Geç kalmışlığın avantajını kullanalım!

Türk sanayisi hiç şüphesiz 3 dünya ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelerin bir kısmını saymazsak geri kalmış durumda. Sanayinin 2’inci ve 3’üncü dönemi arasına sıkışmış ama bu sıkışmışlıktan kurtulmak için var gücüyle çabalayan bir yapıda. Çabalamak elbette önemli ancak akılla ve bilimle hareket etmezsek bu çaba ne yazık ki bizi kurtaramayacak.  Sanırım biraz hile yapmamız gerekiyor. Nasıl mı?

Almanya’yı ele alalım. Birinci Dünya Savaşından yenilgiyle ayrıldı, İkinci Dünya Savaşında taş üstünde taş kalmayan bir ülkeydi. Sanayi temeli sağlam ama tamamen paramparça olmuş bir ülke… Bugün ise Avrupa ekonomisini ve sanayisini tek başına ayakta tutan yegâne güç. Aklı olan herkesin düşündüğü gibi: “Bir ülke iki dünya savaşını en ağır biçimde atlatıp, nasıl böyle güçlü kalabilir?”

Tabii ki hile yaparak!

Tarihin tozlu sayfalarına göre, sanayileşmesini ilk olarak tamamlayan ülke İngiltere, tüm dünyada teknoloji lideri oldu, İngiltere’yi Belçika ve Fransa takip etti. 19. yüzyılda ise bayrağı ABD devralarak teknoloji ve sanayi konusunda lider oldu. Bunu hala koruyor…

Diğer ülkeler ise bu üst düzey teknolojiyi yakalamak için çabaladılar ancak pekte başarılı olamadılar.

Bir ülke hariç:  Almanya…

Diğer tüm büyük güçler sanayileşmesini tamamlamasına karşın Almanya bu konuda geri kalmıştı. Almanya ağlamadı, dövünmedi, “onlar yapıyor, biz yapamayız” demedi. Önce ‘çarklarını’ kurdurdu sonra onu döndürdü. Hem de hiçbir devletten geri kalmayacak şekilde…

En iyi otomobilleri, tankları, silahları vs. üretmeyi başardı. Yıkıldı, hiçbir gücü kalmadı ama tekrar kurdu ve devam etti. Şu an Avrupa’nın en büyüğü, dünyanın ise IMF’nin yayınladığı rapora göre, 4’üncü en büyük gücü.

Peki, Almanya treni kaçırmışken onu nasıl tekrar ve tekrar yakaladı?

Almanya’nın sırrı geç kalmışlığın avantajını kullanmasıydı. Kısaca hile yaptılar. Diğer devletler tarafından üretilen ürünleri taklit ettiler. Var olan teknolojileri ülkelerine çektiler, üstüne koyarak geliştirdiler.  Geliştirdikleri ürünleri sattılar, sattıkları yerlerden ürün aldılar.  Bahane üretmediler çabaladılar, başardılar. Dünya sanayi tarihine damga vurgular. Geç kalmışlığın arkasına sığınmadılar ve onu avantaja çevirdiler. 

Dünya liderliğine…

Aynı yöntemi Çin’de uyguladı ve başardı. Şimdi dünyanın 1’inci süper gücü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.  Geçmişte ‘çakma’ ürünler üretiyor diye eleştirdiğimiz Çin, şimdilerde ise dünyanın en büyük teknolojilerini üretiyor. Daha 50 yıl öncesine kadar bu ülke dünyaya kapalıyken, şimdi dünyaya yön veriyor.  ABD’de Çin’in engellemez yükselişinin durdurulamayacağını biliyor ve sadece yavaşlatmak için hamleler yapıyor.

Biz ise Anadolu’nu bereketli topraklarında 2 bin yıldır yaşıyoruz ancak devlet olarak 100’üncü yılına az kalan genç bir cumhuriyetiz. Bulunduğumuz coğrafi konumda yaşamak öyle herkesin harcı değil…

Lakin şartlar ne olursa olsun, üretmemek bu güzel topraklara ihanettir!

İnsanımız, sanayicimiz, devletimiz var gücüyle çalışıyor ve üretiyor. Rekorlar da kırılıyor ancak yetmez, başarılar bizi tatmin etmez. Gözümüz en büyük pastada olmalı. Almanya gibi, Çin gibi en büyüklerden olalım, iki dünya savaşı atlatan Almanya bunu başardı, insanlarının açlıktan öldüğü dönemleri gören Çin bunu başardı. 

Türkiye genç bir cumhuriyet ancak bizim potansiyelimiz var, bizim umuduz var…

Mesele, sanayi trenini kaçırmak değil, mesele, o treninin kendisini yapabilmek! Bunun içinde biraz kopya çekmek gerekiyorsa bunu yapalım. Var olan teknolojiyi ülkemize çekelim, yerli firmalarımıza yaptıralım. 

Birazcık hileden kimseye zarar gelmez, geç kalmışlığın avantajını kullanalım!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.