“Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur” demiş tarihin en büyük girişimcisi…

Tüketici yaşamanın uzun vadeli olmadığını vurgulayan Mustafa Kemal Atatürk, tek çıkış yolunun üretim ve sebat olduğunu ifade etmiş, bizlere aydınlatılmış bir bilim yolu sunmuş.  

Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de ekonomimizin yakıtı, parlak fikirlerin membaı olan girişimciler.

Dünya genelinde girişimcilerin yüzde 55’i, 5 yıl içinde en az bir iş kurmayı umuyor.

64 ülkeden yaşları 18-64 arasında değişen kişilerin girişimcilik hakkındaki görüşlerini içeren Küresel Girişimcilik Monitörü (GEM)’nün 2016/17 raporu, önemli bir araştırma sonucunu gözler önüne seriyor. Rapora göre Türkiye’deki katılımcıların yüzde 81’i girişimcilik vesilesiyle başarılı bir kariyer hedefi tutturmuş görünüyor. Genç beyinler, patron olma yolunda…

Türkiye coğrafyası sınırları içerisinde girişimcilik dendiğinde işaret parmaklarımız Elon Musk’larımız olan Nevzat Aydın, Hamdi Ulukaya, Kaan Kayabalı ve Sina Afra gibi başarılı girişimcileri gösteriyor şimdilik. Bu sayıyı artırmak için bu “akıl teri” bol bireylerimizin nelere gereksinim duyduğu hakkında fikir sahibi olmamız şart.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle’nin belirttiği gibi, 3 milyonun üzerindeki KOBİ’ler, Türkiye’nin can simidi.

Haklarında çokça yazıp çizsek de, girişimcilerimizin sürdürülebilir desteğe olan ihtiyacı her geçen gün artış gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl 62 ülke arasından 2’nci olan girişimcilerimizin ayağına değen belli başlı taşları şöyle sıralayabiliriz:  

Finans: Girişimciler, düzenli gelir kaynaklarını bırakıp, yeni bir fikrin peşinden gitmeyi bir nebze tehlikeli buluyor. Bu yargının baş sorumlusu sahip olunan finansal problemler ve çalkalanmaktan başı dönen ekonomi. Maddi kaygılar, yeni bir iş kurmak için gereken sermayenin tükenme ihtimali şeklinde vücut bularak girişimcilerin hevesini kırabiliyor. Mali konular, girişimcilerin önünde bir kırmızı ışık olmamalı.

Pazar endişesi: Üreteceği ürünü hangi pazara daha randımanlı satabileceği konusunda fikrini netleştiremeyen girişimciler, devlet desteğinden umduğunu bulamazsa kabuğuna çekiliyor. Yetkinlik eğitimleri ve seminerler, girişimcinin okyanusta boğulmaması ve sektör tarafından yutulmaması için revize edilmiş durumda. Pazar ve pazarlama konusunda sosyal medyanın gücüne inanan bir girişimci, hanesine birkaç artıyı yazdırmış oluyor.   

Teknoloji yetersizliği: Endüstri 4.0 döneminde bu yarışın dışında kalmamak için ciddi efor sarf etmesi gereken yeni girişimler, teşebbüslerini ileri teknolojiyle ve tüketiciye katma değer sunan ürünlerle taçlandırmak zorunda.

Geleneksel yapı: Bir ülke klasiği… Düzenli maaş ve sigortalı yaşama olan bağlılık, yeni fikirlerle piyasayı kasıp kavurmaya ve dünyayı değiştirmeye heveslenen girişimcinin önündeki en büyük engellerden biri.

İş ağlarında eksiklik: Kurduğu networkleri aktif iş ortaklarına çevirebilen girişimciler kazanıyor. Bu da girişimcinin girmeyi hedeflediği pazarları çok iyi tanıması, sektör toplantılarına iştirak etmesi, fuarları ve organizasyonları kaçırmaması anlamına geliyor.

Özetle girişimcilerimiz, devletin finansal enstrümanlarının sağladığı destek ve teşvikleri ıskalamadan değerlendirirken, diğer bir yandan da ilerlettikleri teknolojileriyle dünyanın nabzını tutmak için biraz daha cesaretlendirilmeli ve çetin piyasa şartlarından korunmalı.

Devlet, ülkeyi bambaşka noktalara taşıyacak ve ekonominin yarınlarına teminat oluşturacak girişimcisinin şemsiyesi olmalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.