banner110

“Dünyayla yarışıyor”

Sunkem Endüstri Ürünleri Yönetim Kurulu Üyesi ve Teknocoat Boya Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Melih Karakaş, her iki firmanın da rakiplerinin dünya devleri olduğunu ifade ederek, “Biz Don Kişot gibi değirmenler ile savaşıyoruz ama başarılıyız” dedi.

“Dünyayla yarışıyor”

Sunkem Endüstri Ürünleri Yönetim Kurulu Üyesi ve Teknocoat Boya Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Melih Karakaş, her iki firmanın da rakiplerinin dünya devleri olduğunu ifade ederek, “Biz Don Kişot gibi değirmenler ile savaşıyoruz ama başarılıyız” dedi.

05 Ocak 2012 Perşembe 10:56
“Dünyayla yarışıyor”




Gebze Plastikçiler OSB’de kurulu bulunan Sunkem Endüstri Ürünleri Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Melih Karakaş, Sunkem Endüstri Ürünleri’nin büyük bir firma olmadığını ama ileri teknolojiyle çalıştığını söyledi. Aynı zamanda Teknocoat Boya Kimya’nın da Yönetim Kurulu Başkanlığını yapan Karakaş, Teknocoat Boya Kimya’nın sanayi ağırlıklı çalıştığını belirtti.
“Sunkem üretiminin yüzde 30’unu ihraç ediyor” diyen Melih Karakaş, Teknocoat’ un o düzeyde olmadığını, kısıtlı olduğunu ifade ederek, “Teknocoat’ un da Sunkem’in de aslında rakipleri dünya devleri. Biz Don Kişot gibi değirmenler ile savaşıyoruz aslında. Ama başarılıyız” dedi.
2012’nin Türkiye açısından da dünya açısından da çok zor bir yıl olacağını dile getiren Karakaş, bu nedenle 2012 ile ilgili çok fazla beklenti içerisine girmemek gerektiğini söyledi. Karakaş, “2012’de Sunkem ile ilgili çok güzel bir iki tane proje var elimizde. Bu projenin biri gerçekleşti. Teknocoat için önemli bir yatırım konusu yoktur. Kapasitemiz müsait şuanda onu doldurmaya bakacağız” diye konuştu.

Sunkem ve Teknocoat firmalarıyla ilgili bilgi alabilir miyiz?

Teknocoat Boya A.Ş. boya üreten bir firma. Sanayi ağırlıklı çalışıyoruz. Sanayi’de de iki tane ana dalımız var. Biri plastik malzemeler üzerine boya yapıyoruz. Televizyon kabinlerinin boyalarını yapıyoruz. Daha sonra beyaz eşya da bulunan plastik aksamının boyasını yapıyoruz. Otomotiv sanayisine, beyaz eşyaya, elektroniğe, kozmetik ambalajlarına boya üretiyoruz. Diğer bir dalımız da metal üzerine çalışan grubumuzdur. Metalde de ağır hizmet boyası diye adlandırdığımız kimyasal veya dış ortam dayanıklılığı artırılmıştır ki bunların başında deniz boyaları gelir. Deniz boyalarını ve diğer ağır hizmet boyalarını Hollanda orijinli Transocean Coatings firmasıyla beraber üretiyoruz. Ülkemizin yanı sıra Bulgaristan, Ukrayna ve Azerbaycan bizim yetki alanımızdadır..Transocean markası ile deniz boyalarını, yat boyalarını ve birde koruyucu boyaları üretiyoruz. Tabi deniz sektöründeki durgunluk 2008’den beri yaşanan ödeme şartlarındaki zorluklar bizi o sektörden biraz soğuttu. Çok kısıtlı satış yapıyoruz. Biz çok büyük bir firma değiliz. Onun içinde uzun vadeli satışları gerçekleştirmemiz mümkün değil. Daha sağlam ödemeleri daha yakın vadeli çalışma imkânı olan müşterilerle kısıtlı imkânlarla çalışıyoruz.
Sunkem Endüstri Ürünleri Sanayi Ticaret A.Ş. ise boya ve plastik sektörüne renklendirici üretir. Bu da boyanın renklendirilmesinde kullanılan pigmentlerin kolay kullanılır hale getirilmesidir. Ülkemizde yerli üretimi bizim çapımızda yapan bir iki firma daha var. Ama biz ekibimizle 20 senedir bu sektörün içerisindeyiz. 14 ayrı ülkeye Avrupa ve Almanya da dâhil olmak üzere ihracat yapıyoruz. Bu da çok büyük bir firma değil ama ileri teknoloji ile çalışan bir firma. Bizim ana hedefimiz butik üretim yapmaktır. Çok fazla hacim peşinde koşmayan fakat teknolojisi ile katma değeri yüksek ürünler ile çalışıyoruz. Her iki firmamızın da ihracatları var. Piyasada haklı olarak elde ettikleri yerleri vardır, marka oluşturdular. Zaten şirketlerimizdeki ekibimizin toplam tecrübeleri 100 yılı aşmaktadır. Ben 37 senedir boya sektörünün içindeyim. 1975’te ÇBS’ de başladım 90 yılına kadar mühendis olarak girdim genel müdür olarak ayrıldım. Daha sonra da ortaklarım ile beraber kendi yapımızı kurduk.

Her iki firma ile alakalı sormak istiyorum Melih Bey. 

Şöyle Sunkem Endüstri Ürünlerinin kurucu ortağıyım, Yönetim Kurulu Üyesiyim ayrıca Genel Müdürüyüm. Teknocoat Boya Kimya Sanayi ve Ticareti firmasının da kurucu ortağı, Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürüyüm.  Hem profesyonel olarak çalışıyorum hem de yönetimde bulunuyorum.

Firmaların istihdam durumu nasıl?

Toplam grup olarak 34 kişiyiz iki firmada. Makine ağırlıklı bir yapımız var. İşletmede çalışan kardeşlerimizin sayısı fazla değil. Beyaz yakalılar mavi yakalılardan daha fazladır. Çünkü sistem bizden teknoloji gerektiren bir çalışma istiyor. O nedenle mühendis ve idari kadromuz mavi yakalıların üstündedir.

İhracat?

Sunkem aşağı yukarı üretiminin yüzde 30’unu ihraç ediyor. Teknocoat daha o düzeyde değil, daha kısıtlı. Çünkü Teknocoat’ un da Sunkem’in de aslında rakipleri dünya devleri. Ama başarılıyız. Dışarıda biraz Teknocoat zorlanıyor. Çünkü dış firmaların daha çok birbirleriyle alışveriş yaptıkları birbirlerini korudukları bir sistem söz konusu. Biz oraya o nedenle fazla yaklaşamıyoruz. Sunkem 20 senede Orta Doğu Ülkelerinde bir numaraya çıkmıştır. Bu da belli çabaların sonunda geldi. Oralarda bizim rakiplerimiz daha çok yanlış ürünlerle girdiler. Biz onları düzelttik. Ucuz ürün için koşanlara farklı yapıda ürünler verdiler. Ama biz doğrusunu verince kendimize daha iyi bir yer bulduk. Sunkem 15 senedir Rusya pazarında. Avrupa ile de Almanya’da 175 yıllık bir kuruluş olan kimya ürünleri distribütörü ile bir anlaşma imzaladık. 14 tane ülkede depoları ve ofisleri var. Onlar bizim Avrupa’daki 14 ülkede tek satıcı firmamız. 1,5 senelik bir anlaşma olduğu için daha yeni başladık. Ama çok güzel projeler geliştiriyoruz.

Ürün çeşitliliği ile alakalı biraz bahseder misiniz?

Ürün çeşitleri Sunkem’de sanayiye hitap ettiği için daha çok su ve solvent bazlı sistemlerde boyaların renklendirilmesinde kullanılan ürünlerdir. Teknocoat da ise yine su ve solvent bazlı yani yeşil ürünler dediğimiz doğaya yaklaşım ürünlerini daha çok seçiyoruz ve onlarla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Dünya da böyle yapıyor zaten. Bundan kaçar bir nokta yok. Yani eğer o trendi yakalayamazsanız saf dışı kalırsınız ve hiçbir şekilde de başarılı olamazsınız.

2011 yılı iki işletme açısından nasıl geçti? 2012 yılı ile ilgili bir yatırım planınız var mı ve 2012’den beklentileriniz nelerdir?

Şimdi 2011 yılını değerlendirirken önce 2010’a bakılmalıdır. Biz 2010’da hayli yüksek düzeyde artış kaydettik. 2011 yılında ise Sunkem şu ana kadar kendisini korudu. Yatırım projemiz var. Mevcut yapımız artık hem organizasyon anlamında hem de kapasite açısından bizi zorlamaya başladı. 2012 için çok güzel bir iki tane projemiz var elimizde. Bu projenin biri gerçekleşti. Yalnız bir tanesi gerçekleşse biz yüzde 80 falan büyüme ihtiyacı duyacağız. Bu iç piyasadaki bir projedir. Yurtdışındaki projelerimizden farklıdır. O nedenle kendimizi hazırlamak için yatırım planlarımızı yaptık. 600 bin TL gibi bir yatırım projesi oluştu. Onun için de MARKA’ ya gittik. Biz yedekte kaldık. Ama biz onları beklemeden de kendi çapımızda yavaş yavaş başlayacağız. Bunu gerçekleştirmemiz lazım. O da bir gün gerçekleşirse bize faydası olur. Biz borç harç kendimiz bu yatırıma girişeceğiz. Teknocoat için yatırım söz konusu değildir. Kapasitemiz müsait şuanda zaten kapasite kullanım oranımız da düşüktür. Onu doldurmaya bakacağız. Kısmetse 2012 Türkiye açısından da dünya açısından da çok zor bir sene. O nedenle çok fazla beklenti içerisine girmemek lazım.

Türkiye açısından da çok zor bir sene dediniz?

Evet, kesinlikle. Kendi içimizdeki faktörlerden değil. Yurtdışı faktörlerinden dolayıdır. Bugün Avrupa’nın yaşadığı sıkıntıların etkisi, geriye kayışlar ve orada da az sayıda olsa önemli belki bir takım banka iflasları getirilecek. Özel sektör iflasları da getirilecek. Bizim bunlardan yara almamamız mümkün değil. Ufak bir örnek vermek istersek. Bankalarımızın sendikasyon kredileri var. Bunların vadeleri doluyor. Şu an bir sıkıntı söz konusu değilse de, bu bankalar yeni bir kaynak bulamadığı takdirde kendi çapında burada da rahatsızlıklar duyacaklardır. Bunun karşısında tabi kredi verdiği müesseseleri de rahatsız edecektir. Bu şartlarda büyümeyi düşünmek bile hayal diye görüyorum. Ama Sunkem için onu söylemiyorum. Sunkem kendi ayakları üzerinde bir proje ile büyümek üzeredir. İlk aşamalarını kaydettik, bitirdik onu bekliyoruz. Ama Türkiye genelinde sıkıntılar devam edecek. Bunlar tabii dünyanın bu pozisyonu bizim 2023 500 milyar dolarlık ihracatımız ile hedefimizi de etkileyebilir.

Bütün röportajı özetleyecek bir soru ile kapatmak istiyorum. Bir taraftan Kocaeli Sanayi Odası’nda Meclis Başkan Vekilliği görevi, bir taraftan da Gebze Plastikçiler OSB’de Başkan Vekilliği göreviniz var. Sanayiciliğinizi yerine getirmeye çalışıyorsunuz. Bu sosyal sorumluluk sahibi Sivil Toplum Örgütlerinin içerisinde yer alan sanayici kimlikleri çok fazla yaygın değil. Birincisi bunun temelinde ve arkasında ne var? Birde de bu kadar iş yoğunluğunun içerisinde her tarafa nasıl zaman ayırıyorsunuz?

Birincisi ben bugüne kadar hiçbir göreve kendim tabir olmadım. Seçilerek geldim. Onun için bunun cevabını başka türlü veremiyorum. En önemli şey bir şeyler yapmak, faydalı olmak, tecrübe ve bilginizi aktarmak, topluma faydalı olmaktır. Bizi bu devlet okuttu. Anamız babamız para harcadı. Ama şöyle bir hesap ederseniz ilkokuldan başlayarak üniversite bitinceye kadar kimya mühendisi olunca devletin harcadığı çok daha fazladır. Bunu geri ödemekle yükümlüyüz. Bu nedenle biz aklımızın yettiği kadar, dilimizin döndüğü kadar doğru bildiklerimizi ifade etmekle meşgul olduk. Bunu yaptığımdan zaman içinde bunlar beni buralara taşıdı. Tabi geçmişte elde ettiğimiz tecrübeler hem profesyonel yönetici olarak çalışmış olmam, hem piyasada sanayici olarak çalışmış olmam tecrübe getirdi. Benim prensibim vardır. Sabah saat 8’de iş başındayımdır. Ama akşam 6 deyince çıkarım. Mesai saatleri dışında kendime de zaman ayırıyorum. Hafta sonunu kendime ve aileme ayırırım. GEPOSB Yönetim Kurulu Toplantıları akşam saatlerinde yapılıyor. Bana görev düştüğü müddetçe,  sağlığım müsaade ettiği kadar koşturacağım. Düşmediği zamanda da gençlerin yardımını bekliyoruz. Bizim yavaş yavaş kenara çekilme zamanımız. Şöyle gençler gelsin istiyorum başa. Çünkü kendine güvenen yetişmiş bir gençlik geliyor. Şimdiki gençler özgüveniyle geliyor. Bizimde bu bakımdan yavaş yavaş yerlerimizi onlara teslim etmemiz lazım.

Sanayicinin önündeki engeller kaldırılmalı

Hükümetin belirlemiş olduğu 2023 hedefleri var. Birincisi bir sanayici olarak devletin bu hedefleri yakalayabileceğine inanıyor musunuz? İkincisi bu hedeflerin yakalanabilmesi için sizce sanayicinin önünde var olan hangi engellerin kaldırılması gerekiyor?

Eğer altyapı yatırımları ülkemiz bazında yerine getirilirse ve sanayicinin de ufak tefek bürokratik engelleri kolaylaştırılırsa ulaşmamak için bir engel yoktur. Bizi engellemesinler, önümüzü de rahatlatsınlar, bizi kontrol altında tutsunlar. O zaman uygulanabileceğine inanıyorum. Ancak bu yalnız ülkemizin şartlarına bağlı değil. Dünya ticareti hacminin da oluşacak azalma ile dünya ticaretinde bir takım yerler çökecek,  biz o boşlukları dolduracağız veya hacim genişleyecek biz ayak uyduracağız. Hedefe ulamak için ihracat yapacağız, üretim için ithalat yapacağız. Hangi yoldan bunları geçirip de fabrikalarımıza getireceğiz? Demek ki lojistik sisteminin limanlarıyla, yollarıyla, bilhassa demiryollarıyla harekete geçirilmesi lazım. Bu yatırımların yapılması lazım. Eğitimli iş gücüne ihtiyacımız var.
Ben şunu anlıyorum; hükümetimiz 2023 yılına hedefler koydu rakamsal olarak gerçekleştirilebilir. Ama bu hedeflerin paralelinde sanayicinin önündeki engeller ile alakalı benzer performans bulamıyorum. Yani bu tarafının da işletilmesi şart.
Evet işletilmesi şart. Bunun yanında tabi kayıt sisteminin düzenlenmesi lazım. O kapasiteye ulaşılabilmek için yatırım yapacağız. İşletme sermayesi yetersizliği var. Demek ki uzun vadeli ve düşük faizli kredi sitemine ihtiyacımız var. Türkiye’de hiçbir zaman bu gerçekleşmemiştir. Demek ki bankacılık sistemimizde de uzun vadeli sistem olması gerekiyor. Burada bir ümidim var zannediyorum yeni teşvik kanunu yayınlanacak ve hükümetimiz bu teşvik tasarısında 2023’e giden yolu açacak bir takım önemli getirilerde bulunacaktır.

Sektörümüzün ana gelirleri petrol kimyası

İçinde bulunduğunuz sektörün sıkıntıları ve çözüm önerileriniz nelerdir?

Bizim sektörümüzün sıkıntıları kimya sektörünün sıkıntılarıdır. Kimya sektörü içinde değerlendirdiğimizde bir takım yasal kuralların getirdiği sıkıntılar var. Bu konuda da Ege Bölgesi Sanayi Odası ile ortak bir çalışma yapıyoruz. En önemlilerinden bir tanesi ekonomi bakanımızın kimya sektörünü teşvik edilmeyen katma değer yaratmayan bir sektör olarak değerlendirmesinden geçiyor. Kocaeli Sanayi Odası meclis toplantısında da ondan bahsetmişti. Sayın bakanımız ithalat ve ihracat arasında eğer ihracatı ithalatı aşmıyorsa o sektör katma değer oluşturamıyor diye değerlendirmeye aldı. Ama kimya sektörü öyle değil. Kimya sektörü ana sektör. Yani şuan üstümüzdeki bir elbisenin kumaşının boyanmasında kimya var. Bunu ihraç etmediğimiz içeride tükettiğimiz zaman katma değer oluşturmuyor diye göremeyiz. Otomobilin contalarında, plastiğin boyalarında, plastik parçalarında, iç pazarda kullanılan araçların üzerindekilerin ihraç edilmesi mümkün değildir. Bizim sektörümüzün ana gelirleri petrole dayalıdır, petrol kimyasıdır. Türkiye’de iki tane petrokimya tesisi vardır. Başkası yaptı da biz almadık mı diye sormamız lazım, Süleyman Demirel’in tabiriyle. Bu yatırımları yapılmadığı müddetçe biz ithal edeceğiz. İthal etmeye de mecburuz. Kaldıralım kimyayı kapatalım bütün hepsini o zaman hepsini de ithal etmemiz gerekmektedir. Kimya sektörüne odalar nezdinde baktığımızda sanayicinin adı yok. Niye? Odalar birliğine üye, ticaret ve sanayi odalarını kenara bırakırsak 12 tane sanayi odası var. Bu 12 tanesinin sesi çıktığı kadar sanayici iş yapabilecek. Çünkü ortak sanayi ve ticaret odalarında, ticaret grubunun ağırlığı vardır. Vatandaşlarımız bir tüccar millettir, sanayici değildir. Onların sayısı hepimizden çoktur. Onlar etkindir, onların sesi var. 2011 yılı kimya yılı imiş. Biz bunu yeni öğrendik. Bunu Kimya Platformu’nda ya da Kimya Sektör Meclisi’nde dile getirenler sanayiciye haber vermelidir. Önemli noktalardan birisi de bizim kimya sanayicisinin odalar birliğinde yeteri kadar sesinin çıkmamasıdır, problemlerimizi halledemememizdir. Şimdi buradan yasal noktaya gelirsek iki tane önemli nokta var. Birincisi ÖTV. Bizim boya sektöründe ve madeni yağlarda solventler ÖTV uygulanmaktadır. Son tebliğ ile 6 kuruş olan ÖTV 60 kuruşa çıkmıştır. Bu da bu ürünlerin fiyatını yüzde 22 ile yüzde 28 arasında arttırmıştır. Neden bunlar yapılmıştır? Akaryakıt kaçakçılığını önleyebilecek 10 numara diye tabir edilen sisteme engel olabilmek için. Ancak sanayicinin girdisine ÖTV uygulanırken bitmiş ürünü ithal ederseniz ÖTV’den muaf, yerli üretici haksız rekabet ile karşı karşıya geliyor, maliyeti artıyor. Ayrıca Kredi Destekleme Fonu oranı en son açıklama ile yüzde 3’ten yüzde 6’ya çıkmıştır. Bu da bir problemdir. Çünkü sanayinin çoğu kendi teminatlarıyla devletinin en küçük bir desteği olmadan bulduğu kredilerle mal ithal etmektedir. Bu 60 günlük, 90 günlük, 100 günlük, 120 günlük, 150 günlük de olabilir. Hiç buna bakmadan eğer siz kredili ithalat yapıyorsanız devlet daha önce Sayın Çiller zamanında yapılan bir şey ile kaynak yaratmak amacıyla yüzde 3 bir vergi koymuştur. Bu kalkacaktı, yüzde 6 oldu. Kendi çabalarımla ortaya çıkmış bir kaynağı kullanıyorum, kaynak yaratıyorum. Bugün dış kaynak yaratıyorum. Bu yalnız kimya sektörünün değil bütün sektörün problemidir. Çözüm önerisi getirmek lazım. Mesela bunun gerçek sanayicinde bu ÖTV’yi kaldırın diyoruz. Ancak bitmiş mal olarak getir ve takibinde sonuç yaşadığınız sektörlere yüzde 6 değil, yüzde 10 değil, yüzde 20 koyun. Ben sanayiye ithal ediyorum, ara girdiler üretiyorum. Benim bunu daha ucuza mal edip ihracatta da avantaj elde etmem lazım. Bir takım geri alma imkânları var. Ama bunlar hep çok büyük firmaların imkânlarına göre hazırlanmış. Küçük sanayici bunu ithal ederken teminatlar verecek, 2 sene banka teminat mektupları bekleyecek, bunları çözmek için bir takım bürokratik çabalar sarf edecek. Bunları kolaylaştırmak lazımdır. Bitmiş ürünleri direkt olarak, madem amacımız cari açığı düzeltmek, ithalatı kısıtlayacak ama aynı zamanda da iç pazarı harekete geçirecek bir takım imkânlar sağlamaksa, ithalata direk bitmiş mal getirmeyi önlemekse bütün bunları arttırınız. Diğerlerini geriye alınız. Bu diğer problemde, bir de ÇED belgesi problemleri vardır. Bu konuda da sanayicinin önünü açacak ancak çevre için her türlü korumayı sağlayacak olanakların getirilmesi gerekir. Bu konuda OSB’ler yetkilendirilmelidir.
O zaman OSB’lerin içindeki işletmeler için ÇEK raporu ile ilgili incelenen evrakların revize edilmesi lazım.
Kesinlikle. Hatta bu konuda bir takım yetkilerin OSB’lere devredilmesi lazım.

Burada OSB’lere yetki tasarrufunda bulunulmaz mı sizce?

Evet, her OSB’nin çevre birimi var çünkü. Bu çevre birimlerini görevlendirsinler, yapabiliriz. Ben OSB yönetim kurulu üyesi olarak bir başkan yardımcısı olarak da bunu rahatlıkla söylüyorum, yapabiliriz ve bizim bölgemize bu en iyi şekilde uygulanmaktadır.
Burada OSB dışındaki işletmelerin tutulduğu OSB içi işletmelerin de bir tutulmaması gerektiğini söylüyorsunuz.
Evet doğrudur. Diğerlerini ise daha kolay paylaştırılmalı. Zaten asıl amacımız bizim bütün sanayileri OSB’lerin içine çekip hem kuruluş maliyetlerini düşürmek hem de kontrol sistemlerini kurabilmektir. Ama öyle müesseseler var ki dışarıdadır. Onların da sistemlerini hızlandırmakta yarar var.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.