Enflasyon, mart ayı rakamına göre yüzde 10,23 seviyesinde; çekirdek enflasyon yüzde 11,44 seviyesinde. Yılın ilk aylarında geçen seneden gelen baz etkisiyle manşet enflasyon geriledi, ancak yükselen kurların ithal mallara/girdilere yapmış olduğu maliyet etkisi, artan petrol fiyatlarının enerji maliyetlerini artırması, gıda fiyatlarındaki yapısal sorunların devam etmesi gibi etmenler enflasyon üzerinde yukarı risk oluşturmaya devam etti. Zaten, bu yüzden çekirdek enflasyon manşet enflasyondan daha yüksek ve aradaki makas yılın ilk aylarında çok açılmıştı. Enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk yaratan; TL’deki değer kaybı, enerji maliyetlerinde artış ve gıdadaki yapısal sorunlar halen devam etmekte ve enflasyondaki temel eğilimin yukarı yönlü olmasına yol açmaktadır.
 
ÜFE martta yüzde 14,28 olarak açıklandı ve maliyetlerdeki yukarı baskının şubat ayından sonraki TL değer kaybı sonrasında arttığını gösterdi. Bunun 2-3 ay gecikmeli bir şekilde TÜFE üzerinde yansımasını görme ihtimalimiz yüksek, bu da yaz aylarında enflasyonda yeniden yukarı hareket görülebileceğini, çekirdek enflasyondaki ana eğilimin de yukarı yönlü olmaya devam edeceğini gösteriyor. Bunun yanında; petrol fiyatlarında yükselişin devam etmesi enerji maliyetlerini artırması bakımından aynı zamanda ithalat faturasını artırmakta, bu durum da cari açık ve dış açığın yüksek kalmasına neden olmaktadır.
 
Merkez Bankası yılın ilk Enflasyon Raporu’nda, 2018 sonunda enflasyonun yüzde 70 olasılıkla yüzde 6,5-9,3 aralığında, orta noktası yüzde 7,9 olarak gerçekleşeceğini öngörmüştü. Bu haliyle enflasyonun bu yıl Merkez Bankasının beklentilerinin üzerinde gerçekleşeceği aşikar. Hatta tahmin aralığının üst bandının da üzerinde gerçekleşmesi muhtemel. Bu iyimser kalan tahminlerin elbette 30 Nisan’daki bir dahaki Enflasyon Raporu sunumunda yukarı revize edilmesi de ihtimal dahilinde. Bir tarafta gıdada “tarladan/üreticiden market rafına” kadar olan süreçte ciddi fiyat artışlarına neden olan yapısal sıkıntılar (tarım ürünleri, meyve/sebze, süt, et vs.), mayıs -hazirana denk gelecek Ramazan ayı, diğer yanda da TL’de değersizleşmenin sürmesi ve ÜFE’ye hali hazırda yansıyan maliyet artışlarının TÜFE tarafında gecikmeli etkilerinin görülecek olması, petrol fiyatlarında yukarı doğru hareket gibi sebepler enflasyonda yukarı yönlü risklerin canlı olduğunu göstermektedir. Mart ayında baz etkisinden düşmesi beklenen manşet enflasyon düşmedi, önceki aya göre paralel kaldı. Çekirdek enflasyon düştü, ancak o da yüksek oranda geçen yılın mart ayındaki yüzde 1,24’lük artıştan gelen bir baz etkisi kaynaklı. Muhtemelen çekirdekte de, manşette de dip veya dibe yakın yerlerdeyiz. Yaz aylarında yüzde 11’e yakınsayan bir manşet enflasyon, yüzde 12’ye yakınsayan bir çekirdek enflasyon görebiliriz. Aşağıdaki görselde ilk grafik manşet ve çekirdek enflasyonun seyrini, alttaki grafik ise makası göstermektedir. 2018 yılında çekirdek enflasyonun manşetin üzerine geçmesi ile çekirdek lehine açılan makas, asıl baskının temel mal gruplarında olduğunu gösteriyor ve bu makas en son 2016 yılında bu denli açıktı.


Bu noktada sıkı para politikası uygulayan TCMB, çekirdek enflasyonda anlamlı düşüş görmeden faizleri indirmeyecektir ve bu da para politikasının önümüzdeki süreçte de sıkı kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Yüksek enflasyonun getirdiği yüksek faiz seviyeleri nedeniyle, TCMB diğer gelişen ülke merkez bankaları gibi faiz indirememektedir. Bu da reel faizin diğer gelişen ülkeler seviyesinde olmamasına ve carry trade avantajının yitirilmesine neden olmaktadır. Büyüme patikasının kaybedilmek istenmemesi de Merkez Bankasının faizleri artırma yönünde de marjının dar olduğunu göstermektedir. Çünkü kredi büyümesinde yavaşlama, ekonomik büyüme üzerinde risk oluşturur. Ancak enflasyon yüksek olduğu sürece borçlanma maliyetlerinde de yukarı yönlü baskıyı hissedeceğiz. Muhtemelen bu enflasyon gerçekleşmeleri Merkez Bankasının 25 Nisan’da bir faiz aksiyonu almasına neden olmaz. Ancak kurda 4 TL bandının üzerinde likidite kuruması kaynaklı olarak bir oynaklık artışı olursa eğer, kur oynaklığını azaltma adına bir aksiyon alınır, o da geç likidite penceresi faiz oranında bir artıştan ziyade, zorunlu karşılık, ROM veya döviz likiditesini artırıcı diğer önlemler olur. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti zaten GLP ile aynı seviyede, yani o marjı sonuna kadar kullanmışız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.