banner93

Aziz milletimiz, 15 Temmuz gecesi güçlü ve büyük Türkiye hedefine ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmış, Türk demokrasisinin olgunluk düzeyini tüm dünyaya göstermiştir. Çanakkale’yi 1915 yılında geçilmez yapan ruh, 15 Temmuz’da tekrar ortaya konmuştur. Bu ruh, birlik ve beraberliğimizin çimentosudur. Milletimiz, FETÖ’nün hain darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz gecesi, Çanakkale ruhunun ölmediğini, bilakis, vatan söz konusu olduğunda bu milletin her bir ferdinin tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi tereddüt etmeden canını ortaya koyabileceğini tüm dünyaya göstermiş, bu planları, bağımsızlığımıza kastedenleri tekrar mağlup etmiştir. Aziz milletimiz, vatan hainlerinin tankının tüfeğinin önünde göğsünü siper etmiş; bu toprakların çiğnenmez, geçilmez olduğunu bir kez daha ispatlamıştır. Bu ruhun ete kemiğe bürünmüş adı Çanakkale’de Seyit Onbaşı ise 15 Temmuz’da Ömer Halisdemir’dir. Bizden sonraki nesillerin de Çanakkale ruhunu kaybetmemesi için Seyit Onbaşı’yı da Başçavuş Ömer Halisdemir’i de unutmayalım, unutturmayalım. Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan, milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerlere sahip üstün vasıflı bir gençlik yetiştirelim. Biz bu milli şuuru ve duruşu muhafaza ettikçe devletimize ve milletimize yönelen her tehdidi Allah’ın izniyle bertaraf ederiz. İşte biz bunun için ATO olarak her yıl binlerce öğrencimizi Çanakkale’ye gönderiyoruz. İstiyoruz ki evlatlarımız en büyük derslikte tarihlerini öğrensinler ve tarihten aldıkları şuurla bugünü yaşayıp geleceklerine ışık tutsunlar.

15 Temmuz süreci

Süreç doğru yönetildiği için 15 Temmuz darbe girişimi, ekonomimize kalıcı bir hasar vermedi. Türkiye, darbe girişiminden sonra hızla normalleşti.  Kısa süreli ve başarısız bir girişim olması nedeniyle ekonomiye kısa vadedeki etkisi de sınırlı kaldı. 16 Temmuz sabahı tüm kamu kurumları, bankalar, özel sektör işinin başındaydı. Türkiye ekonomisinin, dalgalanmalara, krizlere, darbelere karşı dayanıklı olduğu bir kez daha görülmüş oldu. Türkiye o gece büyük bir badire atlattı. Adeta uçurumun eşiğinden döndü. Darbe girişiminin ardından ekonomi, iş ve sanayi çevreleri de kenetlenerek demokrasimizi ve ekonomimizi ayakta tutma sorumluluğunun gereğini yerine getirdi. Daha fazla üretim demek daha fazla istihdam, daha fazla ihracat ve daha güçlü ekonomi demektir. Türkiye bu coğrafyada ancak ekonomisi güçlü olursa ayakta kalabilir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu konuda gösterdiği liderlik, milli seferberlik çağrısı ve istihdam seferberliği çok çok önemliydi. İş dünyamızda bu konuda kendinden beklenen tavrı ortaya koydu.

15 Temmuz sürecinde halen Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüttüğüm oda yönetimi başka arkadaşlar vardı, ben o dönemde meclis üyesi olarak görev yapıyordum. Etkim ve yetkim çerçevesinde hain darbe girişimine karşı tavrımı koydum ve pozisyonumu aldım. Aralık ayında yapılan seçimle işbaşına gelir gelmez de, yetkili olarak faaliyetlerimizi yürütmeye başladık. Öncelikli olarak kamu hukuku açısından gerekli çalışmaları kurumumuz bünyesinde gerçekleştirdik. Bu çalışmaları İçişleri Bakanlığı, Ankara Valiliği, Ankara Emniyet Müdürlüğü nezdinde gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize yönelik güvenimizi her fırsatta ortaya koyduk. Zaten kurum olarak hem Ankara Emniyet Müdürlüğümüzün hem de şehit ve gazilerimizin yaralarını sarmak konusunda hassasiyetimizi ifade etmiştik. Ankara Emniyet Müdürlüğümüze faaliyetlerini kesintisiz sürdürebilmesini sağlamak amacıyla 211 araç/otomobil hibe ettik. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımıza da, bu süreçte zarar görenlerin yaralarını sarmak üzere 2 milyon liralık çekimizi takdim ettik. Genel olarak ülkemizin içinde bulunduğu durumdan zarar görenlere katkı sağlamak için de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başlattığı Şimdi Yaraları Sarma Zamanı isimli kampanyaya 500 bin liralık bağışta bulunduk.

Hain terör örgütünün amacı ülkede demokrasinin dolayısıyla ekonominin kesintiye uğramasını sağlamaktı. 15 Temmuz’un hemen ardından dükkânlarımızı açtık, işimizin başına geçtik. Herkesi de böyle yönlendirdik. Eskisinden daha gayretli bir şeklide ülkemize, demokrasimize, hükümetimize sarıldık, sahip çıktık. Oda yönetimi olarak, bu süreçte ekonomimizde çarkların hiç durmadan işlemesi için üyelerimize yönelik geliştirici eğitimler yaptık, yabancı ülkelerle ticaret yapabilmeleri için o ülkelerin büyükelçilikleriyle, yetkilileriyle toplantılar gerçekleştirdik. Ankara’daki büyükelçiliklerin ticaret ataşelerini ve üyelerimizi bir akşam kokteylinde bir araya getirdik. Devletimizin üretimi ve istihdamı geliştirmek amacıyla sağladığı teşvikleri üyelerimize duyurduk ve duyurmaya devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın başlattığı ‘İstihdam Seferberliği’ne biz de dahil olduk. Üyelerimizin kolaylıkla bilgi alabilmesi için odamızda İŞKUR Hizmet Noktası açtık.  İlgili kurumu ve kuruluşların yöneticilerini çağırarak bilgilendirici toplantılar yaptık. Üyelerimizin daha da gayretle işine sarılması, ülke ekonomimizi güçlendirmesi için moral motivasyon dahil olmak üzere her türlü desteği vermeye çalıştık.  Faizlerin yüksekliği nedeniyle sıkıntılar yaşanıyordu.

Öncelikle üyelerimizin finansman sorununu çözmek için TOBB’un öncülüğünde Nefes Kredisi adı altında Denizbank ve Ziraat Bankası ile anlaşarak 9.90 faiz oranıyla ve Kredi Garanti Fonu’nun kefaletiyle 1 milyar liralık kredi hacmi oluşturduk ve üyelerimizin kullanımına sunduk. 9 Mayıs tarihi itibariyle 3 bin 474 üyemiz toplam 375 milyon 800 bin lira kredi kullandı. Çok şükür 2017 yılının ilk çeyreği için açıklanan yüzde 5’lik büyüme rakamı da terör örgütlerine tokat gibi geldi. Ne yapmaya çalışırlarsa çalışsınlar bizler ülkemize sahip çıkacağız.

Sorumluluk bilinci

Sorunlu bir coğrafyada yer alan Türkiye zor bir dönemden geçiyor. İçeride ve dışarıda hem ekonomik hem fiziki saldırılar var. Bir yandan terörle mücadele ederken bir yandan da ekonomik bir savaş veriyoruz. Bu zor süreci atlatmak için hepimize görevler düşüyor. İş adamları olarak bizler de yatırım ve üretimimi artırarak, artı istihdam sağlayarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getireceğiz. Geçtiğimiz günlerde Odamızı ziyaret eden Slovenya Büyükelçisi Igor Jukic, Türkiye’nin krizlerden etkilenmeyen güçlü ve dayanıklı bir ekonomiye sahip olduğunu söyledi. “Bunu Türkiye ile iş yapanlar biliyor ama bilmeyenler sadece medyada gördüklerinden etkilenerek Türkiye’yi iş yapılamaz bir ülke zannediyor. Ama biz iş yaptığımız için Türkiye’nin dalgalanmalardan kolay kolay etkilenmeyen bir ekonomik sisteme, özellikle iş etiği ve bankacılıkta örnek gösterilecek bir yapıya sahip olduğunu biliyoruz” dedi. Slovenyalı yatırımcılar Ankara’da türbin fabrikası kuracak ve 300 kişiye istihdam sağlayacak. Bu hem yabancı hem de yerli yatırımcılara örnek olmalı. Tabi yatırım ve üretim konusunda kayda değer yol alabilmek için yüksek faiz sorunun çözülmesi gerekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.