Eğitim, disiplin, denetim, bilinç şart

TAV İnşaat İSÇ-G Koordinatörü Hakkı Yiğit, Bakü Tiflis Ceyhan (BTC) Boru Hattı inşaatındaki 8 yıllık süreç dahil olmak üzere, sahada edindiği iş güvenliği deneyimlerini paylaştı. Sorunun çözümünde eğitim, disiplin, denetim ve bilinç faktörlerinin olmazsa olmazlar arasında yer aldığına dikkat çekti.

Eğitim, disiplin, denetim, bilinç şart

TAV İnşaat İSÇ-G Koordinatörü Hakkı Yiğit, Bakü Tiflis Ceyhan (BTC) Boru Hattı inşaatındaki 8 yıllık süreç dahil olmak üzere, sahada edindiği iş güvenliği deneyimlerini paylaştı. Sorunun çözümünde eğitim, disiplin, denetim ve bilinç faktörlerinin olmazsa olmazlar arasında yer aldığına dikkat çekti.

11 Eylül 2012 Salı 12:22
Eğitim, disiplin,  denetim, bilinç şart



  Türkiye’de bir fabrikanın liman inşaatı... Tarsus’un Topaklı köyünden gurbetçi iki kardeş yerden metrelerce yüksekte bir iskelede çalışırken, kendilerinden metrelerce yükseklikteki bir vincin halatının kopması sonucu üzerilerine düşmesiyle altında kalarak yere çakıldı ve hayatlarını kaybetti… Bu ülkemizde yaşanan binlerce iş kazasından sadece bir örnekti. Her iş kazasının birbirinden ilginç kendisine özgü hikayeleri mutlaka var ancak bu iş kazası diğerlerinden, “Neden?” sorgusundaki çeşitlilikten ötürü farklı boyutlar da taşıyordu. Kazanın oluş biçimi sorgulandığında, vincin ipinin nasıl koptuğundan; kazada hayatını kaybeden işçilerin sigorta kayıtlarının iş yaptıklarından farklı bir firmadan çıktığına, o firmanın çalıştırdığı elemanların öldüğünden gazeteci aradığında haberdar olduğuna, çalıştıkları iş kolunda işin risklerine dair bilgi sahibi olup olmadıklarına kadar, aslında ve de belki de iş güvenliğine dair ibret alınması gereken birçok ihmali barındıran kaza olarak hafızalarda yer edindi. (Aslında edinmedi ama yine de edindiğini düşünmek lazım.)

“SUÇLU ARANIYORSA BEN DAHİL HEPİMİZ SUÇLUYUZ”
Dizimizin bu haftaki üçüncü bölümüne konuk olan TAV İnşaat İş Sağlığı Güvenliği ve Çevre Koordinatörü Hakkı Yiğit ile yaptığımız görüşmede bu kazayı, oluş biçimini ve sosyal yanlarını model aldık. Amacımız kimseyi suçlamak değil. Zaten Yiğit de meselenin çözümünde uzlaşı kültürüne atıfta bulunurken; şayet suçlu aranacaksa şahsı dahil herkesin suçlu olduğuna işaret etti: “Türkiye’de iş güvenliği ve sağlığı konusunda bilgi, birikim ve tecrübe eksiği var. Bundan ders çıkartmamız gerekiyor ama yapmıyoruz. Ülke olarak iş kazalarında maalesef Avrupa birincisiyiz. Bu sorunun çözümünde; medya ve işletmeler dahil herkes elinden geleni yapmalı. Bu konu ilköğretim okullarına müfredat olarak girmeli. Ülkemizde iş kazalarının sebepleri üzerine kimse kimseyi suçlamasın. Hiçbirimiz bir başkasını üzmek, endişe vermek, acılar yaşatmak istemiyor. İş güvenliğinin sağlanmasına dair günümüz itibariyle atılan adımlar başlangıç noktası. Bunlar ilgili kişi, kurum ve kuruluşlarca hayata geçirilebilir. Ancak taraflardan birinin bir diğerini suçlama mantığı terstir. Bu konuda suçlu aranıyorsa bu hepimizin suçu.”

ALMANYA’DA DİSİPLİN KÜLTÜRÜNÜ EDİNDİ
Selçuk Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Hakkı Yiğit; Almanya Frankfurt’ta Giessen Üniversitesi’nde (Betriebswirtschaftslehre) eğitim gördü. 1997 yılında Türkiye’ye döndü. Almanya’da kaldığı süreçte özellikle disiplin kültürü konusunda bilgi ve deneyim edindiğine değinen Yiğit; 8 yıldır inşaat sektörünün içinde, iş güvenliği ve çevre konusu dahilinde yer aldığını söyledi. Bu 8 yıllık süreçte ölümlü iş kazaları dahil birçok hadiseye tanık olduğunu belirten Yiğit; ülkemiz ekseninde en büyük deneyimi Bakü Tiflis Ceyhan Petrol Boru Hattı inşaatında çalıştığı süreçte edindiğini dile getirdi. Ancak o deneyimi edinerek konuyla yüzleşenin, ülkemizde sadece kendisi olmadığına dikkat çekti:

“TÜRKİYE İŞ GÜVENLİĞİYLE İLK KEZ 2002’DE BTC’DE YÜZLEŞTİ”
Bakü Tiflis Ceyhan (BTCPetrol Boru Hattı’nın Posof (Ardahan) – Pasinler (Erzurum) arasındaki 278 kilometrelik bölümünde çalıştım. Türkiye iş güvenliği konusuyla ilk kez o çalışmada, 2002/2003’te yüz yüze geldi. Ben o süreçte Tepe Grubu’nda (Tepe İnşaat Sanayi A.Ş. - NACAP Nederland B.V. Ortak Girişimi) çalışıyordum. Biz Lot A diye adlandırılan Gürcistan’dan başlayıp Erzurum’un kuzeyinde son bulan bölgedeydik. Tepe İnşaat dahil olmak üzere bu hatta iş üstlenen firmalar, yöneticiler ve işçiler o süreçte iş güvenliğine dair şart koşulan uygulamalara hazır değildi. Çevre nedir, iş güvenliği nedir bilmiyorduk. O zamanki asıl işverenin dayatmaları yadırganıyordu. İşçiler açık havada çalışıp kafalarına baret takarken işveren de, işçiler de bunu niye giydiklerini, giyildiğini sorguluyordu. İşçiler açık havada baret giyerek çalıştığında, “Yukarıdan kafamıza kuş mu pisleyecek” diyordu.

“BİZDEKİ YASANIN TEMELİNDE BTC DENEYİMİ VAR”
Halbuki inşaat sektörü ağır ve tehlikeli, her aşamasında güvenlik önlemlerinin alınıp disiplinli bir şekilde uygulanması gereken bir sektör. Biz çevreyi ve endemik bitkinin ne olduğunu, kuşların göç güzergahlarını ve zaman dilimlerini, balık yumurtlama dönemini, ayıların çiftleşme dönemini BTC Konsorsiyumu altında çalışırken öğrendik. Ülkemizde bugün itibariyle çıkartılan iş güvenliğine dair yasanın temelinde BTC Projesi içindeki uygulamalar, öğrenilenler var. Tüm bu önlemlere karşın oradaki çalışmalarda, Tepe Grubu olarak bizim işi üstlendiğimiz bölümde de ölümlüler dahil olmak üzere iş kazaları meydana geldi. Ve ne yazık ki kazalar hep orada belirlenen kurallara uymayanların başına geldi. Bu aşamada da öğretilmesine ve bilinmesine rağmen uygulanmamasının, kabullenmemekten kaynaklandığını söyleyebilirim. Ve BTC projesinde şahsım dahil olmak üzere iş ve çevre güvenliği konusu üzerinde görev ve sorumluluklar üstlenenler, bugün ülkemizin bu konudaki en deneyimli kişileridir. Proje bu anlamda bireylerin deneyim edinmesine de büyük katkı sunmuştur.”

İŞÇİLERİN YÜZDE 60’ININ EĞİTİM SEVİYESİ ÇOK DÜŞÜK
Hakkı Yiğit ile görüşmemizde meselenin sosyal ayaklarına da değindik. Yiğit önce bir tespitini paylaştı: “İnşaat sektöründe çalışan insanların eğitim durumlarına baktığımızda yüzde 60’ının çok düşük, yüzde 25’inin orta seviyede eğitim seviyesinde olduğunu görürüz. Yüzde 15’lik eğitimli dilimin yüzde 10’unu ise yöneticiler, teknikerler, ustalar oluşturur. Yüzde 5’i yüksek düzeyde eğitim almış mühendislerdir. Bu konumda eğitim seviyesi itibariyle tepede yer alan yüzde 5’lik dilimin, daha alt seviyede eğitim görmüş insanlara yönelik olarak, iş anlamında çok sıkı, kurallarından taviz vermeyen önlemler alıp hayata geçirmesi gerekmektedir.” Yiğit konuşmanın devamında yüzde 60’lık dilimin ayrıntısına değindi:

“MAKİNELERİN, VİNCİN RUHU VE VİCDANI OLMAZ”
“Ülkemizde dünya standartlarının üzerinde bir göç trafiği yaşanıyor. Bu göç köyden şehre yaşanıyor. Köyünde trafik, trafik lambası, ağır iş makinesi görmeyen kişiler tüm bunlarla şehirde yüzleşiyor. Ve iş anlamında en kolay iş bulabildiği sektör, inşaat oluyor. Ülkemizde 10-15 yıl önce çevrilen filmlere bakın. Köyden kente göç eden filmin kahramanının çalıştığı yer hep inşaatlar olmuştur. Çünkü o filmler de bir ülke gerçeği üzerinden üretilmiştir. Bu Türkiye gerçeğinde; köyden şehre gelen ve inşaatlarda çalışmaya başlayan işçi, vinç dahil olmak üzere tonlarca ağırlıktaki iş makineleriyle burada tanışmaktadır. Ülkemizde pek çok iş kazasında tanık olunmuştur ki bu makinelerin çarptığı kişinin kurtulma şansı yoktur. Kaldı ki makinelerin ruhu, vicdanı da yoktur. İş güvenliğinin sağlanması için gereken en önemli unsurlardan biri eğitim ve bilinçtir. Bunun için de herkes üzerine düşen görevi yerine getirmeli, bir şeyler yapmalıdır.”

Son Güncelleme: 15.08.2015 10:06
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.