banner89

Risk rekor seviyeye yükseldi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, dün akşam itibariyle Avrupa ile ilgili tüm risk göstergelerinin rekor seviyeye yükseldiğini ifade ederek, "Avrupa’da olabilecek ciddi bir sarsıntı, Türkiye’de de hissedilir. Ama önemli olan bunun bir yıkıma sebep olmaması, Türkiye ekonomisinin belki hafif sarsılıp, yine ayakta dimdik durabilmesidir" dedi.

Risk rekor seviyeye yükseldi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, dün akşam itibariyle Avrupa ile ilgili tüm risk göstergelerinin rekor seviyeye yükseldiğini ifade ederek, "Avrupa’da olabilecek ciddi bir sarsıntı, Türkiye’de de hissedilir. Ama önemli olan bunun bir yıkıma sebep olmaması, Türkiye ekonomisinin belki hafif sarsılıp, yine ayakta dimdik durabilmesidir" dedi.

13 Temmuz 2011 Çarşamba 13:25
Risk rekor seviyeye yükseldi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Mayıs ayı sonu itibariyle yaklaşık 37,3 milyar dolara ulaşan cari açığı değerlendirirken, "Son açıklanan rakamlar, seçimden önce açıkladığımız beklentilerle uyumlu, sürpriz değil. Cari açık, bir süre daha yüksek seyredecek ancak yılın son çeyreğinden itibaren daha makul, daha farklı bir trende girecek" dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve yönetim kurulu üyelerini kabul etti.

Bu arada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ali Babacan, cari açıkla ilgili soruyu yanıtlarken, bu konuda Orta Vadeli Program’ın beklenmesi gerektiğini belirterek, Orta Vadeli Program’da (OVP) hem makro hem mikro perspektiften gelecek dönemde yapılacak işlerin, atılacak adımların hepsinin yer alacağını, ancak bunun hazırlığının da bir kaç ay süreceğini kaydetti.

Bu konuda, bütünlük içinde gelecek dönemde ne yapılacağının ortaya konmasının önem taşıdığının altını çizen Babacan, "Bu dönemde resmi hükümet politikası ne ise ona dikkat etmek lazım. Hükümetimizin bir bütün olarak resmileşmiş politikalarını dikkate almak lazım. Çünkü izleyeceğimiz çizgi, bizim bir bütün olarak Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda nihai şeklini vereceğimiz çizgi olacaktır" dedi.

Babacan, yapısal sorunların çözümünün yine yapısal reformlarla mümkün olabileceğine de dikkati çekerek, "Türkiye bir süre daha cari açıkla beraber yaşayacaktır. Bu cari açık sorununun çözümüne daha çok cari açığın makul, sürdürülebilir seviyelerde devam etmesi ve sağlıklı bir şekilde finanse edilmesi açısından bakmak lazım. Yoksa cari açığı sıfıra indireceğiz, cari fazla vereceğiz gibi hayali hedefler kendimize koymamamız, gerçekçi hedeflerle hareket etmemiz lazım" diye konuştu.

Ali Babacan önümüzdeki dönemde bütün bu konuların ele alınacağını ifade ederek, Türkiye’nin güven ve istikrar ortamında sorunu aşabileceğini vurguladı.

-"(AVRUPA’DA) TATSIZ BİR DURUM OLDUĞUNDA KİMSE İÇİN SÜRPRİZ OLMAMALI"-


Ali Babacan, Avrupa’da yaşanan son gelişmelerle ilgili Türkiye’de kısa vadeli tedbirler almayı düşünüp düşünmediklerine ilişkin soruyu yanıtlarken de ilgili kurumlara aşağı yukarı 3 ay önce "her türlü kötü senaryoya hazır olmaları" talimatı verdiklerini belirtti. Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dolayısıyla ilgili kurumlarımız, karşımıza çıkacak kötü senaryolarla ilgili hazırlıklarını yapmış durumdalar. Tabii hemen yanı başımızda güçlü bir deprem olursa bu depremden Türkiye’nin etkilenmemesi diye bir şey söz konusu olmaz. Nasıl uzaktaki bir depremi az da olsa hissederiz, depremin artçıları olur, tsunami gelir arkasından, dolayısıyla Avrupa’da olabilecek ciddi bir sarsıntı, Türkiye’de de hissedilir. Ama önemli olan bunun bir yıkıma sebep olmaması, Türkiye ekonomisinin belki hafif sarsılıp, yine ayakta dimdik durabilmesidir.

Dolayısıyla kurumlara gerekli talimat zamanında verilmiştir.

Dün akşam itibariyle Avrupa ile ilgili tüm risk göstergeleri rekor seviyeye yükseldi. Dolayısıyla tatsız bir durum, ters bir durum olduğunda bu kimse için sürpriz olmamalı." Avrupa’nın durumun aciliyetinin, ciddiyetinin farkında olduğunu, cuma günü bir zirve düşünüldüğünü anlatan Babacan, "Umarız ki Avrupa pek çok konuya çözüm ürettiği gibi buna da hızlı bir çözüm üretir. Aksi halde çözüm üretilmediği takdirde bunun zararı yine Avrupa ülkelerinin kendisine olacaktır" dedi.

KÜRESEL PİYASALAR ALTÜST OLDU

Avro Bölgesi’ni son iki yıldır tehdit eden borç krizinin İtalya ve İspanya’ya yayılacağı endişeleri, küresel piyasaları altüst etti.

Uluslararası piyasalarda yaşanan sert satışlar, Avro Bölgesi’ndeki borç krizi halkasına Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’in ardından İtalya ve İspanya’nın da eklenebileceğini gösteriyor.

İtalyan medyasında "Kara Cuma" olarak nitelendirilen geçen haftanın son işlem gününde Avro Bölgesi’ndeki borç krizinin İtalya’ya yayılabileceği endişesiyle İtalya Borsası’nın gösterge endeksi FTSE MIB yüzde 3,47’lik değer kaybıyla son 5 ayın en hızlı düşüşünü kaydetti. 10 yıl vadeli İtalya tahvilinin faizi de yüzde 5,28’e çıkarak son 9 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Avrupa genelinde borsalarda yaşanan kayıplar banka hisselerindeki düşüşten kaynaklandı.

Avro bölgesinin 3. büyük ekonomisi İtalya, Yunanistan’dan sonra borç oranı en yüksek ülke. Uzmanlar, Yunanistan ya da Portekiz gibi küçük ekonomilerin borç sorununun üstesinden gelinebileceğini ancak krizin İtalya ya da İspanya gibi büyük ekonomilere sıçramasının endişe verici olacağını belirtiyor.

İkinci yardım paketiyle birlikte Yunanistan’ın kurtarma maliyetinin 220 milyar avroya ulaşacağı belirtilirken, Avro Bölgesi’nin üçüncü büyük ekonomisi İtalya’nın iflası söz konusu olursa bunun maliyetinin 700 milyar avroyu bulabileceği ifade ediliyor.

Ekonomistler, Avrupa İstikrar Mekanizması’nın (EFSF) krizi çözmek için yeterli olamayabileceğini belirtiyor. Avrupalı yetkililer, gelecekteki krizlere karşı EFSF’nin 700 milyar avro tutarındaki acil durumlar için ayrılan daimi fonunun 1,5 trilyon avroya çıkarabileceğini tartışıyor.

Avro Bölgesi’ni sarsan borç krizinde ilk finansal yardım talebinde bulunan Yunanistan’ın borç stoku ve tahvillerinin getirisinin oldukça yüksek olması ülkenin kırılganlığını en çok artıran unsurlar olurken, İrlanda’nın içinde bulunduğu sorun bankacılık sektöründen kaynaklanıyor.

Borç krizi halkasına eklenen son zincir Portekiz, bankacılık sektöründeki sorunların yarattığı sorunlarla mücadele ediyor. Piyasalarda, Portekiz’de yerli bankaların yükümlülüklerinin oldukça önemli bir bölümünün İspanyol bankalarına olması, bu nedenle Portekiz’de yaşanan sorunun İspanya’yı da etkileyeceği endişesi hakim olmuş durumda. İspanya ekonomisinin en kırılgan noktası ise yüksek işsizlik oranı.

İrlanda’da krizin bankacılık sektöründe ortaya çıkmış olmasının ve AB ülkelerinin bankacılık sektörlerinin bütünleşik yapısı bir arada değerlendirildiğinde, çevre ülkelerin bankacılık sektörlerinde meydana gelebilecek olası sorunların diğer AB ülkelerinin bankacılık sistemlerini de önemli ölçüde etkilemesinin kuvvetle muhtemel olduğu yorumları yapılıyor.

İrlanda bankalarının en büyük iki alacaklısının ise İngiltere ve Almanya olduğu belirtiliyor.

Bu haftanın sonunda Avro Bölgesi’nin aktiflerinin yüzde 65’ini oluşturan en önemli 91 bankaya uygulanan stres testi sonuçlarının açıklanması bekleniyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s ise stres testi sonuçlarından 26 bankanın desteğe ihtiyaç duyabileceği sonucunun çıkabileceğine dikkat çekiyor.

 MOODY'S İRLANDA'NIN TAHVİLLERİNİ ÇÖPE ÇEVİRDİ

-"PIIGS" EFSANESİ GERÇEK Mİ OLUYOR?-

Avro Bölgesi’nin kırılgan beş ülkesi Portekiz, İrlanda, Yunanistan, İspanya ve İtalya’nın İngilizce baş harflerinden oluşan "PIIGS" ülkeleri, çok derin finansal zorluklara ve piyasalarda büyüyen güvensizliğe karşı mücadele veriyor.

Bilerek kötü anlam yüklenen bu akrostiş "PI(I)GS", 2008 yılında Anglo-Sakson gazeteciler ve piyasa uzmanları tarafından borç kriziyle karşı karşıya bulunan Portekiz, İrlanda, Yunanistan ve İspanya için kullanılmaya başlandı. Bazıları bu gruba İtalya’yı da dahil etti.

Yunanistan’ın geçen yıl Mayıs ayında finansal dış yardım alması nedeniyle söz konusu ülkelerin içinde bulunduğu sorunlar artık Avrupa Birliği’nin (AB) yönetişim sorunu haline gelmiş durumda.

Küresel finansal krizden bu yana söz konusu ülkeler arasında Yunanistan en ciddi baskı ile karşı karşıya bulunuyor. Yunanistan’ın bütçe açığının, 2001 yılında Avro Bölgesi’ne üyeliği döneminde gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı yüzde 3’ün altında bulunurken, 2009 yılında GSYH’sinin yüzde 15,4’üne kadar yükseldi. Ülkenin borç finansmanının faizinin bile yaklaşık 13 milyar avroya mal olduğu, bu rakamın ülkenin GSYH’sinin yüzde 5,3’üne denk geldiği belirtiliyor.

Yunanistan’ın 2008 yılında GSYH’nin yüzde 110,3’ü seviyelerinde bulunan kamu borcu, geçen yıl yüzde 142’ye yükseldi. Ülkenin 2009 yılında GSYH’nin yüzde 15,4’ü düzeyinde olan bütçe açığı ise yüzde 9,6’ya geriledi. Politika faizi ise yüzde 4,77’den yüzde 9,57 çıktı.

Finansal dış yardım halkasının son zinciri Portekiz’in 2008 yılında GSYH’nin yüzde 61,1’i düzeyinde bulunan kamu borcunun geçen yıl yüzde 79,1’ine ulaştığı belirtiliyor. Avrupa Komisyonu ise Portekiz’e bütçe açığını GSYH’nin yüzde 3’ü ile sınırlandıran Maastrich kriterlerine uyması konusunda 2013 yılını hedef göstermiş bulunuyor. Uzmanlar ise bu hedefi "görece gerçekleştirilemez" olarak değerlendiriyor.

Portekiz’in 2009’da GSYH’nin yüzde 9,3’ü düzeyindeki bütçe açığı geçen yıl yüzde 7,3’e geriledi. Politika faizi ise yüzde 3,85’ten yüzde 6,05’e yükseldi.

Geçen yılın sonunda finansal dış yardım talep etmek zorunda kalan İrlanda’da da eşi görülmemiş şiddette bir kriz yaşanıyor. Avro Bölgesi’nin en problemli ülkelerinden olan İrlanda’nın 2008’de GSYH’nin yüzde 23’ü düzeyindeki kamu borcu, 2010’da yüzde 69,4’e yükseldi. Ülkenin bütçe açığı 2009’da GSYH’nin yüzde 14,4’ü seviyesinde iken geçen yıl yüzde 32,3’e çıktı. Politika faizi ise yüzde 4,77’den yüzde 6,42’ye yükseldi.

Yaklaşık 4,4 milyon kişinin işsiz olduğu İspanya’nın ise Portekiz’den sonraki halkalardan biri olduğu konuşuluyor. Portekiz’le olan yakın ekonomik ilişkilerden önemli oranda etkileneceği belirtilen İspanya’nın 2008’de kamu borcu GSYH’nin yüzde 30,4’ü, bütçe açığı ise yüzde 9,3 düzeyinde bulunuyordu. Geçen yıl GSYH’ye oranı yüzde 48,8 olan İspanya’da hükümet, uyguladığı tasarruf tedbirleri ile bütçe açığını bu yıl GSYH’nin yüzde 6’sı seviyesine çekmeyi hedefliyor.

Ekonomisinin olduğu gibi borcunun büyüklüğüyle de konuşulan İtalya’nın ise 2008’de GSYH’nin yüzde 89,2’si seviyesinde olan kamu borcu geçen yıl 99,6’ya yükselirken, yüzde 5,3 olan bütçe açığı geçen yıl yüzde 5’e, politika faizi de yüzde 4,10’dan yüzde 3,80’e geriledi. Piyasalarda İtalya’nın kamu borcunun GSYH’nin yüzde 120’si düzeyine ulaştığı yorumları yapılıyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.