banner93



Cumhuriyet'in ilk yıllarıyla beraber Ankara'da bir hızlı bir büyüme yaşandı. Başkent olmanın gerektirdiği hizmetleri verebilecek bir şehrin kurulması amacı ile başlatılan alt ve üstyapı inşaatları önce ticari hayatı canlandırdı. Bugün uluslararası danışmanlık şirketi Pricewaterhouse Coopers’ın “Dünyada En Büyük Şehir Ekonomileri Hangileri ve Bu 2020 Yılında Nasıl Değişecek” raporuna göre şu anda 80’nci sıraya yükselen Ankara, 2020 yılında dünya kentleri sıralamasında 115 milyar dolar milli gelirle 74. sıraya tırmanacak. Ankara savunma, inşaat ve iş makinaları ile medikal sektörlerinin önemli ölçüde geliştiği ve özellikle savunma sanayinin üssü konumundadır.

Cumhuriyet ile birlikte Ankara’da yükseköğretim alanında hızlı bir yapılanma başlamıştır. Ankara’da ilk üniversite, Cumhuriyetin üniversitesi Ankara Üniversitesi 1946 yılında kurulmuştur. Bugün Ankara, ülkemizin ve dünyanın sayılı devlet ve vakıf üniversiteleri ile yükseköğretiminde başkenti olmuştur.

Ankara, “Bilgi Çağında” çok önemli avantajlara sahiptir. Güçlü bir yükseköğretim yapısı ve kritik öneme sahip alanlarda sanayileşmesi vardır. Doğru planlama ile bu iki büyük gücün bir araya gelmesi Ankara’yı dünyanın en büyük ekonomik şehirlerinden biri yapacaktır. Öncelikle Ankara’yı uluslararası ölçekte cazibe merkezi yapacak çalışmaların yapılması gereklidir. Ankara’nın tarihi, arkeolojisi, sosyal ve kültürel zenginlikleri ve turizm potansiyeli ortaya konmalıdır. Bunun için üniversite, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları Ankara’yı uluslararası tanınırlık noktasına taşıyacak çalışmalar yapmalıdır. Örneğin Ankara Üniversitesi, Ankara kalkınma Ajansı ve yerel yönetimlerin desteği ile Kızılcahamam-Çamlıdere Jeoparkı’nı kurmuştur ve jeopark uluslararası bir tanınırlığa kavuşarak kırsal turizm ile bölgenin kalkınmasına büyük katkılar sağlamaktadır.

Ankara’yı uluslararası kongreleri, fuarları ve festivalleriyle cazibe merkezi haline getirmeliyiz. Ankara Üniversitesi her yıl onlarca uluslararası kongre ve sempozyum düzenlemektedir. Bu kongrelerinin bir kısmını, yerel yönetimler, STK’lar ve kamu kurumları ile iş birliği içinde yapmaktayız. Uluslararası Piri Reis Sempozyumu ve Uluslararası Jeopark sempozyumu örnek verilebilir. Ankara sağlık hizmetleri bakımından da çok güçlü bir kenttir. Medikal turizm ve özellikle yaşlı bakımı turizmi konusunda öncü olabiliriz. Bu kapsamda Ankara Üniversitesi olarak her yıl “Yaş Baharı turizmi, Yaşlı Bakımı Turizmi Kongreleri” düzenlemekteyiz.

Diğer çok önemli nokta, Ankara’da markalar yaratmalıyız. Dünya ölçeğine baktığımızda markaların hızla büyüdüğünü, sürdürülebilir olduğunu ve diğer sektörleride hızla sürüklediğini görmekteyiz. Ankara Üniversitesi olarak, Ankara armudu, Ankara tava, Ankara simidi, Ankara döneri gibi yöresel ürünleri “coğrafi işaret” olarak tescil ettirdik. Yöresel ürünlerin de markalaşması son derece önemli. Bu ürünlerin markalaşması başkentimizinde markalaşmasına katkı sağlayacaktır.

Türkiye’de toplam nüfusa oranla en çok yükseköğretim nüfusu barındıran il Ankara’dır. Nüfusun yaklaşık yüzde 15’inden fazlası yüksekokul ve üzeri eğitim seviyesine sahip durumdadır. Ankara güçlü üniversiteleri ile bilimsel yayınlara en çok katkı sağlayan ildir. Bilgi üniversitelerimizde, yıllarca büyük duvarların ve kapalı kapıların arkasında kaldı. Bu büyük birikimi özel sektör ile buluşturmalıyız. Ankara Üniversitesi olarak 4 yıl önce “Üniversite-İş Dünyası İş Birliği Platformu” kurduk. Bu süreç içinde sürekli farklı temaları toplantılarla öğretim üyelerimiz ile sanayicilerimizi bir araya getirdik. Bu etkinlikler ile birbirimizin dilini anlamaya başladık ve ortak projeler yapmaya başladık. Bu çalışmaları özel sektörle iş birliği içinde ürüne, uluslararası patente ve startup şirketlere dönüştürmeliyiz. Bu konuda yapılacak doğru planlama ve işbirlikleri ile Ankara’yı Endüstri 4.0’ın başkenti yapabiliriz.

Ankara’nın uluslararasılaşma konusunda da çok önemli adımlar atması gerekmektedir. Ankara’nın Ar-Ge, yenilikçilik ve bilişim alanlarında güçlü bir altyapısı vardır. Kentimizin 6 teknoparkı ve faal olan 5 organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Yenilikçilik ve yüksek teknolojiler için teknoparklar önemli işlevlere sahip. Yüksek teknoloji firmalarını Ankara’ya çekmeliyiz. Teknoparklarımızda küresel büyük şirketlerin şubelerini açmaları için kentimizdeki teknoparkların iş birliği içinde kümelenme çalışmalarına önem vermeliyiz. Birbirine benzer teknoparklar değil, birbirini tamamlayan ve disiplinler arası sinerji yaratan iş birliklerini ortaya koymalıyız. Ankara Üniversitesi olarak, ülkemizin ilk tematik “Tarım, Gıda ve Hayvancılık Teknoparkını” kurduk. Ankara Üniversitesi olarak üniversitemizin potansiyelini daha iyi yansıtabilmek için teknoparklarımızda özellikle yaşam bilimleri, hassas tarım, doğal gıda ürünleri, akredite laboratuvarı gibi yapılanmalara gidiyoruz.

Uluslararasılaşma konusunda üniversitelerimize de büyük görevler düşmektedir. Daha çok ve farklı ülkelerden yabancı öğrencileri çekmek için çaba göstermeliyiz. Bunun için kalite ve yabancı dilde programlar konusunda daha çok çalışmalıyız. Üniversitelerin kalitesini uluslararası değerlendirmeler ile ortaya konulmaktadır. Uluslararası değerlendirme kuruluşlarının dünyada ilk 1000 üniversite sıralamalarında Ankara’daki 6-7 üniversitemiz bu listelere sürekli girmektedir. Bu listelerde daha yukarılarda yer almak için yeniden yapılanma ve toplam kalite anlayışı gerekmektedir. Ankara Üniversitesi olarak her yıl bu hedef doğrultusunda yaptığımız çalışmalarla üniversitemizin sıralamalardaki yeri sürekli yükselmektedir. Son 3 yılda açtığımız yabancı dilde programlar ile yabancı öğrenci sayımızda yüzde 100’leri aşan artışlar olmuştur.

Günümüzde üniversite-sanayi iş birliği kapsamında yürütülen çalışmalar genellikle sanayicinin o anki sorununun bir akademisyen tarafından çözümüne yönelik olmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda toplum refahını ve ekonomik seviyesini artırıcı yaygın bir etki oluşmamaktadır. Bu işbirliğinin kurumsallaşması, “akademisyen-firma” ilişkisinden “üniversite-sanayi” boyutuna çıkarılması gerekmektedir. Bunun için üniversiteler ve kamu ve özel sektör kuruluşlarının aralarında stratejik iş birlikleri oluşturmaları gerekir. Ankara, başkent olarak hem kamu kurumlarının merkezlerinin olduğu hem de önemli sanayi sektörlerinin bulunduğu kent olarak bu ilişkilerin en rahat kurulabileceği bir şehirdir. Buradaki temel eksiklik kurumlar arası ortak anlayış birliğine varılamamasıdır. Ankara’nın yani yerel yönetimlerin ve sanayi kuruluşlarının üniversitelerden hangi alanlarda daha fazla katkı beklediklerini açıkça ifade etmeleri ve projeler geliştirmeleri bu konularda önemli bir aşama olacaktır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.