Yapmak değil satmak sorun

TEKİŞ Kalıp firmasının Genel Müdür Yardımcısı ve aynı zamanda UKUB Başkanı Şamil Özoğul, “Yerli otomobili yapmakta sıkıntı yok. Önemli olan ürettiğimiz otomobili satabilecek miyiz?” dedi.

Yapmak değil satmak sorun

TEKİŞ Kalıp firmasının Genel Müdür Yardımcısı ve aynı zamanda UKUB Başkanı Şamil Özoğul, “Yerli otomobili yapmakta sıkıntı yok. Önemli olan ürettiğimiz otomobili satabilecek miyiz?” dedi.

19 Temmuz 2012 Perşembe 14:16
Yapmak değil satmak sorun


  TAYSAD OSB’de yer alan TEKİŞ Kalıp firmasının Genel Müdür Yardımcısı ve aynı zamanda Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) Başkanı Şamil Özoğul, Sanayi Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. TEKİŞ Kalıp ve sektör hakkında yöneltilen soruları yanıtlayan Özoğul “Yerli araç yapılır diyorlar Türkiye’de yerli araç yapılması için gereken şeyler var, marka yok sadece. Ürettin de kime satacaksın? Pazarın var mı? Yedek parçan servisin tamam mı? Tamamsa yapmak sorun değil, satmak sorun. Herkesin kafasında “yerli malı yurdun malı,  herkes bunu kullanmalı” mantığı yok. Sen yerli otoyu yaptıktan sonra satış teşviki getirmezsen yerli otomobilin çıkmasının hiçbir mantığı kalmaz. Fransa örneğinde olduğu gibi. Fransa yerli otomobilini yaptıktan sonra “Kardeşim daha pahalı bile olsa yerli otomobili alacaksınız” dedi. Bütün belediyelerine devlet kuruluşlarına talimat verdi. Devlet bunu yapacaksa tamam yerli oto yapılsın” dedi.


Piyasadan ne derece memnunsunuz?
Biz şuanda piyasadan memnun muyuz şuanda. Yani biz yurtdışındaki bağlantılarımız sayesinde iç piyasadaki bazı finansal problemleri dengeleyebiliyoruz. Hani nakit akışı konusunda elimizden geldiği kadar yurtdışı firmaların finans fonundan bu işi çözmeye çalışıyoruz. Son dönemde kayda değer bir sıkıntı yaşamadık. Belki geciken, vadesi ödenmeyen veya vadesi geçmiş ödenmemiş bir iki durum haricinde tahsilat oranımız oldukça yüksek. Ama bunun sebebi dediğimiz gibi o 2008 öncesi aldığımız karar ile çalıştığımız firmaları seçmemiz oldu.

Bu konuyu sürdürülebilir ilişkiler için yaptınız değil mi? Bunu diğer firmalara da öneriyor musunuz?
Öneririm. Çünkü ben kendi adıma söyleyeyim. Mesela şimdi biz bir tedarikçiyiz daha büyük sanayiler için. Ama bizim de tedarikçiliğimizi yapan bizden daha küçük firmalar da var. Bakıyorum şimdi ben o firmalarla konuşurken şunu diyorum; bakın bana şu konularda hizmet ver ben daha çok senden alışveriş yapayım. Bu ürünleri 3-4 ayrı firmadan almak yerine sadece senden alayım. Ama onun karşılığında da bana şu hizmetleri beklediğim kalitede ver. Şimdi bu benim hoşuma gider. Benim bir sorunumu çözüyorsa o firma ile de 3’e 4’e bölünmüş ciromu da bir firma üzerine veya 2 firma üzerine işin dengesini bozmamak ve tedarik konusunda sıkıntı yaşamamak için yani bir firma sıkıntıya düşebilir elinde mal olmayabilir aynı anda 2 firma ile çalışmanın avantajı vardır. Ama 4-5 firma yerine 2 tane firma ile çalışmak tedarikçi açısından da tedarik edilen açısından da avantaj yaratır. Sizin satın alma gücünüz var bir kere. Daha çok ciro yaptığınız bir firmanın size esnekliği daha fazla olur maddi açıdan da, hizmet açısından da size daha fazlasını vermeye çalışır. Neden çünkü cirosunu 2’ye katlayacak size yaptığı ciroyu 4-5 firma yerine 2 tane firmadan tedarik etmeniz durumunda ve bu her iki tarafa da avantaj sağlayacak bir durumdur. Toplamda ortaya çıkacak ürün ve hizmet kalitesini arttıracağına eminim. Biz bunu yaşadık. O yüzden bunu herkese ve bütün firmalara tavsiye ediyorum. Yani bu benim icat ettiğim bir şey değil ama bunu bütün firmalara tavsiye ederim.

Otomotiv sektörünü nasıl buluyorsunuz?
Şu an otomotiv ile ilgili bir düşüş var tabi. Zaten üretim adetlerinin düşmesi ile beraber hissedilmeye başladı. Yeni araştırması vs. sizler de biliyorsunuz bunları. Bizi etkileyen faktörler bunlar. Kalıpçılığın güzel yanı tek bir sektöre bağımlı olmamanız. Tabi otomotiv dünya genelinde zaten kalıpçılığın en önemli müşterisidir. Ama otomotiv haricinde beyaz eşya da var Türkiye’de, bunun haricinde elektrik, elektronik piyasası da var, bunun haricinde çok önemli ambalaj sektörü var, kozmetik sektörü var, gıda sektörü var. Şimdi kalıp hayatımıza her noktadan girdiği için her noktada kullandığımız bütün ürünlerde nerdeyse bir kalıp ihtiyacı olduğu için az ama çok sektör krizler olsa da bir sektör krizde olsa da diğer sektör bir şekilde ortalamayı tutturuyor. Biz yüzde 100 otomotive çalışmadığımız için ortalama bir değer ile gidebiliyoruz krizden etkilensek bile. Ama hiç yoktansa biraz elektrik, biraz ambalaj, biraz gıda, biraz savunma sanayi havacılık ile ilgili yaptığımız bazı fason imalatlar da var. Bunların toplamı bir şekilde bir hareket sağlıyor, bu şekilde de yürüyor. Mesela şimdi her sektör dursa inşaat sektörü durmuyor. Demin söylemedim o sektörlerin içerisinde elektrik, elektronik diye bahsettim ama onun dışında aydınlatma var. Şimdi düşünün ki Türkiye’nin inşaat sektörü patlamış durumda en önemli faaliyet konusu üretimle ilgili elektrik, elektronik piyasasında aydınlatma ekipmanlarıdır. Ve şimdi 100 binlerce devam eden inşaat var. Şuanda hiçbir şey hareket halinde olmasa Türkiye inşaat sektörü ile ilgili elektrik piyasasındaki bu tür üretimler ile ilgili o türlü kalıpların imalatı, o tür kalıpların bakımları bir şekilde bir hareket sağlıyor.

Yerli otonun satış teşviği nasıl olmalı?
New York taxi projesi bence yerli otomobilin oluşturulabilmesi için çok önemli bir proje. Neden? Düşünün şimdi New York taxi ihalesine giriyorsunuz. 3000 araçlık ihaleyi aldığınızda mecburen New York’a servis istasyonu kurmanız gerekiyor. Yedek parça temini yapmanız gerekiyor. Hal böyle olunca teknik personelde eğitiyorsun. Ve ileride üretilecek yerli otomobilin satış ağını genişletmenin önündeki engelleri kaldırıyorsun. Direk nokta atışı. Ben bu arabayı sadece Almanya’nın Köln şehrinde satacağım diyebilir misin? Diyemezsiniz. Siz Avrupa’ya, Amerika’ya pazara çıktınız ona göre yedek parça, servis ağınızı oluşturmanız gerekiyor. Ama New York taxi projesi öyle değil. Bu projede direk nokta atışı yapılıyor. Devlet destek versin, dünyanın hangi kentinde ihale yapılıyorsa hizmeti sunabilecek yerli firmaya destek versin.

Kalıpçılık piyasasında sizi endişelendiren gelişmeler var mı?
Kalıpçılık piyasasında bizi endişelendiren gelişmeler tabi var. Şöyle; en büyük problem teknik personeldir. Gerisini ben saymıyorum bile.  Mesela yurtdışından takım çeliği ithal ediyoruz, Türkiye’de takım çeliği üretilmiyor. Onu aldığın zaman KKKD ödüyorsun. Çünkü onu vadeli aldığın zaman KKKD’li ödüyorsun yüzde 6-7 gibi. Alman müşterim bana diyor ki ben sana güveniyorum bana 90 gün vade ile ödeyebilirsin diyor. Peşin parasına 90 gün vade tanıyor bana. Ama ben peşin fiyatına 90 gün vade tanınan mal getirmeye kalksam devlet de bana bunun KKKD’sini ödeyeceksin diyor. Bu kendi kendimizin ayağını vurmak gibi bir şey yani. Bunun gerekçesi nedir bilmiyorum. Bana çok mantıksız gelen bir uygulama. Yani bu tür konularda bir şeyler yapılması lazım. Biz bunu her fırsatta dile getiriyoruz ama bir şekilde çözülmüyor. Takım çeliği getirirken siz Avrupa’daki rakibinizden sırf vergiden dolayı üstüne bir de nakliye farkı geliyor, üzerine birde yüzde 6-7 gibi KKKD ödüyorsunuz. Zaten anında rekabet şansınızı kaybediyorsunuz.

Peki bütün bunlara rağmen Türkiye’nin kalıpçılık sektöründe konumu nedir?
Dünyanın şu anda yanılmıyorsam kalıp sektörünün toplam büyüklüğü 70 milyon Dolar civarında, 60 milyar ciro civarında yapar. Tek başına Portekiz gibi küçücük bir ülke 7 milyar Euro kalıp ihracatı yapıyor. Portekiz’in 10 milyon civarında nüfusu var. Bizim 8’de birimiz. Türkiye’de senede yaklaşık yılda toplam 1.1 milyon adet araç üretiliyor. Portekiz’de ise senede 100 bin adet bir üretimi var, 7 milyar Euro kalıp cirosu var. Türkiye 1.1 milyon araç üretiyor, kalıp sektörünün büyüklüğü 1 milyar Doları belki bulur. Yani bizim daha çok kalıba ihtiyacımız var. Çünkü biz çok daha yüksek miktarda üretim yapıyoruz. Ben beyaz eşyayı vs. saymadım. Türkiye’de beyaz eşya ile otomotiv sektörünün toplam ihracatı 23 milyar Dolar. Bunun yaklaşık 20 milyar Doları otomotiv, 3 milyar doları ise beyaz eşyadır. Portekiz’i saysanız 1,5 milyar dolar ya yapar ya yapmaz. Bizim imalat sektörümüzün büyüklüğü, adetlerimizin çokluğu Portekiz’in 10-15 misli iken bakıyorsunuz adamların ihracat değeri olarak bizim 7-8 katımız. İtalya’da da üretilen araç sayısı bizimkine denk, onların kalıp sektörünün büyüklüğü 3-4 milyar Euro, bizimkisi 1 milyar Euro.

Hükümetin ortaya koyduğu 2023 hedefi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bugün Türkiye’nin ihracatı 5 milyar dolar. 4 misli hedef koyduk. Demek ki ihracata en çok katkı sunan sektör olan Otomotiv sektörünü de 4 misli büyüteceğiz. Bu zaten mümkün. Son 10 yılda otomotiv sanayi zaten 4 misli büyüdü. Önümüzdeki 10 yılda da aynı oranda büyümesi gayet normal. Bunlar altı doldurulup da tartışılması gereken konular.

Son Güncelleme: 20.07.2012 08:56
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.