“Şans, hazır beyinleri tercih eder.” Louis Pasteur

“Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.” Montaigne

“Ne aradığını bilmeyen bulduğunuz anlayamaz.” Claude Bernard

Eşiniz için yeni bir yüzük alarak ona sürpriz yapmak istiyorsunuz. Bu yüzük sürpriz olacağı için eşinizi kuyumcuya götürme ihtimaliniz yok. Eşinizin yüzük ölçüsünün rakamsal karşılığını doğal olarak bilmiyorsunuz çünkü siz bir kuyumcu değilsiniz ya da yüzük ölçülerine yönelik özel bir ilginiz bulunmuyor. Eşinizin alyansını 10-15 dakikalığına ele geçirdiniz ve sipariş işlemini bu zaman zarfında internetten bitirmek istiyorsunuz.

Ya da diyelim ki, kendinize yeni bir yüzük almak istiyorsunuz. Evlisiniz ve alyansınız da var. Kuyumcuları gezmek yerine internet üzerinden, çok daha fazla seçeneği inceleyerek,  rahat rahat ve hesaplı bir şekilde siparişinizi vermek istiyorsunuz. Kendi yüzük ölçünüzün de rakamsal karşılığını büyük ihtimalle bilmiyorsunuz.

Her iki senaryoda da sorun teşkil edecek şey, yüzük ölçüleridir. Yüzük ölçünüzün rakamsal değerini bilmiyorken nasıl sipariş verirdiniz?

Öncelikle şunu belirtmeliyiz: Bu konu, yüzük sipariş edecek olan tüketici profilinin aklına bir çırpıda geliverip dillendirilebilecek nitelikte bir sorun değildir. Daha açık bir ifadeyle, kitlesel olarak mücevherat müşterilerine, “Ulusal bir mücevher firmasının e-ticaret sisteminden beklentileriniz nelerdir?” şeklinde bir soru yöneltmeniz durumunda, yukarıda bahsettiğimiz ölçü sorunu, akla ilk gelen faktörlerden bir tanesi olmayabilir. Hatta bir bakış açısına göre belki de, “kıyıda köşede kalmış” bir sorun olarak da değerlendirilebilir. Ama ne var ki, eğer e-ticaret hacminizi yükseltmeye çalışan ve ulusal çapta hizmet vermekte olan bir mücevherat firması iseniz bu konuyu önemsemelisiniz zira bu sorun, tüketiciyi alışveriş yapmaktan caydıracak kadar kritik olabilir.

Firmanın, “ölçü sorunu” diye adlandırdığımız böyle bir problemin farkına varabilmesi ve bunu bir fırsat alanı olarak değerlendirebilmesi için daha önceki haftalarda dile getirdiğimiz şekilde müşteri içgörüsüne sahip olması gerektiği açıktır. Anılan bu farkındalık, firma açısından müthiş bir fırsatı da beraberinde getirecektir. İşte bu farkındalığın ortaya çıkması, “içgörü elde etmek” ve bu soruna yönelik (firmayı müşteriler nezdinde tercih edilir kılacak şekilde) çözüm üretmek de “inovasyon” olarak ele alınmalıdır.

Ölçü sorununa tekrar dönelim. Bu noktada akla en yatkın gelecek fikir, “yüzüğümü/eşimin yüzüğünü bilgisayar ekranına dayarım ve ekranda gördüğüm muhtelif ölçülerdeki yüzük resimleriyle sırasıyla karşılaştırırım; uygun olanı sipariş ederim” şeklindedir ancak bir sorun daha var: Aynı ölçüdeki yüzüğün 17 inçlik ekrandaki görüntüsü ile 10 inçlik ekrandaki görüntüsü birbirinden farklı olacaktır. Bu nedenle konu, parmağımızdaki yüzükle ekranda gördüklerimizi karşılaştırmaksa eğer, farklı ekran büyüklükleri veya çözünürlüklerinde aynı yüzük ölçülerinin farklı görünmesi gibi bir durum söz konusudur. Daha açık bir ifadeyle; söz gelimi, sizin 8 numara ölçüdeki alyansınız, 17 inç ekranda 6 numarayla, 10 inç ekranda ise 11 numarayla eşleşebilir. Bu durumda, ekran büyüklüğü veya çözünürlüğünden bağımsız olarak, olası tüm ekranları, e-ticaret yazılımının kendisiyle aynı dili konuşturmak için bir şey yapmak gerekir. Ama ne?

Farklı ekran büyüklükleri ve çözünürlüklerinden kaynaklanan standart olmama sorununa ulusal bir mücevherat firmasının geliştirmiş olduğu dahiyane çözüme göz atalım: Bu sorunu çözmek için, tüm ekranların, aynı ölçüye işaret edecek şekilde ya da daha doğrusu, yazılımla aynı ölçü dilini konuşacak şekilde ayarlanması zorunludur. Bunun için, yüzük ölçüsü seçim ekranında, ölçü standartlaştırma ayarlaması yapılacak bir arayüz oluşturulması gerekir. Firma bu ayarlamayı, hemen herkesin cebinde taşıdığı, özellikle de e-ticaret yoluyla ürün alacak birinde mutlaka olması beklenen bir nesne ile yani kredi kartıyla yapabileceğini düşünmüş. Bilgisayar ekranına dayandırılacak bir kredi kartı ile ölçü belirleme ekranındaki kredi kartı görüntüsünün aynı büyüklüğe ayarlanması, ölçüleri (yani tüketici ile yazılım arasında kullanılan dili) standart hale getiriyor. Sonrasında da tüketiciye, yüzüğü ekrana dayayıp ona uygun ölçüdeki yüzük büyüklüğünü tercih etmek kalıyor. Müthiş bir içgörü, olağanüstü zarafette bir çözüm ve aynı zamanda da muhteşem bir inovasyon...

“Nova”, Latincede “yeni” anlamına gelmektedir. Yine Latince olan ve “nova” kelimesinden türetilmiş olan “innovatus” da dilimizde “yenilenmiş” olarak karşılık bulmaktadır. Innovatus kelimesi, İngilizceye ise “innovation” olarak isimleşmiş şekilde geçmiştir.

Kelime Türkçeye “yenilik”, “yenilikçilik”, “yenileme” ya da “yenileşim” olarak kazandırılmaya çalışılsa da dilimizde geniş kullanım alanı bulan şekli “inovasyon” olmuştur. Bu durumun en temel sebebi ise, yukarıdaki kelimelerin herhangi birinin inovasyon kavramının kendisini tam olarak ifade edememesi ya da karşılayamamasıdır. 

Bu kadar etimoloji yeter derseniz biraz da anlamını irdeleyelim: İnovasyon, “etki yaratan farklı bir şey” ya da “ticari karşılığı olan yenilik” olarak tanımlanabilmektedir. Daha genişçe bir tanımı ise “yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya süreç geliştirmek ve bunu ticari gelir elde edecek hale getirmek için yürütülen çalışmalar” şeklindedir.

Şu tanım da tarafımca yapılmaktadır: “Müşteri nezdinde tercih edilirliğe katkı sağlayacak her şey.”

               Müşteri nazarında değerli olabilmek, onlar tarafından tercih edilebilmek, talebi karşılamanın ötesinde talep yaratacak adımları atabilmek… Günümüzde bunları sağlayabilmenin tek yolu, inovasyona dayalı farklılaşma ve müşteri deneyimi yaratabilmekten geçmektedir. Ürün ve hizmetlerin yeterinden çok daha fazla bollaştığı ve müşterilerin firma taaruzlarından fazlasıyla bunaldığı bir dönemin tam olarak içerisindeyiz. Bu nedenle bakış açımızda değişiklikler yapmalı, tüm ticari kavramlara yönelik yeni içgörüler geliştirebilmeliyiz; elbette tüm yaklaşımımızın odağına inovasyon kavramını yerleştirerek… 

               İnovasyonu incelemeye önümüzdeki hafta da devam edeceğiz.

              

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.