İşverenin sorumluluğu:

İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalının sigorta primleri ve destek primi hesabına esas tutulan kazançlar toplamı ve prim ödeme gün sayıları ile bu primleri gösteren ve örneği yönetmelikle belirlenen asıl veya ek belgeleri ait olduğu ayı veya dönemi takip eden ayın sonuna kadar kuruma(SGK) vermelidir.  Kurumca istenilmesi halinde iş yeri kayıtlarını ibraz etmek veya sigortalı çalıştırmadığı takdirde, bu hususu sigortalı çalıştırmaya son verdiği tarihten itibaren bir ay içinde yazılı olarak kuruma bildirmekle yükümlüdür. İşverenin, sigortalıyı, 4857 sayılı İş Yasası Md.7 göre başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devretmesi halinde, sigortalıyı devir alan, geçici iş ilişkisi süresine ilişkin belgelerin aynı süre içinde işverene ait iş yerinden Kuruma verilmesinden işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur.

İşverenin yukarıda açıkladığımız görevi yerine getirmediği hallerde-kuruma gerekli belgeleri vermediği- işçi iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açabilmektedir. Ancak işçinin dava açma hakkı süresiz değildir. Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine dair, tespit davası açmak isteyen işçi,  hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde hizmet tespit davasını açmalıdır.

Sigortalıya dair olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin kuruma verilmesi ya da çalışmaların kurumca tespit edilmesi halinde, kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilemez.

İşçi aynı işyerinde çalışmaya devam ediyorsa yani çalışma kesintisiz devam ediyorsa 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası Md. 79/10 da yer alan hizmet kavramının, hem sigortalı hem de emekli sandığı hizmeti birlikte değerlendirilmek suretiyle belirlenmesi ve hak düşürücü sürenin hesabında da bu belirlemenin esas alınması gerekir. Bu durum işçi yararına yorum ilkesinin doğal sonucudur. Hal böyle olunca aynı işyerinde sigortalı hizmeti sona ermekle birlikte Emekli Sandığına tabi hizmetinin dava tarihinde halen devam ettiği, çalışmanın kesintisiz olduğu kabul edilerek hizmet tespiti davası açmak için yasada öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu kabul edilmez.

5510 sayılı yasanın yürürlük tarihine kadar 506 sayılı, 1479 sayılı ve 5434 sayılı yasa ile 506 sayılı yasanın geçici 20.ci Maddesine göre sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibarı hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilecektir.

506 sayılı yasa Md.79/10 hükmüne göre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde mahkemeye başvurabilecektir.

Sigortalının, 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmakta iken, aynı işyerindeki çalışmasının 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Yasasına tabi olarak devam etmesi halinde, hak düşürücü sürenin başlangıcı nasıl hesaplanacaktır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 tarih ve 2011/10-52 Esas 2011/221 Karar sayılı kararında; çalıştırılanlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası Md.3 de belirtilen istisnalardan olmamak kaydıyla, Md.2 de öngörülen koşulların varlığı halinde kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağına ilişkin norm, sigortalının kayıt altına alınabilmesi ile sonuç doğurur. Bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları ise 506 sayılı Yasa Md.79/10 da tanımlanmıştır.

506 sayılı yasa kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin kuruma verilmemiş ya da çalışmaların kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması gerekir. Sigortalı, bildirimsiz kalan çalışmalarının tespitini hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içerisinde isteyebilir. İşçinin aynı işyerinde sigortalı hizmeti sona ermekle birlikte Emekli Sandığına tabi hizmeti halen devam etmekte-kesintisiz devam etmekte ise beş yıllık sürenin başlangıcı hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan itibaren başlayacaktır.

Sonuç:

Hizmet tespiti davası açmak için yasada öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre işçinin işyerinden ayrıldığı tarihten başlar. Beş yıl içinde hizmet tespit davasını eski işverene karşı açabilir. Ancak işçi 506 sayılı yasa kapsamında iken 5434 sayılı yasa kapsamına geçerse, yani işçi Emekli sandığına geçmişse ve çalışmaya aynı işyerinde devam ediyorsa beş yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı çalışanın hizmetinin geçtiği yılın sonundan itibaren başlayacaktır. Burada açıklamaya çalıştığımız konu beş yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcıdır. İşçini aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde beş yıllık hak düşürücü süre işçinin çalıştığı yılın sonundan işlemeye başlamaktadır. Kanun koyucu burada, işçiyi işyerinde çalışması devam ederken işvereni ile karşı karşıya getirmemek amacındadır.

Kaynakça

506 S.Y. 5434 S.Y.

Yargıtay 10.H.D. 2011-12724 E. 2012-1597 K.07.02.2012

Yargıtay H.G.K. K. 2011/10-52 E. 2011/221 K.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.