bir yuvarlak çizip ancak gelebildim.
Aracı park edip Konya Valilik binasının merdivenlerin heyetin bulunduğu kata çıktım. Çıkmak üzere olduklarını öğrenince aşağı inip heyetin inmesini bekledim.
Çok geçmeden heyet binadan çıkış yapıp araçlara yöneldi.

Boşalan kefir bardakları ikinci kez doldu

Gaziantep OSB’nin Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Şimşek ile Gaziantepli Sanayici Mehmet Ali Bey’i araca davet ettim. 
Birlikte konvoyun arkasına takılarak Konya Büyükşehir Belediyesi’nin yolunu tuttuk…
Çok geçmeden Büyükşehir Belediyesi’ne vardık…
Yetkiler bizleri kapıda karşıladı…
Hoşbeşin ardından başkanım odasında yerimizi aldık…
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Haşmet Okur, Başkan Tahir Akyürek gelene kadar bizleri misafir etti. Çay, ıhlamur ve kefir ikram etti. 
Memiş Bey, heyette yer alan isimleri tek tek tanıtırken boşalan kefir bardakları ikinci kez doldu. 
Sohbet koyulaştı, konu Memiş Bey’in Konya Büyükşehir Belediyesi’nde görev yaptığı yıllara kadar uzandı. 
Derken, Tahir Bey geldi…
Gecikmeden dolayı özür dileyip heyettekilerle tek tek tokalaştı, hal hatır sordu.
Tekrarlanan danışma faslının ardından Konya’nın tarihinden, sanayisinden, ticaretinden bahsetti.  Çalışmalarını, hedeflerini, projelerini anlattı. 
Hz. Mevlana’ya değindi. Bu ruhun Konya’daki etkisinden bahsetti…

Yeşil Kubbe heybetiyle karşımda duruyor, haşmetiyle büyülüyor
Sıra Hz. Mevlana’ya gelmişti…
OSBÜK Genel Sekreteri Ali Yüksel ve kurum çalışan Serkan Bey de bize dâhil olmuştu. 
Büyükşehir Belediyesi’nin önünden yola çıktık…
Şeb-i Arûs törenleri nedeniyle kentte güvenlik önlemleri arttırılmıştı…
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanda Konyalılara seslenecekti…
Bu yüzden türbeye çıkan yolların bir kısmı kapalıydı, heyetten kopmamamız gerekiyordu. 
Çok geçmeden güvenlik güçleri konvoyu durdurdu, yolun kapalı olduğunu söyledi. Heyetteki yetkililer durumu izah etti, araç trafiğinden temizlenen caddeden türbeye doğru yolumuza devam ettik.
İnsanların akın akın ziyaret ettiği Hz. Mevlana Müzesi’nin önünde ekiptekileri indirip aracı park ettikten sonra hızlı adımlarla kapıdan içeriye giriş yaptım.
Ne tarafa gideceğimi karar veremiyordum…
Yeşil Kubbe heybetiyle karşımda duruyor, avludaki tarihi yapılar haşmetiyle büyülüyor, manevi hava sakinleştiriyor, huzur veriyordu.
Bu büyülü havaya kapılıp gittim…
Mutlaka görmenizi tavsiye ederim,  müthiş bir manevi haz veriyor.

OSBÜK’ü masaya yatırdık, sonuç çıkmadı

Çıkıştaki görevlilerin lokum ikramıyla sona eren Hz. Mevlana Müzesi ziyaretinin ardından yolumuz Konya OSB’ye düştü... 
Heyetten önce gelip; modern üretim tesisleriyle, geniş caddeleriyle ülkemizin en önemli üretim üsleri arasında yer alan bölgeyi, Cengiz Bey ve Mehmet Ali Bey ile birlikte keşfettik.
Yorumlar, değerlendirmeler derken bölge müdürlüğüne geldik. 
Yıllar önce inşa edilmiş binanın önünde hafif hafif kendini gösteren kar karşıladı bizleri... 
Asansörle Bölge Müdürü Vahit Türkyılmaz’ın odasına çıkmaya çalıştık ancak başarılı olamadık. Mehmet Ali Bey feragat etti.  Odaya çıkıp, asistan kızımızın ikram ettiği çayı yudumlarken OSBÜK’ü masaya yatırdık. 
Sonuç alamayınca öğle yemeği için restoranın yolunu tuttuk.
Merdivenlerde Demirtaş OSB’nin Bölge Müdürü Serhat Bey’e rastladım…
25’inci yaş günü kutlamaları nedeniyle ancak gelebildiğini söyledi. Çok güzel ve farklı bir gece yaptıklarını, emeği geçenlerini onore ettiklerini ifade etti.  Geciken “Konya pidesini” afiyetle yedikten heyetin adresi Bilim Merkezi oldu. 

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım”

Gün boyu süren programların ardından konaklamak üzere otele dönüş yapıyoruz. 
Otelin etrafındaki güvenlik önlemeleri had safhada. Girişteki güvenlik güçleri karşılıyor bizleri, otelde kaldığımız ifade edip aracı parka çektikten sonra yoğun güvenlik aramalarının ardından ancak otele girişimizi yapabildik.
Bir süre dinledikten sonra akşam yemeğinde buluşmak üzere otelden hareket ettik.
30 küsur kattan oluşan binanın en üst katındaki 360 derece dönen restaurantta yemeğimizi yemek üzere intikal ettik.
İkitelli OSB yönetim kurulu üyeleri Hasan Tahsin Karagöz, Nedim Çırpıcı, Sabahattin Kayas ile aynı masadayız. 
Bir süre sonra Gebze Ticaret Odası Başkanı Nail Çiler ile Gebze Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Abdurrahman Akyol da bizlere katıldı. 
Masadakileri tanıştırdıktan sonra Nail Bey ile üstü kapalı mesajlaşıyoruz. Geçmişten hatırlatmalar yapınca aklıma Hz. Mevlana’nın sözü geliyor; “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” diyorum. 
Tebessüm ediyor Nail Bey…
Hz. Mevlana’nın sözlerini çok sevdiğini, konuşmalarında mutlaka Hz. Mevlana’nın sözlerine yer verdiğini ifade ediyor…

Sema izlemenin kuralları

Sıra Şeb-i Arûs’a geliyor.
Yemeğin ardından bir süre asansör sırası bekledikten sonra otobüslerle törenlerin gerçekleşeceği salona doğru yol alıyoruz. 
Etraf insan kaynıyor…
Kapılarda uzun kuyruklar…
İçeri girmek için insanlar adeta birbiriyle yarışıyor…
Epeyce bekledikten sonra güvenlik kapılarından geçiş yapıp, salonda hâkim noktadaki yerimizi alıyoruz.
Protokol konuşmaları ve Ahmet Özhan konserinin ardından sıra semaya geliyor.
Yeri gelmişken hatırlatayım; sema izlemenin kuralları var…
5 dakikadan sonra flaşlı fotoğraf çekmek yasak, sema başladıktan sonra da salonu terk etmemek gerek.
Ve başlıyor sema…
Tribünlerdeki uğultu yerini sessizliğe bırakıyor…
Ney sesini duyurdukça semazenler hızlanıyor…
Semazenler hızlandıkça zaman da akıp gidiyor…
Müthiş bir haz…
Tüm izleyenler gibi biz de mest oluyoruz…
Programın sonundaki ortak kanaat; her insanın en az bir kere Şeb-i Arûs’a mutlaka gitmesi gerekir.

Programın sonunda heyeti beklemeden taksiyle dönüyorum otele…
Taksici işlerin iyi olmadığını söylüyor…
“Konya’da taksi kültürü pek yaygın değil” diyor…
Kalabalık gelmeden otama çekiliyorum…
Sabah…
Konya’nın şehir merkezini turladıktan, şehir esnafıyla alış veriş yaptıktan sonra geri dönüşe geçiyorum…
Kulu’daki dostları, Kütahya’daki akrabaları ziyaretin ardından başladığım noktaya, çok şükür sağ salim ulaşıyorum…
Konya’nın sanayisini, üretim kültürünü, maneviyatını, tarihini görerek, aklıma kazıyarak...



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.