banner93

İnovasyon, yeniliğin ekonomik ve sosyal bir faydaya dönüşmesi anlamına gelirken, Türk Dil Kurumu inovasyonu üç kelime ile adlandırdı: Değişim, yenilik ve farklılık.

Değişime örnek olarak, Dominos Pizzayı verebiliriz. Marka olmasını hızlı teslimata, teslim edemediğinde ise parayı iade etme garantisine borçlu olan firmanın bu aşamaya gelmesi, iş modelindeki değişimle izah edilebilir ancak.

Yeniliğe örnek olarak; Drone’ları, cep telefonlarını ve Google’ın ürettiği şoförsüz arabaları verebiliriz. Bu ürünler aynı zamanda radikal inovasyonlara da örnek olarak gösterilebilir.

Farklılık için ise; Ziferblat Cafe’yi gösterebiliriz. Dakikası üzerinden fiyatlandırılma özelliğine sahip olan kafede, her şey serbest; istediğiniz kadar yiyip içebilir, çıkışta ise kaç dakika kaldıysanız dakikası ne kadarsa onu öder çıkarsınız.

İnovasyon yapmak için dünyada birçok teknik kullanılmaktadır. Yani dururken inovasyon olmaz; bu işin bir metodolojisi, bir maliyeti vardır.

Mesela yaygın inovasyon yapma tekniklerinden birisi “birleştirme” tekniğidir. Farklı alanlardan konuları kendi işinizle birleştirmeye dayanan teknikle, yeni fikir ve/veya ürünler ortaya çıkarabilirsiniz. Yazının başlığındaki sorunun cevabı da yine bu tekniğe dayanmaktadır. Bir tren vagonunu buzdolabı ile birleştirirseniz, soğuk hava taşımacılığı elde edersiniz. Soğuk hava taşımacılığı bu şekilde bulunmuştur.

“Birleştirme” tekniğine devam edelim ve bildiğimiz neskafeyi ele alalım: Ülkemiz de dahi cirosu hiç küçümsenmeyecek bir ürün olan “Üçü Bir Arada” Neskafenin şeker ve süt tozuyla birleştirilmesiyle ortaya çıkmış bir üründür.

Yine yer silme bezi ile kovayı birleştirdiğimizde, her evde ve işyerinde kullanılan, dünyanın en çok satılan ev gereçlerinden birisi, Vileda ortaya çıkmaktadır. Fikrin ne kadar basit olduğunu söylemeye gerek yok; ama kendi grubunda lider olan, her gün milyonlarca satılan bir üründen bahsediyoruz.

İnovasyonun sırrının 5 kelime olduğunu söyler filozoflar; “Bilinenin farkındalık değeriyle yer değiştirmesi.”

Örneklerle açıklayalım:

Mesela, bir bilinen, Simit Sarayını örnek verelim:

Bildiğimiz simidi saray konforuyla buluşturan firma, bir anda insanların ilgisine mazhar olmayı başarmıştır. Yapılan şey, bilinene farkındalık değeri katarak,  ihtiyaç alanına cevap vermekten ibarettir.

Yine bir bilinen, ayakkabı kutusunu ele alalım. Karton ayakkabı kutusunun şeffafını yapan bir firma, ürettiği ürünle kısa sürede ilgi çekmeyi başarmıştır. İçinin görülmesinin getirdiği rahatlık, ürünün inovatif ürün kategorisinde ele alınmasını sağlamaya yetmiştir. Basit bir ambalaj değişiminin firmaya kattığı değer, hiç de azımsanmayacak gibi değil..

Bilinen bir ürün ve/veya hizmete katılan farkındalık değerinin müşteriler tarafından ne kadar önemsendiğini görmek için daha birçok örnek vermek mümkün.

İnovasyon, aslında olmayan bir şeyi sunmaktır ve inovasyonun yüzde 99’dan daha fazlası bilinenlerin farklı bir alanda kullanılmasıdır.

Nasıl bir inovasyon yapmak isterdiniz?

İnovasyonun birçok çeşidi bulunmaktadır. Temel olarak ise artımsal (küçük inovasyonlar) ve radikal inovasyonlar (büyük inovasyonlar) diye ikiye ayrılmaktadır.

Artımsal inovasyonlar için 100 iyi fikir içinden 1-3 arası fikir, piyasaya girip başarılı olmaktadır. Dünyadaki inovasyonların çok büyük kısmı artımsal inovasyon kategorisindedir.

Radikal inovasyon için ise yaklaşık 3000 fikre ihtiyacımız vardır. 3000 iyi fikir ve sonuçta başarılı olan bir radikal inovasyon. Jet motorları, internet, şoförsüz araba, cep telefonları radikal inovasyon örneklerinden bazılarıdır.

Radikal inovasyonun hem yapan firmaya ve hem de yapıldığı ülkeye büyük bir katma değeri söz konusudur.  Cep telefonunun yarattığı değeri düşünmek, konunun boyutlarını anlamak için yeterlidir.

Ülkemizin kendi adına yazdırabildiği radikal inovasyon örneği henüz yoktur maalesef. Tarihten örnekler bulunabilirse de bunların inovasyon kriterlerinden süzülerek adının konması gereklidir.

Ülkemiz için inovasyonun milli bir mesele olduğunu belirtmemiz gerekir.

Aşağıdaki istatistikler bunun kanıtıdır:

Ankara Sanayi Odası verilerine göre, Türkiye’nin;

1 kilogram uçak yedek parça alması için, 5,6 ton buğday satması,

1 kalp pili alması için1 tır arpa satması,

7 kilogram domates tohumu alabilmesi için, 3,5 ton domates satması gerekmektedir.

Ayrıca tüm kayısı ihracatımız, ancak 6 uçak alabilmektedir.

Bu rakamlar neden inovasyona daha çok önem vermemiz gerektiğini ortaya koyan çarpıcı gerçeklerdir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.