banner110

Ülkemizde inovasyon, gittikçe daha çok konuşulan ve üzerinde durulmaya başlanan bir kavram olarak dikkat çekmektedir ancak ne yazık ki anlaşılması ve doğru tanımlanmasına ilişkin kritik sorun ve hususlar bulunmaktadır:


1-    İnovasyon, Ar-Ge ile aynı şey olarak değerlendirilmektedir.  Oysa inovasyon, tercih edilirlik sağlayacak bir fikir; Ar-Ge ise bu fikrin hayata geçirilmesi esnasında yerine getirilmesi gereken operasyon olarak ele alınmalıdır. Geçen haftaki örneğimize dönecek olursak: Kredi kartı aracılığıyla ölçüleri kalibre etmek inovasyondur ama e-ticaret sitesinin yazılımı içerisinde bu eklemenin gerçekleştirilmesi Ar-Ge’dir. Bu yaklaşım önemlidir zira inovasyonun merkezinde müşterinin talep, beklenti ve ihtiyaçları bulunur oysa Ar-Ge’nin merkezinde firmanın laboratuvarı vardır. Bu kapsamda, “Ar-Ge, inovasyonun operasyonudur” demek doğru olacaktır.
 

2-    İnovasyonun, mutlaka ürünle ilgisi olması gerektiği gibi tuhaf bir algı mevcuttur. Verdiğimiz örneğe dikkat edin lütfen: Ölçü sorununu çözmenin, yüzüğün kendi niteliğiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ürün, belli ayarda ve karatta bir pırlanta yüzüktür ancak inovasyonun getirdiği çözüm, siparişi kolaylaştırmakla ilgilidir. 
 

3-    Ürünün kendisiyle doğrudan ilgili olan inovasyonlar genellikle yüksek maliyetli ve hayata geçirilip kazanç sağlaması uzun zaman alan niteliktedir. Oysa ürünle doğrudan ilgili olmayan dolaylı inovasyonlar hem düşük maliyetli hem de yatırımın geri dönüş süresi son derece hızlı olabilmektedir. (Bu konuya ilişkin etraflı bir inceleme için lütfen 27.11.2017 tarihli “Ürün Çevresi İnovasyonu” başlıklı yazımızı inceleyiniz.)
 

4-    Kimi uzmanlar kavramı, “ürün”, “pazarlama”, “süreç”, “deneyim”, “uygulama”, “iş modeli” inovasyonları gibi kategorize etmektedir ancak unutulmamalıdır ki, adına ne inovasyonu denirse densin, müşteri tarafından tercih edilirlik sağlayan her değişiklik ya da yenilik inovasyon olarak kabul edilir. Dolayısıyla, bu kategorizasyon ne anlamlı ne de önemlidir.
 

5-    İnovasyon, belirli metotlar uygulanarak gerçekleştirilen bir şeydir. Kimi insanlar diğerlerine göre bir miktar daha yaratıcıdır ancak “yaratıcı değilseniz inovasyon yapamazsınız” yaklaşımı doğru değildir. İnovasyon, öğrenilebilir bir kavramdır. Etkili bir inovasyonu ortaya çıkarabilmenin yolu, müşteriyi gerçekten iyi anlayabilmekten ve olabildiğince çok sayıda “inovatif öneri” geliştirilebilmesinden geçer. 
İnovasyonla ilgili en temel konunun altını bir kez daha ve ısrarla çizmekte yarar görülmektedir: “İnovasyon, odağını her koşulda müşteriden almak durumundadır.” Ancak bu yaklaşımda dikkat edilmesi gereken hususu geçen haftalardaki yazılarımızda belirtmiştik. Müşterilere anket niteliğindeki sorularla açıkça sorulduğunda alınacak cevaplar ancak “daha…” diye başlayacaktır. Oysa kârlı müşteri içgörüsü elde edebilmek için, daha derinlemesine bir bakış açısına ihtiyaç duyulmaktadır. Henry Ford’un şu sözünü hatırlayalım: “İnsanlara sorsaydım daha hızlı atlar yetiştirmemi söylerlerdi.” Bu sözün barındırdığı derinliği kavramamız gerekiyor. Müşterilere sormanın ötesinde onların gizli kalmış talep, beklenti ve ihtiyaçlarını anlamamız/kavramamız gerekiyor.

 

Günümüzde, düşük maliyetli, kazançlı ve hızlı geri dönüş sağlayacak etkili/nitelikli inovasyonlar geliştirebilmek, geçmişte olduğundan daha büyük zorluklar barındırmaktadır. Bunun en önemli sebebi ise, tüketim ürünleri açısından müşterinin önündeki zengin seçeneklerin neredeyse “bunaltıcı” bir nitelik taşımaya başlamasıdır. Daha açık bir ifadeyle, bir çırpıda fark edeceğimiz müşteri talep, beklenti ve ihtiyaçlarının neredeyse tamamının karşılanmış olması, etkili inovasyonların ortaya çıkarılabilmesini zorlaştırmaktadır. Söz gelimi yeni bir cep telefonu almak isteyen bir tüketici, bir teknoloji mağazasına girdiğinde karşılaştığı seçenekler bir yandan çok fazladır ve diğer yandan da neredeyse tüm alternatiflerin müşterinin talep etmekte olduğu özelliklerin çok daha fazlasını zaten sunmakta olduğu görülmektedir. Yeni bir cep telefonu modeli tasarlarken, müşterinin bu doygunluğu işleri zorlaştırmaktadır. Bu durum hemen hemen tüm ürün gruplarında karşımıza çıkmaktadır.
 

Gelin birlikte aşağıda sıralanmış 3 inovasyona yakından bakalım:
 

1-    Televizyonlara uzaktan kumanda
 

2-    Bavul altlarına tekerlek
 

3-    Bebek bezlerine göbek bağı oyuntusu
 

Bu inovasyonların üçü de hayatlarımızın tam ortasında yerlerini almış durumdadır. Üçü de kıymetli inovasyonlardır. Ancak aralarında önemli bir fark var: Bu geliştirmelere ilişkin inovatif fikirleri bulup ortaya çıkarma zorlukları son derece farklıdır. Bu konuyu açalım…
Televizyonlar pazara sunulduğunda, sesi ayarlama ve kanalı değiştirme işlemlerini oturduğumuz yerden yapabilme ihtiyacı son derece aşikâr bir müşteri talebi olarak üreticinin karşısına çıkmıştır. Üreticiler, derinlemesine müşteri içgörüsü çalışmaları yürütme ihtiyacı duymaksızın “uzaktan kumanda” diye bir aparatı geliştirip sunma gereğini duymuşlar ve bunu yapmışlardır. İhtiyaçların, apaçık ortada olduğu yakın geçmişte, inovasyon odağını tespit edebilmek de nispeten kolay olmuştur. 

 

Bavul altlarına tekerlek ise, bir çırpıda göze görünmeyen ancak biraz dikkatli bakıldığında fark edilebilen bir ihtiyaca yönelik zekice bir çözümü işaret etmektedir. İçgörüyü ortaya çıkarmak için müşteriye yakından bakma ihtiyacı bile duyulmadan, bu inovatif fikir ürün geliştiricilerin aklına gelmiş olabilir. 
 

Gelelim üçüncü ürüne: Göbek bağı oyuntulu bebek bezi fikrini ortaya çıkarmak gerçekten zordur. Müşterilere anket yaparsanız “daha emici”, “daha esnek” vb. talepler dile getirilir ancak “göbek bağı oyuntulu” bez fikri kolayca/bir çırpıda ortaya atılmaz. Bu fikri ortaya çıkarabilmek için ürünün tüketicilerine yakından bakılması gerekir. Bir annenin, bebeğinin altını bağlarken, yeni kesilmiş göbeğine zarar vermemesi için bezin üst kısmını içe doğru katlamasını yerinde görmez iseniz, “göbek bağı oyuntulu bebek bezi” fikrini de geliştiremezsiniz. Durum bu kadar nettir.
 

Yukarıda sırasıyla incelenen 3 örnek bizlere, anlamlı, tercih edilirliğe hizmet edecek, talep yaratacak inovasyonların neler olacağının belirlenmesi ve uygulanmasının, geçmişte olduğundan çok daha zor olduğunu göstermektedir. Ancak bu zorluk, etkili inovasyonların imkânsız olduğuna yönelik bir iddiayı elbette barındırmamaktadır.
 

Etkili inovasyon için şunlara dikkat edilmelidir:
 

1-    İnovasyon, odağını mutlaka müşteri içgörüsünden almalıdır. Ar-Ge odaklı, odağını müşteriden değil araştırma laboratuvarlarından alan yenilikler genelde etkisiz olacaktır.
 

2-    İnovasyonun doğrudan ürünle ilgili olması şart değildir. Renkli un çuvalları gibi ürün çevresine ya da pazarlama iletişimine yönelik inovasyonlar ortaya çıkarılabilir. Üstelik bunlar düşük maliyetli ve sonuçlarını kısa sürede gösterir nitelikte de olabilir.
 

3-    İnovasyonun, öğrenilebilir metotları vardır. Her firma, kendi bünyesinde, etkili inovasyonlar geliştirme teknikleri geliştirebilir. 
     
Bol inovasyonlu günler dilerim…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.