Kalkınma ajansları…

Bölgelerarası eşitsizlikleri azaltmak ve bölgesel kalkınmayı sağlamak için kurulan özerk kamu kuruluşlarıdır.

 

Özel sektör, kamu ve sivil toplum kuruluşları arasında işbirliğini destekleyerek yerel potansiyelin açığa çıkmasını amacıyla kurulan 26 kalkınma ajansı kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak, yerel potansiyeli harekete geçirerek bölgesel gelişmeyi hızlandırmak ve sürdürülebilinirliğini sağlamak için kurulmuşlardır.

 

Daha önce defaatle ifade ettiğim gibi; yukarıda yapısını ve görevlerini özetlediğim kalkınma ajansları karmaşık bir organizasyon yapısına sahiptir.

Kalkınma kurulu, yönetim kurulu, genel sekreterlik ve yatırım destek ofisleri olmak üzere dört ayrı unsurdan oluşan kalkınma ajansları, teşkilat yapısı yüzünden sağından solundan farklı taraflara çekilen ve iş üretemeyen yapılara dönüşmeye başladı.

 

Her ne kadar mevzuatta genel sekreterlik icra makamı olsa da pratikte hiç de öyle değil.  Genel sekreterlerimiz alınmasın, istisnalar kaideyi bozmaz, bu teşkilat yapısına göre genel sekreterler; valiler, belediye başkanları, oda başkanları arasında gidip gelerek dengeleri sağlamaya, çıkmayan desteklerin hesabını vermeye çalışıyor.

 

Kalkınma ajanslarının bu keşmekeş ve karmaşık teşkilat yapısı, çok ciddi donanımlara sahip olan profesyonel kadronun rutin işlerden kopup sahaya entegre olmasına, bölgenin geleceğine yönelik fikir ve kanaat sahibi olabilmek için kapsamlı çalışma yapmasına, yerel potansiyelleri harekete geçirecek eylemler gerçekleştirmesine engel oluyor.

 

Yukarıda özetlediğim sorunlar, tek il sınırını kapsayan İstanbul, Ankara ve İzmir kalkınma ajansları hariç diğer ajansların ortak sorunu olarak dikkat çekiyor. Her ne kadar profesyonel kadrolar bu sorunları dillendiremiyor olsa da bu durum gerçeği değiştirmiyor.

 

Alanında uzman, nitelikli, iyi donanımlı kadroları istihdam eden kalkınma ajanslarının olması gereken yer bugünkü olduğu yer değil. Bu elbette “kalkınma ajanslarımız başarısız” demek değil ancak bu kadroların çok daha başarılı ve yol gösterici çalışmalara imza atacak kapasiteye sahip olduğunu biliyoruz.

 

Her geçen gün daha çok bürokratik anlayışın bağrında can çekişen, sıfır iş sıfır sorun mantığı olan eski kamu kurumlarına dönüşmeye başlayan kalkınma ajanslarını bu yapıdan kurtarabilmenin yolu teşkilat yapısını değiştirmekten geçiyor.

 

Mevcut yapıda genel sekretere emir veren, talepte bulunan, rica eden, sorun çıkaran, yönetimdeki meslektaşlarına kızıp genel sekretere çıkışan, gözünün üstünde niye kaşın var diye sorma yetkisi olan kişi oldukça fazla.

 

Hal böyle olunca…

Genel sekreterler değil “iki arada bir derede” “20 arada 10 derede” kalıyor.

Daha fazla dayanamayan istifasını verip gidiyor.

Geri kalanlar; çalışma aşkı bulunanlar, sabrı muhkem olanlar, “buralar hizmet makamlarıdır, iş yapmamız lazım” diyenler katı bürokratik anlayış ekseninde çıkış yolu bulmaya, farklı formül üreterek iş geliştirmeye çalışıyor.

Bu nereye kadar böyle devam eder?

Bilemiyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
magdur personel 2013-08-21 18:01:26

sekreterler mağdur değil. mağdur olan sekreterlerin baskı yaptığı personel. personel bu baskıya dayanamayıp kaciyor. sekreterler siyasi referanslarla geldiği için yine o şekilde gitmeleri normal.

Avatar
neden yayinlanmiyor 2013-08-22 12:05:54

yorumlar neden yayinlanmiyor. kendinizce sansür mü uyguluyor sunuz

Avatar
genel sekreterler 2013-08-26 20:17:41

yazı için teşekkürler.
genel sekreterlere allah yardım etsin. kurum ve çalışma kültürü henüz olmayan personel,yüksek beklentiler, yönetim kurulları ve bakanlığın baskısı, belirsizlikler, özel sektörün tatminsizliği... vs.