Deneyim Mühendisliği ve Prototip Geliştirme ve Test Laboratuvarları

Bugün itibariyle, dünyadaki birinci sınıf ülkelerin büyüme, kalkınma ve toplumsal gelişim stratejisinin kodları veya gündemi inovasyon ekonomisidir. İnovasyon ekonomisinin en önemli itici gücü ise küresel pazarlara yenilikçi ürün sunma kapasitesi ve yeni girişimci yetiştirme becerisidir. Ancak bu konudaki kapasite inşasının temelinde ise araştırma ve geliştirme (R&D) yapma ve kendi teknolojini üretme kabiliyeti yer almaktadır. Fikirlerin ve projelerin ürüne dönüşmesi ve ticaretleşmesi için çok ciddi bilimsel ve teknolojik altyapı gerekmektedir. Özellikle iyi üniversiteler, araştırma merkezleri ve teknoloji geliştirme bölgelerinin bu bağlamda önemli görev üstlenmeleri beklenmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin son yıllardaki baş döndürücü gelişimine paralel olarak gelişen ve çağımıza damgasını vuran dijital  devrim bir çok stratejik sektörün teknoloji tabanlı büyümesine neden olmuştur. Bu bağlamda, inovasyon ekonomisine geçiş yönünde bir paradigma değişimi zorunlu hale gelmiştir.

Ülkemiz için, Türkiye Sanayi Stratejisinde belirlenmiş olan, “Türk sanayisinin rekabet edebilirliğinin ve verimliliğinin yükseltilerek, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknolojili ürünlerin üretildiği, nitelikli işgücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümü hızlandırmak” amacı doğrultusunda, dışa bağımlılığı azaltıcı teknolojinin geliştirilmesi ve geliştirilen bu katma değeri yüksek teknolojinin hızlı bir şekilde sanayiye transfer edilmesi kritik hale gelmiştir.

Ayrıca, ülkeler arası pazar rekabetinin daha yoğun olduğu günümüzde, katma değeri yüksek, zamanında ve verimliliği belirlenen standartlarda ürütülen ürünlerin, AR-GE’den son kullanıcıya ulaşma hızı rakiplerin önünde olmalıdır. Bu noktada, bilimin teknolojiye- teknolojinin kitlesel ürüne ve tüketime girmesinden önce bir prototipinin üretilerek test edilmesi ve müşteri yada kullanıcı tarafından da deneylenmesi, kabul edilmesi, geniş kitlelere pazarlanarak, müşteri ile ürün arasında duygusal bir bağ oluşasıya kadar iyi bir inovasyon ve ürün yönetimine ihtiyaç olduğu görülmektedir.     Bu anlamda her bir işletmenin aynı ürünlere, projelere ve  fikirlere ve bu süreç için ihtiyaç duyulan makine, teçhizat ve iş gücü yatırımını yapmasını beklemenin global rekabeti takipte geride kalınmasına yol açacağı açıktır. Bu itibarla,, üniversite, ar-ge merkezleri, teknoparklar ve kurulacak kuluçka merkezleri  girişimciler için ortak çalışma alanları (co-working spaces) ve ortak kullanım için  prototip atölyeleri alt yapısı sağlamalı ve kendini her gün yenileyen teknolojik ve iş gücü altyapısının oluşması için rekabet öncesi işbirliği platformu olarak adlandıracağımız “Prototip Geliştirme ve Test Laboratuvarı” kurulması gerekliliği kaçınılmaz bir gerçektir. Bu tür laboratuarlari aynı eko-sistem içinde entegre edilebilecek tematik inovasyon ve kuluçka merkezleri ile desteklenmelidir.

Ülkemiz için asıl hedef bilişim-enformasyon (iletişim) ve komünikasyon, elektronik, savunma, sağlık, havacılık-uzay, otomotiv ve diğer ileri teknoloji tabanlı ve üretim odaklı sanayilerde  ihracat/ dışsatım hacmini artırmak ve reel sektörün inovasyon odaklı ve Ar-Ge yatırımlarına dayalı büyüme politikalarına geçmelerini teşvik etmektir. Bu bağlamda, devlet üzerine düşeni yapmış özellikle bilim, teknoloji ve sanayi bakanlığının çabaları ve regülasyonları ile teknoparkların, Ar-Ge ve teknoloji firmalarının Türkiye’de önü açılmıştır. Türkiye’nin bir inovasyon üstü olması için özellikle sistemde eksik olan eko-sistem ve finansal model ve yatırımcı havuzunu genişletme ihtiyacını yönelik düzenlemeler yapıldığı takdirde Türkiye’nin yeni girişimcileri ekonomiye kazandırma politika misyonu daha da önem arz edecektir.

Dokuzuncu kalkınma planında da yer verilen “İstikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye” vizyonu için inovasyona dayalı toplumsal mühendislik ve düşünce devriminin başta özel sektör yani Türk iş dünyası olmak üzere toplumun diğer katmanlarına yaygınlaştırılmalıdır. Girişimci ve yenilikçi iş felsefesi  yeni kurulacak start-up veya spinn-off firmaların doğmasına neden olacak risk sermayesine başka bir ifade ile iyi işleyen bir ekosistem (creative capital)’e ihtiyaç duymaktadır. Aklını ve zamanını risk eden tüm genç yada yeni girişimcilerin fikirlerini veya projelerini hayata geçirecek düşük maliyet imkanı ve ilk deneysel ürün olan prototipin ortaya çıkması, patent aşamasının, ürünün pazarlanmasının ve sonrasının iyi yönetilmesi için çok iyi bir deneyim mühendisliği, deney ve deneye dayalı tecrübe, ürüne tutku ile bağlanacak kullanıcı ve alıcı bulunması ve tüm bu süreç yönetimini yapacak nitelikli ar-ge personeli, tasarımcı, mühendis, iş geliştirme uzmanı, pazarlamacı vb yaratıcı insan gücüne ve eğitimine ve aynı zamanda UYGULAMA alanlarına ihtiyaç vardır. Son söz; iyi bir aşçı iyi bir mutfakta yetişir. Bunun içinde fikir üretme ve  yaratıcı düşünce /creative thinking ikliminin ülke çapında bir an evvel tesisi gerekir. 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.