banner93

15 Temmuz gecesi hissettiğimiz en güçlü duygular sanırım önce şaşkınlık sonra da öfke idi. Şaşırdık çünkü bu milletin ekmeğini yiyen, suyunu içen asker diye, polis diye, öğretmen diye, bürokrat diye, esnaf diye, tacir diye içimizde beslediğimiz kin odaklarının bu denli pervasız ve alçak bir girişime kalkacaklarına ihtimal vermiyorduk.

Öfkelendik, çünkü bu ülkenin en büyük değerleri olan, uğruna canlar verilen, kanlar akıtılana cumhuriyet ve demokrasimizi hedef alan bu canilerin, bu işi kendi vatandaşlarına kurşun sıkacak düzeydeki alçaklıklarını gördük.

Bu kalkışmayı öğrendiğim ilk andan itibaren şaşırdım öfkelendim ama asla tereddüt ve korku hissetmedim. 2016 Türkiye’sinde, demokrasisini, cumhuriyetini bu güne taşımış ulusumuzun, böyle bir kalkışmaya geçit vermeyeceğini, bu alçak girişimin kesinlikle başarısız olacağına inancım tamdı.

Bu kalkışmanın etkilerini kısa, orta ve uzun vadeli değerlendirirsek; kısa vadede, özellikle uluslararası platformda tereddütler ve faklı bilgilendirmelere dayanan yaklaşımlar olacaktı ve oldu. Ama Türkiye verdiği hızlı ve kesin reaksiyon ile bu gidişatın önünü kesti.

Orta vadede ise, bu kalkışmanın sorumlularının yurt içi ve yurt dışı bağlantılarının Türkiye aleyhine devam edecek olan çalışmaları ile mücadele etme zamanı gelecekti. Bu dönemi de yaşıyoruz. Kirli bilgilendirme ve yanlış anlamaları ortadan kaldırma ve bu işin sorumlularının yakalanması ve yargılanması için gayret ve çalışmalar sürüyor.

Kalkışmanın uzun vadeli etkisi hakkında ise her şerden bir de hayır doğar düşüncesi içindeyim. Bu başarısız kalkışmadan dimdik ayakta çıkan Türkiye, tüm dünyaya darbelerin artık bu ülkeye uğrayamayacağını ilan ederek, birlik ve bütünlük içinde Cumhuriyetimizin temel kazanımlarından asla taviz vermeyeceğini gösteren bir ülke konumuna gelmiştir.

Bu darbe girişimi kısa dönemde özellikle uluslararası ilişkilerde bir bekle ve izle dönemi yaşanmasına neden olmuşsa da bu durum hızla atlatılmıştır. Ancak, yanlış ve kirli bilgilendirmeden doğan nedenlerden dolayı oluşan tedirginlik ve korkuları aşmak için bir tamir dönemi geçirilmiştir. Sanayici bu konuda korkmadan, çekinmeden üretmeye devam etme sözü ile bu ülkenin geleceğine kefil olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

Bu kalkışma sonrası, bazı önemli kuruluşların sahiplerinin de bu çete içinde olduğu görülse de, ülkenin üretim ve istihdam performansında bir düşüş yaşanmamış, aksine üretim motivasyonu artmıştır.

15 Temmuz sonrası ülkesini vatanını seven sanayicilerin yaptıklarını fedakarlık olarak değil de, bu vatana bu millete borcunu ödeme gayreti olarak görmek gerekir. Yaşanan böylesine bir şok sonrasında en önemli şey özellikle ekonomi çarklarının en az etkilenmesini sağlayarak, en hızlı bir biçimde normalleşmenin sağlanması idi.

15 Temmuz öncesi üretim planlamamız ve stratejimizin aynen devam etmesiydi. Bu ülkeye, bu devlete ve bu millete güvendiğimizi ancak böyle gösterebilirdik. Biz de onu yaptık.

Türkiye’nin önüne konan 2023 hedefleri vardır. Geçen yıllar içinde ulusal ve global pek çok olaydan ve etkenden dolayı sapmalar yaşadığımız bu hedeflere tekrar odaklanarak, 2023’e olabilecek en pozitif verilerle ulaşmanın çalışmasını yapacağız.

Biz, bu ülkeye güvenerek elimizi taşın altına koydukça, bizi gören, izleyen yerli ve yabancı sermaye de ürkekliğini üzerinden atarak üretim ve istihdam çarkına girecektir. Ancak bu noktada en önemli görevimiz, Türkiye’nin üretim, yatırım ve iş yapma ortamını olabildiğince geliştirmek ve kolaylaştırmak olmalıdır. Bu hususta da siyasi karar alıcılarına ciddi görevler düşmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.