Bastığı kalıbı ihraç ediyor

TEKİŞ Kalıp Genel Müdür Yardımcısı Şamil Özoğul, ürettikleri ürünün yüzde 60‘ını ihraç ettiklerini belirterek, “İhracatımızın yüzde 80’ini Almanya’ya yapıyoruz” dedi.

Bastığı kalıbı ihraç ediyor

TEKİŞ Kalıp Genel Müdür Yardımcısı Şamil Özoğul, ürettikleri ürünün yüzde 60‘ını ihraç ettiklerini belirterek, “İhracatımızın yüzde 80’ini Almanya’ya yapıyoruz” dedi.

10 Temmuz 2012 Salı 09:17
Bastığı kalıbı ihraç ediyor
TAYSAD OSB’de yer alan TEKİŞ Kalıp firmasının Genel Müdür Yardımcısı ve aynı zamanda Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) Başkanı Şamil Özoğul, Sanayi Gazetesinin sorularını yanıtladı. TEKİŞ Kalıp hakkında yöneltilen soruları yanıtlayan Özoğul “İhracatımız yüzde 55-60 civarında değişiyor. İhracatımızı Avrupa ülkeleri ağırlıklı olmakla beraber; İran, Tunus, İsrail gibi ülkelerle yapıyoruz. Ama ihracatımızın yüzde 80’ini Almanya ile yapıyoruz.
 
Şamil Bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Şamil Özoğul, 1973 İstanbul doğumluyum 1994 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olduğumdan beri aile şirketinde, TEKİŞ Kalıp A.Ş. ’de çalışıyorum. Çalışma hayatımız profesyonel olarak 17-18 yıl gibi gözükse de aslında küçük yaşlardan beri baba mesleği olduğundan hep işin içinde olduk. Atölye ortamında makine başında çalışarak yetiştik. Hal öyle olunca da, 30 seneye yakındır çocukluğumuzdan beri bu işlerin içerisinde faaliyet gösteriyoruz.
 
Firmanızı kısaca tanıtır mısınız?
TEKİŞ bugün itibariyle 2003’ den beri TAYSAD OSB de faaliyetlerine devam ediyor. 1983’ den 2003‘e kadar da İMES sanayi sitesindeydik. 2003’ de burayı yaptık. TOSB’da faaliyete geçen ilk 5 firmanın içindeyiz. Bu ölçekte kalıp konusunda faaliyet gösteren Türkiye’ deki ilk firmalardan biriyiz oldukça modern ve geniş bir makine parkımız var teknolojik olarak çok günceldir... Makine parkımız alet edevat teçhizat ve yazılımlarımız mevcut şuan 76 çalışanımız var kalıp konusunda faaliyet gösteren bunun haricinde başka faaliyet konularımızda var.
 
İhracat ağırlıklı bir firmasınız sanırım.
Evet, firmamız yüzde 60 ihracata yönelik çalışıyor. İhracat Avrupa ülkeleri ağırlıklı olmakla beraber İran, Tunus, İsrail gibi ülkeler dâhil bunun içerisinde. Ama ihracatımızın yüzde 80’i Almanya. Yaptığımız iş aslında nitelikli mekanik imalat öyle ifade edilebilir. Sonuçta tasarım içinde var... Tasarım, kalıp sürecimizin katma değeri yüksek unsurlarından birisi olmakla beraber onun tamamlayıcısı hassas mekanik imalat kabiliyetimizin de olması rekabet gücümüzü artırmaktadır.
 
Makine parkınız hakkında bilgi verir misiniz?
Burada gördüğünüz imalat bölümümüz tamamen iklimlendirilmiş, yaz kış sabit sıcaklıkta çalışma ortamı sağlıyor. Burada gördüğünüz makine parkımızın yaş ortalaması 8’dir. Çok eski CNC tezgâhlarımız yok. Mümkün olduğunca, ekonomik şartlar el verdiğince eğer piyasa şartları da öngörülerimiz büyüme yönündeyse makinelerimizi düzenli olarak yeniliyoruz. Bu yüzden teknoloji ve makine haricinde de yazılımlar ve CAD/CAM yazılımlarımız sürekli olarak güncelleniyor. Bu konuda Türkiye de oldukça iyi konumda olan, ileri teknoloji kullanan bir firmayız. Hal böyle olunca zaten Avrupa’dan birçok firmayla iletişime geçmekte ve iş bağlantısı kurmakta pek fazla sıkıntı çekmiyoruz.
 
Yıllık üretim oranınız ne kadar?
Bizim yıllık ciromuzu adam başına ciro diye konuşmak lazım bu sektörde. Bizim adam başına ciromuz Türkiye kalıpçılık sektörünün üst seviyelerinde. 70 bin Avro civarında adam başı bir ciromuz ve şu an itibarıyla 76 çalışanımız var. Bunu özellikle belirtmekte fayda var. Yurtdışındaki kalıpçılık sektöründe adam başı cirolar 90-100-bin Euro civarında. Bizim onlarla aramızdaki fark da yaptığımız işin katma değerinin ve verimliliğimizin daha düşük olması.

Şuan ki piyasadan ne derece memnunsunuz?
Biz 2008 krizinden hemen önce aldığımız bir kararla müşteri portföyümüzü sıkı bir elemeden geçirdik. Ciromuzun büyük kısmını yaptığımız önemli firmaları tespit ettik. Güvenilir, daha küçük ölçekli müşterilerimizi de belirledik ve onlar haricindeki bütün firmaları sistemden eledik. O yüzden şu anda nokta vuruşu yapıyoruz. Bizle çalışmayı tercih eden bizi destekleyen, bizim de çalışmaktan memnuniyet duyduğumuz firmalarla çalışıyoruz. O yüzden de piyasa şartları sadece onlardan aldığımız işin miktarını ve cirosunu etkiler. Ama standart rutinde hiçbir zaman alacak verecek ile ilgili sıkıntı yaşamadığımız firmalardır bunlar.
 
Sektörde ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?
Burada en büyük sıkıntımız, bizim gibi firmaların, talaşlı imalat konusunda faaliyet gösteren Türkiye de neredeyse bütün firmaların en önemli sıkıntısı, nitelikli personel eksikliğidir. Şuanda şirket kapasitesinin 3-4 misli iş alma potansiyeline sahibiz ama eleman yetersizliğinden, yetişmiş teknik personel yetersizliğinden, kapasitemizi arttıramıyoruz. Sonuçta elinizde iş varsa yatırım yapmak işin en kolay yani ama yaptığınız yatırımı efektif bir şekilde kullanacak teknik personel olmadığı için, onu buladığımız için, hızlı büyüme sürecinde eleman yetiştirmeye de zamanımız olmadığı için kapasitemizi dengeli bir şekilde artıramıyoruz.
Sonuçta kalıpçılık konusu derinlemesine uzmanlık gerektiren bir konu. Bunu tasarımdan imalatın son aşamasına, preste denemeler ve alıştırma, son ayar sürecinin tamamını kapsayacak şekilde ifade ediyorum. Kalıp imalat sürecinin tüm aşamalarında nitelikli teknik personele ihtiyacımız var. Bu insanların yetişmesi öyle çok kolay değil, öyle çok kısa sürede olmuyor maalesef.. Okullarda bir alt yapı eğitiminden sonra mutlaka şirketlerde de uzun süre çalışarak tecrübe ve bilgi kazanmaları gerekiyor. Hal öyle olunca da şimdi hızla büyüyen bir sektörde eleman yetişme hızı aynı olmayınca şirketler büyümede sıkıntı çekiyor.
 
Firmanızın gelişmesi açısından yaptığı farklı yatırımlar ya da hedefleriniz var mı?
2008 yılında ilk TUBİTAK destekli Ar-Ge projemizi hayata geçirdik. 2008’den bu yana TUBİTAK 4 projemizi kabul edildi, 3’ü tamamlandı bir tanesi devam ediyor. Bunun haricinde çok fazla desteğini gördüğümüz bizim için çok önemli olan KOSGEB desteklerinden de faydalanıyoruz. Bu destekler, bizim gibi KOBİ işletmeleri için çok önemli. TEYDEB desteklerinden çok büyük fayda sağladık. Hem şirkette Ar-Ge altyapısının oluşmasına yönelik çok büyük katkıları oldu hem de üniversiteler ile işbirliği içerisine girdik. Geçenlerde Denizli’de UMTİK 2012 adında uluslararası bir konferans yapıldı. Türkiye’den, yurtdışından Kanada’daki, Amerika’daki, Singapur’daki üniversitelerden yabancı ve Türk hocaların katıldığı, makine tasarımı ve imalat teknolojileri konusunda bir konferanstı. Bakıyorsunuz orada yüzlerce kişi ile bir aradasınız, çok güzel konular, çok güzel sunumlar yapılıyor. İllaki bir şeyler öğreniyorsunuz. Sektörde teknolojik açıdan akademik seviyede neler yapılıyor, öğreniyorsunuz. Konular sektörel bilgimiz üzerinde de olabiliyor bazen ama biz sanayiciler üniversitelerden nasıl faydalanacağız, bunu bilemiyoruz. Farklı dünyalarda herkes ortak bir amaç için çalışıyor ama birbirimizden haberimiz yok.
Bilgi paylaşımı, üniversiteler ile işbirliği açısından TEYDEB ve KOSGEB projeleri bize çok büyük fayda sağladı.
Son Güncelleme: 10.07.2012 09:19
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.