TÜİK’in Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (GTB) iş birliğiyle oluşturarak açıkladığı mayıs ayı dış ticaret verilerine göre; Türkiye’nin ihracatı 2018 yılının mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,3 artışla 14,31 milyar USD olurken, aynı dönemde ithalat yüzde 5,5 artarak 22,07 milyar USD olarak gerçekleşmiştir. Böylece dış ticaret açığı, Mayıs 2017-Mayıs 2018 dönemleri arasında yüzde 5,7 artmış ve 7,76 milyar USD olmuştur. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise söz konusu dönemde yüzde 64,9’dan yüzde 64,8’e gerilemiştir.

Aslında genel görüntü ile ve nisan ayı ile kıyasladığımızda, kümülatif olarak ihracattan daha hızlı artan ithalat sorunu ile karşı karşıya olmaya devam ediyoruz. Nisan ayında da ihracat yüzde 7,8 artarak 13,87 milyar USD, ithalat ise bunun yaklaşık iki katı yüzde 15,6 oranında artarak 20,55 milyar USD olarak gerçekleşmişti. Mayıs ayında içerisinde en çok ihracat yaptığımız ülke Almanya olurken, onu İtalya, İngiltere ve İspanya takip etmektedir. Avrupa Birliği’ni oluşturan 28 ülkeye ihracatın, toplam ihracatımız içindeki payının yüzde 45’ten yüzde 50,9’a yükseldiği görülmektedir. AB’ye yapılan ihracat mayıs ayında, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 19,3 artarak 7,29 milyar USD olarak gerçekleşmiştir.

İthalat kalemlerinde; Mayıs 2018’de ilk sırayı Çin alırken, onu Almanya, Rusya ve İngiltere izlemiştir. Aralık ayında tüketim mallarının toplam ithalat içindeki payı azalırken, sermaye ve ara (ham madde) mallarının payı artmıştır. Yüksek teknolojili ürünlerin ihracatının toplam ihracatımız içindeki payı 4,1 olurken, aynı grubun ithalatının toplam ithalatımız içerisindeki payı ise yüzde 11,5 olmuştur.

Avrupa Birliği bizim için vazgeçilmez ve öncelikli bir pazar, bu yüzden EUR’da yaşanan ve yaşanmakta olan değer kaybı ihracatımız açısından aşağı yönlü risk teşkil ediyor. Nitekim, dış ticaret açığının artmasında da iki ana etken; paritenin gerilemesi ve enerji maliyetlerinde artış ön plana çıkıyor. Bir tarafta ithalat faturası artarken, USD bazında ihracatımızı artıramıyor olmamız, dış ticaret açığında büyüme olarak ekonomimize yansıyor. Kısa vadede dış ticaret bilançomuz üzerinde kur ve enerji fiyatı etkisi etkin olmaya devam edecek görünüyor. Fed’in faiz artırımlarının beklendiği bir ortamda USD’nin EM para birimlerine baskısı sürerken, bir yandan da EURUSD paritesinin gerilemesi ana ihracat pazarı Avrupa olan bizim için risktir. Petrol fiyatlarının da 80 USD bandına dayandığı bir ortamda, enerji maliyetleri ithalat faturasına etki etmeye devam edebilir. Uzun vadede USD bazlı ihracatının artırılması için de katma değerli üretim ve ihracata odaklanılması gerekliliği mevcuttur, bu konuda yeni dönemde Ticaret Bakanlığı’nın çalışmaları ve ekonomik reformlar önemli olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.