EZBERLERİ TEŞVİK REVİZYONU BOZAR

“SINIRSIZ TEŞVİK, TEŞVİKSİZLİKTİR”
Devlet Planlama Teşkilatından Turizm Bakanlığına kadar bulunduğu her görevde katma değeri yüksek çalışmaların altında imzası bulunan Sanayi Eski Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu, Ümit Uçar’ın sorularını yanıtladı. OSB’lerden inovasyon camiasına, yerli otodan endüstri politikalarına kadar farklı birçok konuda camiayı aydınlatıcı önerileri sıralayan MHP İzmir Milletvekili Sanayi Komisyonu Üyesi Tanrıkulu, “OSB’lerin daha fazlasına ihtiyacı var” dedi. Planlı üretim bölgelerinde enerji girdileri ve parsel gibi konularda ivedilikle çözülmesi gereken irili ufaklı düğümler olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, mevcut teşvik politikasının da revizyonla beslenmesi gerektiği üzerinde durdu. Bakan olduğu dönemle bugünü kıyaslayarak endüstri camiası için faydalı olabilecek uygulamaların altını çizen Milletvekili, “Bugünkü teşvik politikası, bizi Sanayi 4.0’ın ötesine taşıyamaz” dedi ve ideal teşvik altyapısı için noktayı şu sözlerle koydu: “Her şeyi teşvik ederseniz, hiçbir şeyi teşvik edemezsiniz.”

KOMİSYON AHENGİ
Sanayi Komisyonu’nun çalışmalarından bahsedebilir misiniz?
Sanayi Komisyonu’nda güzel bir sinerji yakaladık. Komisyon Başkanımız Ziya Bey de güzel bir koordinasyon sağladı. Muhalefetle de ilişkileri güzel. Sonraki süreçte yerli otomobil, Sanayi 4.0’a geçiş çalışmaları gündemimize gelecek. OSB’lerle ilgili yeni bir çalışma yapılması gerekiyor. OSB’lerin şikayetleri çok fazla. Elektrik-enerji girdilerinde kolaylık sağlayacak uygulamalar yapmak lazım. Ya da parsel meseleleri var, bazı OSB’ler işi gayrimenkul yatırım ortaklığına dönüştürdü.

ENDÜSTRİ MİMARLARI
Bakanlık döneminizle bugünü karşılaştırır mısınız? Adaptasyon sürecinde sanayimiz nasıl evrilmeli?
1999’da dünyada küresel eğilimler farklı, Türkiye’nin içinde olduğu şartlar sıkıntılıydı. OSB’ler için kanun çıkardık. OSBÜK’ü kurduk. Hemen sonra TGB Yasası çıkardık. Sanayi 4.0’a gidişin altyapısı, Teknopark Yasası’nın çıkmasıyla kuruldu. Yetmedi, yabancı yatırımcıyı çekmek için Endüstri Bölgeleri Yasası’nı çıkardık. Yeni bir vizyon ortaya koyan sanayi politikasının elden geçirilmesiyle bu iş devam etti. Finansman sıkıntısını da aşarak sanayi sitelerine, OSB’lere, endüstri bölgelerine kaynak yaratan uygulamaya dahil olduk. KOSGEB’in desteklerini, TTGV’yle ortak havuz oluşturarak geliştirdik, KGF o zaman aktifleşti. Sanayi 4.0’ı geçtik, Toplum 5.0’ı konuşuyoruz. Dış kaynaklara daha az bağımlı hale gelirsek, Büyük Türkiye hayallerini gerçekleştirebiliriz.

“TERZİ USULÜ OLMALI”
Yeni bir sanayi politikası şart mı?
Sanayi 4.0’ı gerçekten ülkede uygulayacaksak, öncelikle neyi teşvik edip etmeyeceğimizi belirlemeliyiz. Bugünkü teşvik politikası, bizi Sanayi 4.0’ın ötesine taşıyamaz. Bölgesel ve belirli sektörlere öncelik veren teşvik sistemi artık dünyada terk edildi. Şimdi; öncelikli ürün, öncelikli alan belirleniyor, hatta firma bazında belirleniyor. Örneğin İzmir’de 13 OSB var. Manisa’ysa bir alt teşvik bölgesinde olduğu için insanlar fabrikasını Kemalpaşa’dan Salihli’ye taşıyor. Yeni bir yatırım ya da istihdam değil. Sırf daha fazla teşvik almak için. “Her şeyi teşvik ederseniz, hiçbir şeyi teşvik etmezsiniz” sözü doğrudur. Belirli bir ürünü, alanı, kurumu teşvik edecekseniz, nokta atışla hedefi tutturacaksınız. Bölgesel anlamda teşvikler uygulanırken nerede yatırım yapılmış diye bakarken, Diyarbakır’da mandıracılığın gelişmiş olduğunu görüyorum. Yatırım kararını etkileyen faktörler ham maddeye, emeğe ve pazara yakınlıktır. Bir yere endüstri bölgesi kurulacaksa, “orada zeytinlik var diye yatırım yapmayalım mı?” deniyor. Birçok boş alan var yatırım yapılabilecek fakat nedense bu tercih edilmiyor. Kuruluş yeri seçiminde bu denge kurulmalı. OSB’leri o dönemde oluştururken biz, yer seçimi yönetmeliğini ona göre yapmıştık. Bakanlık dönemimizde kim, ne kadar ve nasıl para veriyor araştırdık, kredi ve yardım skalası. En fazla parayı Hazine veriyor. Diğer kuruluş, STK’lardan TTGV, KGF. Sanayi Bakanlığı dün olduğu gibi bugün de sanayi sitesi, OSB, TGB gibi yerler kurulursa bütçe imkanlarıyla destekliyor. Ayrıca teşvik sisteminde bir yanlışlık var. Hedefler tespit ediliyor, uygun tedbirler koyuluyor ama bunların sonucunu başka bir icrai kurum uyguluyor.

İKİLİK GEREKSİZ
Tarıma dayalı OSB’lerin Gıda Bakanlığına bağlı faaliyet yürütmesi sizce doğru mu? 
Dönemimizde kanuna, ihtisas OSB’ler diye ayrı bir hüküm koyduk. Bu, OSB mantığına ters değil aslında. Niye OSB kurmak istiyoruz? Birincisi kümelenmede, belirli sanayi alt kolları ya da birbirine yakın üretim tekniği kullanan sektörleri bir araya getirmeye çalışıyoruz. Eğer çevresel anlamda daha ağır şartlara maruz kalan sektörlerse örneğin deri gibi, yapısı farklı olsun diyoruz. Ayrıca burası ürünlerin, ham maddenin, nihai ürünün satış ve pazarlamasında kolaylık sağlayacağı için lojistik merkezi haline getiriliyor.  Bunun için OSB yapıyoruz. Ama şurada sıkıntı olabilir; farklı bakanlıklara bağlamaya başlarsanız çok başlılık olur. Bizim zamanımızda farklı bakanlık yoktu, hepsi Sanayi Bakanlığına bağlıydı.

AR-GE’NİN LOKASYONU OLMAZ
Teknoparklar OSB’ler içinde mi, yoksa üniversitenin içinde mi konuşlanmalı?
Üniversite sanayi iş birliği konusunu yarım asırdır duyuyorum. Zamanında neşter vurulmadığından bugün kangren vaziyette. Bizim zamanımızda TGB’ler OSB’lerden esinlenerek yapılmıştı. Fransa’daki meşhur teknopark bölgelerinden alınan modellemeyle, ABD’deki Silikon Vadisinin bir benzerini getirdik. Bunların içinde Ar-Ge merkezi olması çok doğal. Ayrıca TEKMER’leri de kurduk. ‘OSB’lerin içine başka şeyler de koyalım’ modası başladı. İstanbul İkitelli OSB’ye bakın, dünyanın en büyük organize küçük sanayi bölgesidir. Teknolojiyi geliştirmek mi, pazarlamak mı, dağıtıp satmak mı istiyoruz? Buna karar verilmeli. OSB içinde insanlar Ar-Ge yapmak istiyorsa yapsınlar, ona engel olacak bir şey yok. Kanuna şöyle bir madde de eklenebilir: “Şu Ar-Ge muafiyetleri teknoparkların yanı sıra OSB’lerde Ar-Ge yapanlara da verilebilir.” Teklif komisyona geldiğinde muhalefette olmama rağmen ben de el kaldırırım. Gerçek anlamda teknopark dediğimiz yerler, Urla’daki Teknopark İzmir ve GOSB Teknoparktır. Ötekiler TEKMER’dir.

MESELE “4 TEKERDEN” ÖTE
Yerli otomobil konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Otomobildeki olay yerli diye başladı, Türkiye’nin otomobiline dönüştü. Yabancı sermaye de var işin içinde. Bu, bir yerli ürün olmayacak demektir. Burada hata şu; biz dünyanın terk ettiği bir üretim modeline başlıyoruz. 2023’lerden sonra üreteceğiz diyoruz. Kime, ne kadar satacağımız konusunda herhangi bir çalışma yok. Artık otonom ve yeni nesil otonun ne kadar sürede şarj olacağının düşünüldüğü bir aşamadayız. Zaten yakın tarihte fosil yakıtlar yasaklanacak. Bizde kullanılacak olan otomobilin pilini Zorlu yapacak. Şarj süresi, bununla ilgili altyapı, bizim yollarımızda kullanacağımız tesisimiz var mı, öyle bir planlamamız var mı? Bununla ilgili dünya yapay zekâya geçmişken yazılımla ilgili herhangi bir şeyimiz var mı, o da yok. Avrupa’daki otomobil devleri birleşme kararı almış. Pazar daraldı, otomobili kime satacağız? Türkiye’deki iç talep belli zaten. İşin ekonomik tarafı da aşağıda kalıyor. Ben bu arabayı Araplara mı satacağım, zaten en lüksünü alıyorlar. Afrika ve Asya’nın en garibanlarına mı satacağız?  Yerli otomobil, gemi ve uçak çok güzel projeler ama buna gelene kadar başka şeyleri halletmemiz lazım. Sanayileşirken geçmemiz gereken evreler var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.