Konuklarla dolup taşan, muazzam bir sofra…

Memleket meselelerinin ardından yapılan istişareler neticesinde verilen bir talimatla getirilip, halkın gözü önünde yakılması istenen bir gardırop giysi… Ekonomi tarihinin belki de en anlamlı dönüşümlerinden biri…

O kibrit hiç alev almamıştı, lakin kritik bir konuda bir uyanışın kıvılcımları o masadan ülke geneline yayılmıştı.   

Bahsi geçen sofranın ev sahibi Mustafa Kemal Atatürk’ün, yerli malı kullanımına açtığı büyük parantezden bahsediyorum.

“Bundan sonra önder olarak benim de yerli malı kullanmam gerek. Gardıroptaki elbiselerimi getirin. Köşkün önünde yakın” talimatı veren Atatürk, daha sonra cumhuriyet döneminin en etkin gazetecilerinden kabul edilen Falih Rıfkı Atay’ın ricası üzerine kıyafetlerini misafirlerine hatıra olarak bırakmıştı. Sonra da herkesin gözü önünde Beyoğlu’nun en maharetli terzisine yerli kumaştan kestirdiği elbiseleri diktirmişti.

“Türkler! Türk malı alınız, Türk parası kullanınız. Türk parası Türk toprağında kalsın” diyen Paşa, yerli sanayinin geliştirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyordu.

Her yıl, resmi adıyla Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası’nda bilinç yükselten halkın zihninde yerli üretim bilinci böyle böyle, zaman içinde oturdu.

Türkiye, bir avuç sanayiciyle başlayan, politikacılarla ve akademi çevreleriyle beslenen; Türkiye’nin cesaretini, alın terini ve mühendisliğini tekniğine nakşettiği, lakin buna rağmen hak ettiği değeri alamadığı “Devrim” arabalarının yarım kalan serüvenini tamamlamaya hazırlanıyor.

Eskişehir’de TÜLOMSAŞ’ın bahçesindeki camlı özel garajda muhafaza edilen ve halen çalışır durumda olan Devrim’in Türk insanı için ifade ettiği değer büyük.

Nihat Ergün döneminden beri sıklıkla konuşulan ve OSB’lerin üretmek için adeta yarış içerisine girdiği yerli otomobil projesi, “Türkiye’nin Otomobili” sloganıyla 2019’da ete kemiğe bürünmeye ve 2020’de de yollara çıkmaya hazırlanıyor.

Kavram, endüstri gündeminin tahtının uzun süre daha sahibi olacak. 

Milli teknolojiyi inşa edecek yerli üretimin önemi ve bu eksende oluşturulan kamuoyu, yerli üretim konusunun artık tabana kadar her çevrede konuşulduğunun bir göstergesi.

İhale avantajı bunlardan biri. Yerli malına getirilen fiyat avantajı, devletin özel sektöre sunduğu cazip bir seçenek. “Mal alımı ihalelerinde yerli malı teklif eden istekliler lehine, yüzde 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanabilir” ibaresi, KOBİ’ler için çok şey ifade ediyor.

Bu noktada, OSTİM gibi yalnızca Ankara’nın değil, Türkiye’nin en önemli işletmelerine hayat veren köklü sanayi bölgesinin başında olan Orhan Aydın’ın “fon” tavsiyesine kulak verilebilir.  Gazetemizle yaptığı söyleşide bahsettiği üzere Aydın’ın ismiyle özdeşleşen bu kavram, ithal edilen malların vergisinden belli oranda alınan miktarlarla kurulacak fonun, stratejik ürünlerin üretiminde kullanılmasını öngörüyor. Aydın, malın Türkiye’de üretilinceye kadar fonlanmasını ve yerlileşme aşamasını da tamamlayıncaya kadar desteklenmesi gerektiğini söylüyor.

Çünkü, yoğun ithalatla bir yere kadar…

Anadolu coğrafyasından çıkan daha fazla markanın, uluslararası ligin üst sıralarında kendine yer bulduğunu görmek hepimizin hakkı.

Teknoparklardan OSB’lere kadar, nitelikli yatırım bölgeleri bizce buna hazır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.