Türkiye’de tüketici enflasyonu ekim ayında yüzde 25,2’ye yükseldi, bununla beraber enflasyonda 2003’ün ortalarından bu yana en yüksek seviyeleri görmeye devam ediyoruz. Döviz kuru ve enerji fiyatlarına en çok maruz kalan bileşenlerdeki fiyat artışları baskısı, enflasyonun yüksek gerçekleşmeye devam etmesinde etkili olmaktadır.

Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı’nın, ekim ayında temel mal gruplarındaki aylık fiyat artışlarına baktığımızda ulaştırma harici kalemlerde henüz etkisini göstermediğini görüyoruz. TÜFE kadar dikkat çeken bir ayrıntı ÜFE olmaya devam ediyor, ÜFE her ne kadar yüzde 45’e gerilese de halen çok yüksek ve ÜFE ile TÜFE makası 20 puan civarında oldukça açık olmayı sürdürüyor. ÜFE ile TÜFE arasındaki açıklık halen maliyetlerin yüksek kısmının üretici tarafında biriktiğini, tüketici tarafına ise henüz tam olarak yansımadığını gösteriyor. Dolayısıyla, normal şartlar altında TÜFE’de halen marj var. Çekirdek enflasyon da yüzde 24,34 seviyesinde ve artış eğilimine devam ediyor. TRY’nin yaz çöküşü ve daha yüksek petrol fiyatları henüz iç maliyetlere tam olarak yansımamıştır. Yüksek ithalat ve enerji maliyetleri yukarı riskleri devam ettirmektedir. USDTRY kurunda yükselişe hızlı reaksiyon veren tüketici fiyatları, düşüşe aynı hızda reaksiyon vermemektedir.

Gıda enflasyonu yüzde 30’a yakın seyrediyor. Gıdada iyileşme sağlamak için yapısal adımların önümüzdeki süreçte ivedi bir şekilde hayata geçirilmesi gerekliliği söz konusu. Hükümet nezdinde konuşulan Hal Yasası’nı oldukça oynak olan taze sebze ve meyve fiyatlarının kontrol altına alınması bakımından önemsiyoruz. Bunun yanında tarımda kapsamlı reformların; aracılığın ve komisyonculuğun önüne geçilmesi, taşıma maliyetlerinin azaltılması, saklama koşullarında ve depoculukta düzenleme, stokçulukla mücadele, tohumda, mazotta, zirai ilaçların temininde teşvik ve kolaylıklar gibi gerekliliğini düşünüyoruz.

Hükümetin açıklamış oldu vergi indirimlerinin otomotiv, mobilya, beyaz eşya, konut sektörlerinde talebi öne çekerek veya ertelenmiş talebi yeniden öne aldırarak talep kanalı üzerinden enflasyonist risk yaratma olasılığı var. ÖTV indirimlerinin etkisini bu bağlamda yılsonuna kadar izleyeceğiz. Diğer taraftan, eylülden itibaren düşmeye başlayan USDTRY kurundaki gerileme, söz konusu fiyat artışlarını bir miktar frenleyebilir. Enflasyonla Topyekün Mücadele kapsamında gerçekleştirilen indirimlerin etkisi geçici, bu etkilerin 1.1.2019’dan sonra yapısal adımlarla ve enflasyonu bu noktaya getiren maliyet unsurlarını nötralize ederek kalıcılaştırılması gerekmektedir.

Merkez Bankası enflasyon raporu, enflasyonda halen kısa vadeli dalgalanmalara karşı uyarılar içeriyor, bu kapsamda yılsonu beklentisi de zaten yüzde 23,5’a yükseltildi. Enflasyon, faizin üzerinde kalmaya devam ediyor, bu kapsamda enflasyonist risklerin yakın vadede ve önümüzdeki birkaç ayda devamlılığını sürdürecek olması itibariyle sıkı para politikasının devamını bekleriz. TRY’de ilave bir değer kaybına yol açacak tahmin dışı bir şok gerçekleşmediği takdirde Merkez Bankası’nın aralık ayındaki bir sonraki toplantısında faiz oranlarını artırmasını beklemiyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.