banner93

Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşuna ev sahipliği yapmış ve Cumhuriyetimizin kurulması için verilen bağımsızlık mücadelesinin mihenk taşı Kütahya… Sınırlarının tamamında ilk çağlardan bugüne tarih yatan şehir Kütahya’mızın çevresel değerlerinin korunması amacıyla çalışmalarımız devam ediyor.

Yaşadığımız şehirlere doğru şekilde müdahale edebilmeliyiz. Bilim ve tekniğin imkânları kullanılırken şehrin hem tarihi hem de kültürel dokusu her zaman göz önünde bulundurulmalı, sürekli ve sürdürülebilir şehirler kurmak için hem zihni hem fiziki, yoğun bir mesai harcanmalıdır.

13 yıllık iktidarımız döneminde başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın çevre politikalarına verdikleri öneme binaen, Kütahya’dan ülkemize örnek olacak  “Kütahya Atık Su Arıtma Tesisi” bu yılın son çeyreğinde hizmete girecek. Yapımı devam eden ve 65 milyon TL’ye mal olacak olan Atık Su Arıtma tesisinin yüzde 85’inin Avrupa Birliği fonlarından, yüzde 6’sı Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, yüzde 9’unu da Kütahya Belediyesi kaynaklarından karşılıyoruz.

Atık Su Arıtma tesisi Kütahya’ya yapılan en büyük yatırımlar arasında yer alıyor. Tesis tamamlanmasıyla Kütahya’nın, yaklaşık 458 bin nüfusunun suyunu arıtabilecek modern bir tesise sahip olacak. Kütahya Atık Su Arıtma Tesisi 120 bin metreküp gün ve yaklaşık 45 milyon m3/yıl ortalama kapasiteli ve 2045 yılına kadar hizmet verecek. Burada sadece arıtmayı değil, çamuru kurutarak enerji üretimine çevireceğiz. Üretilen enerjiyi hem burada hem de belediyenin diğer alanlarında kullanacağız. Ayrıca kurutacağımız çamuru çiftçilerimize de kazandırmış olacağız. Artık suyu Porsuk nehrine tertemiz bırakacağız.

Şimdi zaman; kendi medeniyetimizi kurma, kâinatla barışma zamanı…

Bugün bütün yeryüzünün karşı karşıya olduğu temel sorunlar “çevre kirliliği” şeklinde ifade ediliyor. Çevre kirliliği kozmik ve ekolojik gerçekliğin bilincinde olmayan insanın sorumsuzca yaptığı eylemlerinin sonucunda tabiatın yakalandığı adeta bir kanser hastalığıdır. Aslında sorun çok daha derin ve kapsamlıdır. Çevre kirliliği diye ifade ettiğimiz durum sadece bir sonuçtur.

Temelde ilerlemeci ve evrimci bir tarih görüşünden beslenen modernleştirme politikaları özünde fiziki çevreyi yani eko-sistemi tahrip edicidir.

Modern uygarlık, beton, plastik ve alüminyum yığınından ibaret. Bunlara kablo demir, çelik, duman, sanayi atığı ve gürültüyü ekleyebiliriz.

Endüstriyel ürünlerin yaygın ve zorba tercihler yaratılarak tüketimi sunulduğu modern dünyanın yaptığı en büyük yıkımların başında, çeşitli zamanlarda ve farklı coğrafyalarda yüksek kültür ve medeniyetler kurmuş insanların artık kültür ve medeniyet kurma yeteneğinin elinden alınması gelir.

Gündelik hayatta kullandığımız araçlar kendi özgür tercihlerimizin ve mümkün olan ihtiyaçlarımızın doğal sonucu olan araçlar değil, teknolojinin bizi iyiden iyiye kuşatan araçları adeta imhacı faktörlere dönüşmektedir.

Tarihin bu kırılma anında insan olarak bir tercihle karşı karşıyayız. Ya yaşadığımız dünyayı hız ve haz uğruna yok edeceğiz ya da sahici olana dönüp kurtuluşu seçeceğiz.

Kendi tercihlerimizi kendimiz yapıp, kendi kültürümüze yönelerek hem insanlığı hem de dünyamızı kurtaracağız.

Şimdi zaman kendi medeniyetimizi kurma kâinatla barışma zamanı.

Bu duygularla, değerli Sanayi Gazetesi okuyucularımızı en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.