2011 yılını cari açık dışında oldukça iyi bir performansla bitirdik.

Bu ay sonunda açıklanacak olan dördüncü çeyrek büyüme oranımız yüzde 7 civarında olursa tüm yılı yüzde 9 büyüyerek bitirmiş oluruz. Bu da bizi dünya ikincisi yapar.

IMF Ocak ayında yıllık büyüme tahminini binde 4 olarak açıklamıştı. Bu ay yüzde 2,3 olarak revize ettiler. Burada bazı güçlerin etkisi altında kaldıklarını düşünüyorum.

Geçen yıl tarihimizin “en yüksek ihracatını” yaptık. 

2008 yılının son dört ayı kriz olmasına rağmen aylık bazda üç ay 12 milyardan fazla ihracat yapmış olmamıza rağmen, geçen yıl sadece 12. Ayda 12 milyarlık ihracatı yakalayabildik.

Bu yıla baktığımızda ilk iki ayda artış hızında yavaşlama olduğunu görebiliyoruz.

İthalatımızda yavaşlama bu yıl da devam ediyor.

Alınan tedbirlerin birçoğunu benimsiyoruz. Ancak KKDF’nin yüzde üçten altıya çıkmasını bir türlü anlayamadık.

Biz sanayiciler ülkemizdeki yüksek faizden şikayet ederken dışarıdan bulduğumuz kaynağın ülkemize girerken tekrar vergilenmesinin kalkınmamıza engel olacağını düşünüyoruz.
İthalatın yavaşlaması cari açığı azaltıyor ancak cari açığın temel nedeni olan petrol ithalatı ve “petrol fiyatlarının artması” neticesinde karşımıza daha büyük açık olarak çıkacaktır.

Bütçe rakamlarını incelediğimizde, Ocak ayında fazla veren bütçe Şubat'ta daha açık vererek negatife geçti. Biz harcamalarımızı kontrol altında tutarak “denk bütçeler” yapabileceğimize inanıyorum.

Denk bütçeler sayesinde devlet ödeyeceği faizi azaltacağı gibi bizimde daha ucuz borç bulmamızı sağlayacaktır.

Sonuçta daha fazla “yatırım”, daha fazla “ihracat”, daha hızlı “büyüme” olarak bize dönebilecektir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde oluşacak 2B gelirlerini çok iyi harcamalıyız.


Son dört ay verilerine baktığımızda “kapasite” kullanım oranlarında hafif bir düşme gözlemlemekteyim.

Aynı eğilim “sanayi üretim” endeksinde de karşımıza çıkıyor.

Bu durum bizleri endişelendiriyor.

Bir an önce ihracatımızı arttıracak tedbirler gerektiğini düşünüyoruz. “Yeni teşvik yasasında” umarız üretimi, ihracatı arttıracak tedbirler düşünülmüştür.
Kriz döneminde ülkemiz çok önemli bir atılım gerçekleştirdi. İndirilen vergiler sanayiye can verirken “Kısa çalışma ödeneği” birçok işletmenin krizden işçilerini kaybetmeden çıkmalarını sağladı.
Bölgemizde 211 firmada çalışan 21 bin kişi Kısa Çalışma Ödeneğinden faydalandı.


İş dünyasını yakından ilgilendiren yasa tasarılarından bahsetmek istiyorum.

AB’ye uyumlu hale getirilmeye çalışılan “iş sağlığı ve güvenliği” yasası KOBİ’lerimize ekstra yükler getirmektedir.

İşçi sayısı göz önüne alınmadan tüm KOBİ'ler muhatap olacaklar. KOBİ'lerin sıkıntı çekeceği aşikardır.
Ayrıca taşeron firmaların sorumluluğu da ana firmaya yüklenmektedir. Bu da rekabet gücümüzü olumsuz etkileyecektir.
“Ticaret kanunu”na baktığımızda, birçok yeni uygulama gelmekte ama en dikkat çekeni; uygulamadan ötürü oluşacak bir hatanın hapis cezası ile neticelenmesidir.

Bu konu çok olumsuz bir nokta olarak öne çıkmaktadır.
Ayrıca “çek yasası”nda yapılan değişiklik nedeni ile son donemde karşılıksız çek sayısında çok önemli artışlar olduğunu izliyorum. Bu değişikliğin tekrar gözden geçirilmesinin yerinde olacağını düşünüyorum.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.