banner93

Dünya hepimizi derinden etkileyecek yeni bir dönüşüm sürecini yaşıyor. Bu süreç hayatın her alanında hızlı, geniş kapsamlı ve köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Elbette bu dönüşüm süreci ilk defa yaşanmıyor. İnsanoğlu, tüketici konumundan üretici konumuna geçtiği, yerleşik hayat pratiklerini yaşamaya başladığı Neolitik (Yeni/Cilalı Taş) Çağdan günümüze kadar farklı dönemlerde farklı dönüşüm süreçlerini yaşadı. Bu süreçleri bilim insanları “Devrim” olarak niteledi ve Neolitik dönemden bugüne kadar insanoğlu üretim alanında 3 büyük devrim gördü. Birinci, İkinci ve Üçüncü Sanayi Devrimleri..

Buhar makinesinin icadı ve 1700’lerin sonunda tekstil sanayiinde kullanılmasıyla üretimi makineyle birleştiren Birinci Sanayi Devriminden sonra üretim sistemlerinin elektrikle bütünleştiği ve üretim süreçlerinin yeniden tanımlandığı İkinci Sanayi Devrimi yaşandı. 1970’lere gelindiğinde bu sefer üretim sistemleri mikroişlemcilerle tanıştı ve üretimde insan katkısının daha da azaldığı, ulaşımdan iletişime toplumun tüm yaşam pratiklerinde köklü değişimleri ortaya çıkaran Üçüncü Sanayi Devrimi gerçekleşti. Bugünlerde dünya yeni bir dönüşümü konuşuyor: Dördüncü Sanayi Devrimi..

3. Sanayi Devrimi ile birlikte ekonominin küreselleşmesiyle sermaye ve üretim kolayca yer değiştirebilir hale geldi. Böylece üretimin daha ucuza mal edilebileceği Uzak Doğu ülkeleri popüler üretim merkezleri olarak ortaya çıktı. Bu gelişmeler sanayi malları üretimiyle hızla büyüyen ve rekabet üstünlüğü sağlayan Doğu ekonomisiyle Batı’nın arasındaki farkın hızla açılmasına neden oldu. 2011 yılında Almanya bu gidişata adeta son vereceğini düşündüğü stratejik bir hamle yaparak Hannover Fuarı’nda Endüstri 4.0 yaklaşımını ortaya attı. Bu yaklaşım, üretimi bilişim teknolojileriyle bütünleştirip insan emeğini minimize ederek hata payını azaltma ve esnek üretim sistemlerini kullanarak tüketiciye özel ürünlerin hızlı üretilmesiyle tüketiciyle üreticiyi birbirine yaklaştırma anlayışı üzerine kurulu yeni bir model öngörüyor. Önümüzdeki 20 yılda oluşumunu tamamlayacağı düşünülen 4. Sanayi Devrimiyle, 2030’lu yıllarda yaklaşık 1 trilyon cihazın internete bağlı olacağı, 50 milyar cihazın birbirleriyle iletişim halinde bulunacağı, hayatın her alanında akıllı sistemlerin ve robotların görünür hale geldiği; hizmetler, nesneler ve bireylerin internet ortamında buluşacağı yeni bir ekosistemin oluşacağından söz ediliyor. Bu yeni ekosistem kuşkusuz ki beraberinde yeni meslekleri, yeni üretim ve tüketim modellerini, yeni eğitim yaklaşımlarını yani kısacası aslında yeni yaşam pratiklerini beraberinde getirecektir. Bu bağlamda önümüzdeki çeyrek asırda dünyada öngörülen dönüşümün kuşkusuz ki ülkemizde de yansımaları olacaktır. 

4. Sanayi Devrimi yaklaşımı ülkemizde henüz birkaç aydır gündem olsa da son 15 yıldır her alanda hızla büyüyen ülkemiz, günümüzde hız kazanan “Yerli ve Milli Savunma Sanayii” anlayışıyla, Ar-Ge reformlarıyla, teknolojiye ve katma değerli üretime verilen desteklerin artmasıyla aslında bu dönüşüme hazırlık yapıyor. Öyle ki bazı üniversitelerimiz bu alanda ders vermeye başladı, çok sayıda Teknopark faaliyete geçti ve özel sektör de hazırlıklarını sürdürüyor. Son derece dinamik ve girişimci toplum yapısıyla, genç nüfusu ve bu kadar teşvikle ülkemiz 4. Sanayi Devrimini fırsata çevirebilecek potansiyele sahip. Bize düşen daha çok çalışmak…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.