banner110

Türkiye her şeyi yapacak güçte

Anadolu İsuzu’nun Satış ve Pazarlama Direktörü Fatih Tamay, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonominin otomotiv sektörüne etkilerini Uğur Saray'a anlattı.

Türkiye her şeyi yapacak güçte

Anadolu İsuzu’nun Satış ve Pazarlama Direktörü Fatih Tamay, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonominin otomotiv sektörüne etkilerini Uğur Saray'a anlattı.

12 Eylül 2011 Pazartesi 16:29
Türkiye her şeyi yapacak güçte
Türkiye her şeyi yapacak güçte
 
“Yerli otomobilde yaparız, test pistini de kurarız. Türkiye’de yapılmayacak şey yok. Bu ülke her şeyi yapabilecek güçte. Sadece inanca ihtiyaç var. Hükümetin ve yetkililerin inancını gören sanayiciler taşın altına elini her zaman koyar”
 
Anadolu İsuzu Satış ve Pazarlama Direktörü FatihTamay gündeme yönelik açıklamalarıyla Sanayi Gazetesi’ne konuk oldu. Uğur Saray’ın sorularını cevaplayan Tamay, yerli otomobil, test pisti, yeni pazar alanları gibi birçok konuya değindi. Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde kurulu bulunan Anadolu İsuzu’nun 28 yıllık tarihini de anlatan Tamay ayrıca STK’ların ve SİAD’ların yurt dışı temaslarını arttırmasını da istedi. İşte Tamay ve Saray söyleşisinden kaleme alınanlar;
 
Yakın zamanda Japonya’da meydana gelen deprem sonrası dünya pazarında değişimler yaşandı. Deprem sizi de vurdu mu?
 
Öncelikle yaşanan o doğal afette hayatını kaybeden tüm Japon halkının acısını paylaştığımızı yineleyerek sözlerime başlıyorum. Depremde değil de sonrasında yaşanan nükleer sızıntı nedeniyle santralde çıkan problemin iki türlü yan etkisi oldu. Birinci olarak o bölge boşaltıldığı için alanda kalan Japonya’nın önemli bazı yan sanayicileri üretimlerini durdurma zorun da kaldı. İkinci etkisel durum ise özellikle Tokyo Yokohoma bölgesiydi. Orası bugün ülkemizde Kocaeli nasıl bir sanayi şehri ise Japonya içinde oranın değeri aynıydı. Santralin devre dışı kalması nedeniyle  bölgenin elektriği kesintili olarak verildi. Tabi bunun etkisini bütün dünya ile birlikte biz de hissettik.
 
Çok zor durumda kaldınız mı?
 
İkisi birleşince önemli bir etkisi oldu fakat bizim açımızdan çok da büyük bir etkilenme yaşanmadı. Çünkü bizim stoklarımız müsaitti. Sadece yıllık izinlerimizi 1,5 ay geriye almak zorunda kaldık. Bu düzenlemeyle de sorunu atlatmış durumdayız.
 
Peki, bunun dışında ana sanayi olarak üretim yapan bir firma olarak sektörünüzdeki karşılaştığınız problemler neler? Birde otomotiv sektörü gün geçtikçe kendini geliştiren bir o kadarda rekabeti fazla olan bir alan. Mevcut yasal kanunların rekabet etmenizi zorlayan durumları var mı?
 
Biliyorsunuz ki ülkemizde araç satışındaki en büyük etki ÖTV ve KDV oranlarının yüksek olmasından kaynaklanıyor. Bizde öyle bir sorun çok söz konusu değil.Ticari araçlarda ÖTV oranları düşük zaten. KDV konusu da artık dünyanın uyguladığı bir vergi sistemi haline geldi. Dolayısıyla kanunlardan dolayı ticari araç satışlarını zorlayacak bir şikayet söz konusu değil. Ama çok önemli bir zorluğumuz var. Türkiye pazarında satış yapan tüm firmalarla başa baş rekabet ediyoruz. Bu anlamda üreticiye hiçbir koruma yok Biz Türkiye’de üretiyoruz, lakin dünyanın herhangi bir ülkesinde üretim yapan ve iç piyasamızda satış yapan her hangi bir firma ile eşit şekilde savaşıyoruz. Gümrük duvarlarının kalkmasıyla ve Avrupa gümrük birliği ile gelen olanaklar ülkemizde sadece satış yapan firmaların işlerini kolaylaştırıyor. Türkiye’de üretim yapanbir firmanın sektörde ayrıştırılması gerek.
 
Sizce bu sıkıntı ortadan nasıl kalkar?
 
Sorunun temeli ülkemizde yan sanayideki fiyatların küçük ölçekli üretim adetleri nedeniyle yüksek olması. Öncelikle bununla alakalı geliştirilmelere gidilmeli. Yan sanayideki firmaların üretim adetlerini ve cirolarını yükseltmek gerek. Bunun için biz gereken desteği veriyoruz. Yan sanayimizin ihracatını arttırması ve direk üretim hatlarına mal vermesi durumunda bu maliyet dezavantajının ortadan kalkacağı kanısındayım. Eğer bu sorun ortadan kalkarsa ülkemizde sadece satış yapan tüm markalarla eşit duruma geliriz, tabii ki rekabet güzel bir şey.
 
İsuzu olarak sektördeki yeriniz nedir?
 
İsuzu Türkiye’de sadece üretmiyor. Türkiye’de Küçük Otobüs tasarlıyor ve satıyor. Bunu da Ar-Ge bölümümüzdeki Türk mühendisleri gerçekleştiriyor. Ve biz Avrupa’nın en güzel küçük otobüsünü yapıyoruz. Ve Küçük Otobüs ihracatının yüzde 60’mışına hakimiz. Yani ülkemizden ihraç edilen her yüz küçük otobüsün atmışı İsuzu’ya ait. Altı senedir bu liderliğimiz devam ediyor. Bu hafife alınmayacak bir başarı.
 
HAYALDİ GERÇEK OLDU
 
Siz o zaman çoktan yerli araç sıfatına girmişsiniz?
 
Tabii ki öyle. Bakınız bizim Küçük Otobüsüretimimizde kullanılan parça ve sistemlerin çok büyük bir oranı yerli malı. Sonra burada üretip yurt dışına ihraç ediyoruz. Biz burada bir taşla iki kuş vuruyoruz. Hem yerli malı kullanıyoruz ülke ekonomimize ciddi bir katkı sunuyoruz hem de ihracata yönelik bir üretim anlayışı güdüyoruz. Zaten bu da hükümetimizin cari açık problemine önerdiği önlemlerden bir tanesi. Yani ihracata yönelik üretim. Biz yıllardır ihracata yönelik üretim yapıyorduk. Aksine Türkiye’deki çoğu firmaya iç pazar zevkli geliyordu. Ama şuan net görüyoruz ki bizim uyguladığımız sistemi kullanan firmaların gelişim gücü çok hızlı.
 
26 ülkeye ihracat
 
Biz yaklaşık 26 ülkeye ihracat yapıyoruz. Bu ülkelerin 24 tanesi Avrupa kökenli. Bu ülkemiz için bir hayaldi ve gerçek oldu. Otomotiv ihracatı Türk ihracat kalemlerinin bir numarasıdır. Toplam ihracatın % 15 ila % 18’lik bir dilimini oluşturuyor. Biz ticari araç üreticisi bir firma olarak kamyon, otobüs üreterek yüz binlerce satışa ulaşmıyoruz. Fakat cirolarımız oldukça yüksek. 1 otobüs ihraç ettiğinizde nerdeyse dört otomobil satmış oluyorsunuz.
 
IRAK VE SURİYE BÜYÜK POTANSİYEL
 
Şimdi ihracat ve pazar alanlarından bahsedinceözelikle sizin firmanızdan yola çıkarak Avrupa’ya ihracat yapan bir ülkeyiz. Lakin şuan da Avrupa ciddi bir darboğazın içinde. Özellikle ABD’nin puanının düşmesi dünya çapında bir etkileşime neden oldu. Acaba yeni pazar alanlarının arayışları ülkemiz için karlı olur mu? İşte Arap ülkeleri, Orta Asya ve özellikle Afrika?
 
Bizimle alakalı olan kısımdan başlayayım. İsuzu 26 ülkeye ihracat yapıyor ve bunun 24 ülkesi Avrupa kökenli. Geriye kalan iki ülkenin biri Azerbaycan ve Cezayir. Yani biz kuzey Afrika’ya ihracat yapıyoruz. Ve bizim bu ülkeye yaptığımız ihracat firmamızın önemli bir oranına eşit. Zaten bu ülkede sektör liderliği de bizim elimizde. Bence bu alanlardaki pazar payı çok önemli. Bu ülkelerdeki savaş ve problemler çözülsün bizim ülkemiz için Irak ve Suriye çok ciddi bir potansiyel oluşturacak. Hem de tahmin edilmeyecek kadar büyük olacağını düşünüyorum. Geri kalmışlık ve petrol zenginliğini birleştirdiğinizde genç kuşak çok şeyler talep edecek. Sadece bizim sektörümüzde değil. Gıda, inşaat, elektrik ve elektronik, beyaz eşya gibi sektörler içinde önem arz edecek. Biz sınır şehirlerimizdekibayilerimizden bu ihtiyaçların oluştuğunu iyi biliyoruz. Mesela gidin Hatay, Adana, Gaziantep ve Urfa’ya çok sayıda turist göreceksiniz. Bu insanların büyük bölümü Suriye, İran ve Irak’tan gelen turistler. Bu sayede turizmde de patlama oluşacak. Dolayısıyla ben bütün firmaların o bölgeleri de dikkate almasını öneririm.
 
Yani bu alanlar dikkate alınmalı diyorsunuz?
 
Kesinlikle aynen öyle diyorum. Eliniz sektörünüzde hem Avrupa hem de Afrika pazarına uzanıyorsa çok korkulacak bir durum yaşamazsınız. Bu iki pazar alanı da bir birlerine zıt alanlar olduğundan birinde durulma yaşansa diğeri hareketleniyor. Tabi burada hükümete çok iş düşüyor. Özellikle Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sn Nihat Ergün ve Ekonomi Bakanımız Sn Zafer Çağlayan ‘Evliya Çelebi’ gibi dolaşarak büyük işler başarıyorlar.Üretici Firmalara Dış ülkelerle temas kurdurmada destek veriyorlar. Bunu ilk Sn TurgutÖzal başlatmıştı. Hatta İsuzu’nun temelleri de bu şekilde atıldı.
 
Nasıl yani?
 
Şöyle, rahmetli Özal yurt dışı ziyaretlerine Türk işadamlarını da götürüyordu. Oradaki işadamları ile buluşturarak işbirliği yapılmasını sağlıyordu. İşte böyle bir ziyarette grubumuz İsuzu’nun temellerini Türkiye’ye getirdi. Bu yüzden bu tür gezilerin önemi büyük. İş sadece ihracata yönelik üretim yapmakla da bitmiyor tabi. Pazarlama açısından ülke ziyaretlerin yapılmasının faydası çok.
 
O zaman SİAD’lar ve STK’lar bu konudaki aktivitelerini arttırılmalı?
 
Kesinlikle size katılıyorum. Bizim firmamız beklide bu konuda en ciddi örnek. 1983 yılında bu adımı atmış ve 1984 yılında ilk aracı Kartal’daki tesisimizden indirmiş. Ve bugün 28. yılımızdayız. Japon ortağımız sayesinde İsuzu bugün halka arz olmuş, 26 ülkeye ihracat yapan global bir marka özelliği taşıyor. Türkiye’de ticari araç sahibi birine sorsanız İsuzu’yu biliyor. İşte bu aktivitelerin daha çok arttırılması gerek. Dahası var bu olayın. STK ve SİAD’ların aktiviteleri sayesinde ihracat rakamları artıyor. Firmalar gerek yabancı ortakları sayesinde ya da pazar alanlarına ekledikleri ülkelerle bugün 17. sırada olan Dünya Otomotiv İhracatındaki yerimizi açıklanan hedefler doğrultusundaki 10. sıraya yükselmesini sağlayabilirler.
 
Hedefler denilmişken siz ne düşünüyorsunuz bu konuda, Türkiye 2023’te ilk 10 arasında olabilecek mi?
 
Ben Türkiyemizin bu hedeflere ulaşabileceğine inanıyorum.
 
YERLİ OTOMOBİL KONUSUNDA SADECE İNANÇ EKSİKLİĞİ VAR
 
Firmanız otomotiv sektöründe yarım asırlık bir çınar. Tecrübenizle şu soruya cevap almak istiyorum; Türkiye uzun bir zamandır yerli otomobil konusu tartışıyor. Nasıl olmalı, kaç bin satar, ismi ne olabilir gibi konularla her platformda konuşuluyor. Yerli otomobil denildiğinde neler söyleyebilir siniz?
 
Ortaya çıkmış net veriler olmadığından bende somut örnekler veremem. Ama şunu net olarak söyleyebilirim. Türkiye yerli Otomobilve Hafif Ticari Araçyapabilecek güçtedir. Konuyla ilgili bizimde üyesi olduğumuz Otomotiv Sanayi Derneği’nin (OSD) bir çalışması var. Sanırım bu yıl dosyayı açıklayacaklar. O süreçten sonra yerli Otomobil ve Hafif Ticari Araç konusunun daha çok somut şeylerle konuşulacağını düşünüyorum. Bakınız bu konuda üzerine durulması gereken tek bir şey var. İnanç eksikliği. Ülkenin yöneticileri bu konuda inanç birliğinde olursa sektörümüz bunu başarır. Hükümetin ve ilgili bakanlıkların bu konudaki teşvik ve desteğini gören sanayiciler taşın altına elini koyacaktır.
 
HADSAFHADA İHTİYAÇ
 
Son olarak yine otomotiv üreticilerinin karın ağrısı olan bir konuya değinmek istiyorum. Test pisti olayına. En son TAYSAD Başkanı Celal Kaya soruna yönelik açıklamalar yaptı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’den test pistinin kurulmasını talep etti. Hatta pistin Kocaeli ve Gebze bölgesinde olması gerekliliğinin altını çizdi. Test pisti ihtiyacı ve Gebze bölgesine kurulması yönündeki düşünceleriniz neler?
 
Önce şunu söyleyeyim Türkiye’nin test pistine hat safhada ihtiyacı var. Ve bu ihtiyacın da Kocaeli ve Bursa arasında kurulması lazım. Bunun içinde çok geniş bir araziye ihtiyaç var. Bu noktada devreye tekrar devlet giriyor bir duruş göstermeleri gerekiyor. Çünkü devletin elinde yararlanılabilecek çok sayıda arazi var. Bu kadar arazi boş duracağına böyle bir şeyin yapılması gerçekten güzel olur ve bu bize çok büyük bir yarar sağlar. Çevre ülkelerden bile gelenler olur. Biz test için giderken şimdi yurt dışındaki markalar gelir. Bu çok önemli Türkiye açısından. Çünkü çok ciddi bir para harcıyoruz bu iş için. Türkiye de tasarlanan her araç defalarca yurt dışına gidiyor ve bunların yanında büyük bir ekip gidiyor. Hepsinin ciddi masrafları var. Devlet AR-GE desteğinide verdiğine göre bizim bu konuda ciddi bir yerlere gelmemiz gerektiğine inanıyorum. Kocaeli’nde olmasınıda yürekten destekleriz. Bakanımız Sn Nihat Ergün Gebze’yi bizden daha iyi bilir. Nerede kurulabileceğini de yine iyi tespit eder. TAYSAD Başkanı Sn Celal Kaya’nın bu talebine destek veriyor aynı desteği Sayın Bakanımızdan da beklediğimizi belirtiyorum.
Son Güncelleme: 15.08.2015 10:15
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.