Piyasa yıkılıyor…
Sektör devi olarak bildiğimiz firmaların önemli bir kısmı çok zor günler geçiriyor…
İflasın eşiğini çoktan geride bırakmış binlerce işletme var…

Müşteri çekleri bankalarda karşılık bulmuyor...
Milyar TL’lik riskler birbirini kovalıyor…
Kimi firmalara 3 ay, kimilerine maksimum 6 ay ömür biçiliyor…

Şu sıralar sıklıkla sorulduğu gibi; “Ne olacak bu işin sonu?” 
Yalın bir ifadeyle cevap vereyim; döviz borcu olan iflas edecek…
TL borcu olan yara alacak…
Borcu olmayan küçülecek…

Ya sonra…
Sonrası malum; yeniden kendimize gelmek için çalışacağız…
Yaraları sarmak için var gücümüzle mücadele edeceğiz…
Dövizle borçlanmadan büyümenin yollarını arayacağız…

Peki, bu mümkün mü?
Gayet tabii…
Elbette mümkün…
Yalnız inşaatla, hizmetle değil…
Sanayiyle, üretimle, Ar-Ge ve inovasyonla bu mümkün…
Tıpkı Çin gibi, tıpkı Güney Kore gibi…

Yıllardır tekrar ettiğimiz hatalara artık düşmememiz gerekiyor…
Şartsız, tereddütsüz üretime odaklanmamız lazım…

Bu yıkımın ardından…
Şayet üretimin gücünü yine de keşfedemezsek, 
Yönümüzü imalata çeviremezsek, 
Adamakıllı kalkınmayı başaramazsak, 
Daha da belimizi doğrultamayız…

Çok geriye gitmeye gerek yok…
1994 ve 2001 krizleri ortada…
Hep aynı nakarat…
İnşaat, hizmet ve dövizle borçlanma…
Sonuç; kriz, iflas, yıkım…

Bu sonucu değiştirmenin tek yöntemi var…
Üretim, üretim, üretim…
Üretirsen ayakta kalırsın,
Üretirsen büyük devlet olursun,
Üretirsen ekonomik yaptırımlara boyun eğmezsin…

Üretmezsen, ihraç etmezsen boyun bükersin…
Akşam dolarla yatıp sabah Euro ile kalkarsın…
Kurla dalgalanıp durursun…
O köşeden bu köşeye savrulursun…

Bakın…
Savunma sanayinde yakaladığımız başarı ortada…
Kendi göbeğimizi kendimiz kesebiliyoruz…
Bu sektörde ihracat yapar konuma geldik…

Diğer birçok sektörde durum vahim…
Mesela enerji…
Son yıllarda milyar dolarlık yaptırımlar yapıldı.
Kullanılan ürünlerin nerdeyse yüzde yüzü ithal…
Kaynak da yurt dışından…
Borçlanma dolarla, Euro’yla…

Sonuç;
Sektöre yatırım yapan (rüzgar türbini ve güneş enerji tarlası kurduran) firmalar çok zor günler geçiriyor…
50 milyar dolara yakın borç var…
Yani durum hiç açıcı değil.

Bizler…
Piyasaya karamsarlık pompalamak için değil…
Üretimin önemine dikkat çekmek için bunları kaleme alıyoruz.

Şunun artık bilinmesi gerekiyor…
Bir ülkenin olmazsa olmazı; sanayidir, üretimdir, Ar-Ge’dir…
Günümüz dünyasında artık; bağımsızlık üretimden geçiyor…
Ne kadar üretiyorsanız o kadar bağımsız olursunuz.

Bu yüzden…
Türkiye’nin en önemli bakanlığı; Milli Eğitimden, Milli Savunmadan ziyade bize göre; “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıdır.” 
Ülke olarak, millet olarak üretimin farkına varmaktan, deli gibi üretmekten başka bir çaremiz bulunmamaktadır.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.