banner89
 

Türk hukukunda prensip olarak sözleşme serbestisi esastır. Yani kişiler, yaptıkları sözleşmelerde kendi sorumluluklarını istedikleri şekilde belirleme hak ve yetkisine sahiptirler. Anayasa’nın 48’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre “Herkes … sözleşme hürriyetine sahiptir”. Borçlar Kanunu’nun 26. maddesine göre de “Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler”. Bu hükümlerden hareketle, özel borç ilişkilerinde her iki tarafın özel hukuk kişisi olması halinde, tarafların eşit olduğu ve bunların hür iradeleri ile yaptıkları sözleşmelerin geçerli bir borç ilişkisi doğuracağı kabul edilir. Buna “sözleşme serbestisi” denir. Ancak bir borç ilişkisinde sözleşme serbestisinden bahsedebilmek için, sözleşmenin kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine, genel ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olmaması gerekir. Fakat yapılan sözleşmelerde taraflardan birisinin idare olması halinde, tarafların arasında güç veya statü eşitliğinden söz edilemeyeceğinden, sözleşme serbestisinden de söz edilemez. 

Bu sözleşmelerden bazıları özel hukuk kurallarına göre yapılıyor olsa bile, idare bu sözleşmeleri yaparken, kamu gücüne dayanmakta ve özel hukuk kişisinden farklı bir takım haklara sahip olmakta veya farklı bir takım yetkilerle donatılmış bulunmaktadır. Bu nedenle, idarenin yaptığı özel hukuk kurallarına tâbi özel hukuk sözleşmeleri ile özel hukuk kişileri arasında yapılan özel hukuk sözleşmeleri hem yapılış biçimleri, hem de içerik ve nitelikleri itibariyle birbirlerinden farklıdır. Elektrik dağıtım şirketleri bağlantı ve devir sözleşmeleri yaparken, kendisine tanınan üstünlük veya ayrıcalıklar, kanunlarda yer alan bir hükme dayanması gerekir ki, bu durum “hukuki dayanak ilkesi” şeklinde ifade edilir. Bu sebeple abonelere imzalatılan sözleşmelerde belirtilen hususların hukuki dayanağa sahip olması gerekir. Oysaki lisans sahibi elektrik şirketlerinin özellikle devir sözleşmelerinde keyfi maddeler koydukları sıklıkla görülmektedir.

Sonuç
Bahsettiğimiz enerjinin evimize ve iş yerimize gelebilmesi için dağıtım varlıkları konusunda enerji tüketicileri iki şekilde sıkıntı yaşamaktadır. Bu sorunlardan birincisi iz bedelle devir işlemi yapımı tamamlanmış elektrik dağıtım tesisleri için söz konusu iken genişleme ya da yeni yatırımın yapılmasının gerekli olduğu henüz başlamamış elektrik tesisleri için söz konusudur.

Mevcut tesislerin iz bedelle devri

Toplu mesken olarak değerlendirilen mesken gruplarının kendilerince kurulan, özel mülkiyetli trafo tesisleri tarafından enerji talebi karşılanmaktaydı. Tek bir ölçüm noktası (tek sayaç üzerinden tüm siteye enerji verilmesi ) bulunan bu aboneliklerin her bir daire sahibine ayrı olarak fatura edilemediğinden komşular arasında çeşitli sorunlar yaşanıyordu. Kendilerine düşen elektrik faturasını ödemeyen bu kişiler sebebi ile trafonun elektrik şirketine iz bedelle (bedelsiz) devri ile her bir daire için bireysel aboneliğe geçilebiliyordu. Bu tarz durumlar halen devam edebildiği gibi mevcut elektrik nakil hatlarının elektrik dağıtım şirketine işletme bakım karşılığı devride yapılmaktadır. Bedelsiz olarak devir ettiğiniz bu tesislerin elektrik dağıtım şirketi tarafından bakımının üstlendiği için minnettar olmalıyız sanırım.

Yatırım gerektiren dağıtım varlıklarının tesis edilmesi

Üretim ve tüketim tesislerinin dağıtım sistemine bağlanabilmesi için, sistem kullanımı açısından kapasitenin yetersiz olması nedeniyle, genişleme yatırımı veya yeni yatırım yapılmasının gerekli olduğu ve yeterli finansmanın mevcut olmadığı hallerde, söz konusu yatırım dağıtım şirketi adına, bağlantı yapmak isteyen abone tarafından ilgili mevzuat kapsamındaki teknik standartlar sağlanarak yapılabilir veya finanse edilebilir. Ancak bazı dağıtım şirketlerinin yönetmeliğin bu maddesini suistimal ettikleri görülmektedir. Bu durumda gerçekleşen yatırıma ait toplam harcama tutarı sisteme bağlantı yapan elektrik tüketicisi arasında yapılacak bağlantı ve sistem kullanım anlaşması çerçevesinde aboneye yatırım planına göre geri ödenir. Bu şekilde gerçekleşen bağlantı taleplerinde düzenlenen enerji müsaadesi belgelerinde enerji alınacak nokta, teknik ve diğer şartlar ile belirtilmektedir.

Yukarıda bahsedilen durumlarda üstlenilen yatırımın veya finansmanın bedelsiz olarak dağıtım şirketine devri mecbur bırakılarak tüketicilerin mağdur edildiği tarafımızca tespit edilmiştir. Elektriğin temel ve vazgeçilmez bir ihtiyaç olması nedeniyle, aboneler kendilerinden istenen yatırımları ve buna bağlı maliyetleri rızaları olmaksızın üstlenmek zorunda kalmaktadırlar. Bunun nedeni, bazı elektrik dağıtım şirketlerinin, söz konusu yatırımların abone tarafından üstlenerek bedelsiz devir etmedikçe, enerjinin verilmeyeceğini belirtmeleridir. Bu durum, aboneler için borçlar hukuku anlamında ikrahtır. 

İkrah, hukuka aykırı bir şekilde yapılan korkutmayla, istenilen irade beyanında bulunulmadığı takdirde, o kişinin veya yakının bir kötülüğe maruz kalacağı korkusunun uyandırılması veya var olan mevcut korkudan yararlanılması olup, kişinin iradesini fesada uğratan bir durumdur. Zira kişi, bu korkunun sonucu, hukuki işlemin yapılmasına iradesi ile karar vermemekte, aleyhine bile olsa seçimini korkutan tarafın istediği işlemi yapma yönünde kullanmak zorunda kalmaktadır. İkrahtan söz edebilmek için, kişi korkutmaya maruz bırakılmalı, korkutma ağır ve derhal vuku bulacak bir tehlikenin söz konusu olacağı kanaatini uyandırmalı, tehlike kişinin kendisine veya bir yakınına yöneltilmeli, korkutma hukuka aykırılık teşkil etmeli ve sözleşme, bu korku neticesinde yapılmış olmalıdır. Elektrik dağıtım şirketlerinin, “ya ilgili maliyeti üstlen ya da enerjini alamazsın” şeklindeki ifadeleri veya buna benzer imaları, aboneler için ikrahın yukarıda sayılan bütün unsurlarını ihtiva etmektedir. 

İkrah iradeyi sakatladığından, kişi yapılan protokol sözleşme ile bağlı olmaz ve yapılan sözleşmeler iptal edilebilir. İkrah nedeniyle abonelik sözleşmesinin iptal edilmesi için, kanunda bir yıllık süre öngörülmüştür. Bu bir yıllık süre, sözleşmenin yapılması ile değil, tehlikenin, yani korkunun sona erdiği tarihte başlar. Ancak belirtmek gerekir ki, elektriğin vazgeçilmez bir hizmet olması; elektrik dağıtım hizmetleri, lisans sahibi elektrik şirketi tekelinde bulunması nedeniyle, ortada bir ikrah olsa bile, abonelerin, devir protokolünü ikrah nedeniyle iptal etmeleri idari yoldan mümkün olmamaktadır. Dolayısı ile bu konuda abonelerin dava açması icap etmektedir. Kişinin devir sözleşmesine rıza göstermiş olması, bu davayı açmasına engel oluşturmaz.

Geçmişte bedelsiz olan dağıtım şirketine devir edilen dağıtım varlıkları abonenin talebi halinde geri ödenmesi gerektiği gibi gelecekte bedelsiz devir edilecek dağıtım varlıklarının da abonenin karar değiştirmesi durumunda ücreti ödenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Saygılarımızla.

İz bedeli:
Ekonomik ömrünü tamamladığı halde fiilen kullanılmasına devam edilen iktisadi kıymetler ile gerçek değeri tespit edilemeyen veya edilmesi uygun görülmeyen ancak hesaplarda izlenmesi gereken iktisadi kıymetlerin muhasebeleştirmesinde kullanılan ve muhasebe kayıtlarında yer verilen en düşük tutar.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.