banner93

Yeni dünya düzeni, inovasyon ve dijital teknoloji tabanlı yeni bir kalkınma ve gelişim modelini öngörmektedir. İnovasyona, ileri teknolojiye ve girişimciliğe dayalı bu dönüşüm, konvansiyonel üretim ilişkilerini derinden etkilemektedir. Yeni sermaye birikim modelinin adı “inovasyon”dur. İnovasyon kapitalizmine geçiş, insanlık tarihinin en kapsamlı ve en heyecan verici sosyal, kültürel, toplumsal ve ekonomik değişimini beraberinde getirmektedir.

Kitlesel üretimden esnek üretime ve esnek üretimden kişiselleştirilebilen üretime geçiş internetin geniş kesimlerce kullanılmasıyla birlikte, bilim ve dijital teknoloji çağının, aynı zamanda bireyi özgürleştirici etkisini müjdelemektedir.  Küresel rekabette avantaj sağlama stratejisi, artık ucuz işgücü kullanımına veya petrol gibi doğal zenginliklere değil, yeni ürün geliştirebilme kapasitesini ve girişimci potansiyelini içinde barındıran inovasyon ekonomisine ve yönetimine sahip olmayı gerektirmektedir.

Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde üretimin aktörleri, yani devlet-sermaye ve emek inovasyon ve girişimciliği benimsemekte, aynı zamanda sosyal inovasyon paradigması, yenilikçi düşünme açısı ve sosyal gelişim modeli ile tanışmaktadır. Geleceği bilim, inovasyon, girişimcilik ve teknoloji üretimi “gerçekçiliği” temelinde dizayn etmek ve global toplumsal dönüşüm sürecini tamamlamak isteyen ülkeler mutlaka dijital kapitalizme geçiş sürecini en iyi şekilde yönetmek ve bu transformasyonu sağlamak için üretim ilişkilerini ve tüketim alışkanlıklarını yeniden yapılandırmaktadırlar.

İnovasyon ve girişimci toplum modelinin ortaya çıkardığı yaratıcı ekonominin, küresel sermayenin talep ettiği formatta yeni insan gücü yetiştirilmesinin ve işgücü piyasalarının yeniden örgütlenmesinin gündeme gelmesine neden olan bu yeni üretim ve tüketim tarzının herkesin yaşamını nasıl sarsabileceğini son yıllarda dijital teknolojinin hayatımızın her alanına dokunuşunda çarpıcı biçimde gözlemlemekteyiz.

İnsanlık tarihi kapitalist üretim süreçlerinin tarım-sanayi-hizmet-finans-ICT sektörleri arasındaki ekonomik ve toplumsal geçişlerine, Fordism’den yalın üretime, yalın üretimden inovasyon ve dijital teknoloji tabanlı üretim modellerine, klasik liberal politikalardan makro ekonomik politikalara ve sonrasında neo-liberal politikaların yükselişine tanıklık etmiştir.

Hiç kuşkusuz ki kapitalizmin en önemli özelliği, sık sık yaşadığı krizler ve bu krizlerden yine üretim faktörlerini yeniden örgütleyerek ve kendi dinamiklerini harekete geçirerek çıkmasıdır. Bu bağlamda, ulus-devlet, küreselleşme, milliyetçi-ekonomi gibi ekonomik ve sosyal çıktılara yönelik bilimsel ve politik çözüm mecraları üzerinde mesafe almaya çalışan kapitalizm; bu sefer insanlık tarihinin ortaya koyduğu en yüksek yaratıcılık ve yetenek düzeylerinin neden olduğu baş döndürücü dijital bir dönüşüme şahit olmaktadır.

“Dijital Kapitalizm” dijital ekonomiyi, dijital teknoloji dönüşümünü, inovasyon ve teknoloji tabanlı yeni sermaye birikim modelini, inovasyon ve dijital teknoloji tabanlı büyüme ve kalkınmayı, sosyal inovasyonu, sosyal girişimciliği, dijital iş ve emek gibi tüm yenilikçi kavramları içermekle birlikte, küresel iş gücü piyasaları açısından esas itibariyle, pazar ekonomisinden inovasyon tabanlı dijital ekonomiye ve konvensiyonel sosyal politikadan sosyal inovasyona geçişi temsil etmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.