Hiç kuşkusuz, ekonomi pastasının üzerindeki krema teknoparklarsa, meyveler de Ar-Ge merkezleri… 
Ekim sonu verilerine göre, daha dün sayıları bunun onda biri olan Ar-Ge merkezleri, 1026’ncı üyesini de zincire dahil etti ve inovasyon ailesinin çemberini genişletti.

 
Mükelleflerinin rekabete ve yenilikçiliğe doping yapma amacıyla kurduğu ayrı birimler olan Ar-Ge merkezlerinde istihdama nitelik aşılanıyor. 54 bin 471 kişinin kafa yorduğu Ar-Ge merkezlerinde üst düzey ve ürüne dönüşecek bilgiler üretiliyor ve geleceğin inovatif ihtiyaçlarının temelleri atılıyor. Lisans düzeyinde istihdamın yüzde 56’sının çalıştığı Ar-Ge merkezlerinde, bu rakamın 3’te biri kadar da yüksek lisanslı var. Akademi ayağının en ciddi seviyesine gelmiş doktoralıların sayısı ise, yüzde 2. 


Dönüşen dünyanın ihtiyaçlarına cevap veren güncel ve iyileştirilmiş teknolojileri üreten Ar-Ge merkezleri bünyesinde, akıl teri akıtılarak ortaya konmuş, yapımı süren ve tamamlanan projelerin toplamı 33 bin. Üretilen 9 bin 552 patentin 2 bin 375’i ise tescil aşamasında. 
Gelelim işin beynelmilel boyutuna… Bilindiği gibi kan ağlayan firmalar, yeni yatırım yapmak bir yana dursun, ayakta kalabilmenin büyük bir mücadelesini veriyor. Yabancı yatırımların ışık hızıyla aşağı yönlü seyir izlediği bu günlerde Ar-Ge merkezlerindeki yabancı veya yabancı ortaklı firma sayısı 141…

 

Merceği, Ar-Ge merkezlerindeki sektör dağılımına tuttuğumuzda, aslan payının 145 ile makine ve teçhizat imalatı alanında olduğunu görüyoruz. Bunun denk geldiği oran yaklaşık yüzde 15. Türkiye endüstrisinde en çok gündemde kalan konulardan olan otomotiv yan sanayi ise yüzde 10 ile onun ensesinde… Farkındalık çalışmalarında önemi sıklıkla vurgulanan ve siber güvenliğin gediklisi olan yazılım sektörü de 1026 Ar-Ge merkezinin 96’sında karşımıza çıkıyor. 
 

Bilgisayar, tekstil, elektrik-elektronik, kimya, gıda, savunma, enerji ve cam sektörü, Ar-Ge’yi en fazla sırtlayan diğer sektörler. Deri teknolojileri, hayvancılık, madencilik, perakendecilik ve tıbbi cihazlar sektörleriyse henüz birimleşmeye tam manasıyla adapte olmuş değil. Bu alanda yatırımların artması ve firmaların Ar-Ge birimleri kurmaya ağırlık vermesi ise önem arz ediyor. 
 

Türkiye’nin network başkenti İstanbul, yüzde 36’lık orana tekabül eden 371 Ar-Ge merkeziyle liste başını kimselere bırakmıyor. Endüstrinin kalbini attıran büyük sanayi tesislerinin ve limanlarının ev sahibi Kocaeli de, firmalarına Ar-Ge kültürünü aşılamayı başarmış. 110 merkezle Kocaeli’yi, 103 merkezle OSB’lerin doğuş kenti ve yerleşik endüstri kültürü sahibi Bursa takip ediyor.  
 

OSB ağının en yoğun olarak bulunduğu Tekirdağ da 47 Ar-Ge merkeziyle listenin ön sıralarında. Afyonkarahisar, Amasya, Bolu, Çanakkale, Çankırı, Elazığ, Erzincan, Trabzon, Sivas ve Zonguldak’ın hepsinde 1 adet merkez mevcut. Her biri bölgesinin incisi olsa da, 9 OSB’yi bünyesinde barındıran ve üretim kültürü gelişmiş olarak tanımlanan Afyonkarahisar’da Ar-Ge yatırımlarının artmasının bir gereklilik olduğu apaçık görülüyor. 
 

Ar-Ge adına yüz gülümseten teşvikler ve atılımlar birbiri ardına basında yankı buluyor. Gün geçmiyor ki yeni bir merkez kervana katılmasın… 
 

Ar-Ge’ye bu zorlu koşullarda yatırım yapmaya karar verenin ve teknolojiden kaçmayanın elinden devlet muhakkak tutuyor. Zaten kaçmak isteyen de kaçınılmaz sona doğru depar atıyor. 
 

İstatistiklere göre, hükümet bütçesinden Ar-Ge faaliyetlerine, 10 yıldan beri yaklaşık yüzde 80 daha fazla kaynak aktarılıyor… 
Peki; dünya ne yapmış, Ar-Ge’ye ne kadar pay ayırmış? 

 

Amerika Birleşik Devletleri 476,5 milyar dolar, Çin 370,6 milyar dolar, Japonya 170,6 milyar dolar, Almanya 109 milyar dolar ve Güney Kore 73,2 milyar dolar…
 

İşte dünyada Ar-Ge dümenini komuta eden ilk beşli. 

Türkiye’nin ise Ar-Ge’ye ayırdığı pay 15,3 milyar dolar. ABD’nin yüzde 3’ü, Çin’in yüzde 4’ü, Japonya’nın yüzde 8’i, Almanya’nın yüzde 13’ü ve Güney Kore’nin yüzde 20’siyiz. 

OECD, 21 ülkede yaptığı çalışmalar sonucunda, Ar-Ge harcamalarındaki yüzde 1’lik artışın ekonomik büyüme üzerinde yüzde 0,76’lık bir artış meydana getirdiğini belirtiyor, mesajı net veriyor. Türkiye, bu orana tahminlerin de ötesinde yakın.  


Tüm verilerden hareketle; şimdi sıra verilen destekleri etkin kullanma, teşvikleri doğru değerlendirme ve kaynakları betona değil, katma değerli üretime vakfetme zamanı… 


Ar-Ge merkezleri, bu atılıma öncülük eden nitelikli şirketler ve Türkiye ekonomisi arasındaki bir kazan-kazan politikasıdır. 


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.