banner93

Atıklara eskiden bir külfet olarak bakılıyordu. Ama artık yeni teknolojilerle gelen “geri kazanım” kavramı sayesinde atıklar işletme için gelire dönebiliyor. Hem çevre hem de işletme bu durumdan kârlı çıkabiliyor.

Sanayide üretim için enerji, su ve hammadde ihtiyacı gün geçtikçe yükselmektedir. Öte yandan talep artışı bu bileşenlerdeki birim maliyetlerde de artışa neden olmaktadır. Sektörel faaliyeti sürdürülebilir kılmak için su, enerji ve hammadde girdilerinin de işletmeye büyük yük getirmeyecek mertebelerde olması gerekir.

Üretimde “geri kazanım yaklaşımı” bu maliyetleri büyük oranda azaltıyor. AB müktesebatındaki sektöre göre tanımlamış “En Uygun Teknikler (Best Available Technologies)” üretim sırasında çevresel etkileri minimize eden uygulamalara örnekler vermektedir. Bu uygulama örnekleri üretimde teknoloji değişimini gerektirmekte ancak ülkemizdeki klasik “arıt deşarj et” yaklaşımını değiştirememektedir. Günümüzde yenilikçi uygulamalar sayesinde “arıt deşarj et ” kavramı yerini; üretime entegre “Geri Kazanım” yaklaşımına bırakmaktadır.

Atık su/atık arıtma tesislerine şimdiye kadar mevzuata uygun bertarafı sağlamaya yarayan ve katlanılması gereken bir külfet olarak bakılıyordu. Günümüzde ise arıtma teknolojisinin gelişimi ile yapım ve işletme maliyetlerinin azalması, mühendislik tecrübelerinin yaygınlaşması, geri kazanımı cazip hale getirdi. Atıksu geri kazanımı için birim maliyetler 1-2 TL/metreküp mertebesine kadar düştü. Dolayısı ile su birim fiyatının yükselmesi geri kazanımını çok avantajlı hale getirmiştir. Sanayi ölçeğinde geri kazanım tesisleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca da teşvik edilmektedir.

Üretim için önemli olan başka bir unsur da enerjidir. Atıksuyun veya atığın içinde organik madde (organik karbon) enerji geri kazanımında önemli bir kaynak olarak kullanılabiliyor. Tabi ki sanayinin cinsine içindeki atık kompozisyonuna bağlı. Biyolojik prosesler kullanılarak 100 kg ayrışabilir nitelikte organik maddeden 350-400 kWh enerji elde edilebiliyor. Bunun dışında atıktan enerji elde edebilmek için yakma ve gazifikasyon gibi bir çok termo-kimyasal proses alternatifi de mevcut. Elde edilen enerji üretimde kullanılabileceği gibi satılması da mümkün olabiliyor. Öte yandan, atıksu arıtma tesislerinden kaynaklanan arıtma çamurları linyit kömürüne eşdeğer hatta daha yüksek enerji içeriğine sahip olabiliyor.

Geri kazanımda giderek önemi artan diğer bir yaklaşım da atıklardan katma değeri yüksek ürünlerin elde edilmesi. Örneğin, organik madde açısından zengin atıksulardan biyoplastik elde edilmesi de artık mümkün olabilmektedir. Bilindiği üzere, yaygın kullanılan plastiklerin çoğu kısıtlı petrol türevlerinden elde edilmektedir. Örnek olarak 2015 yılında ambalaj sektörü için plastik endüstrisinin market payı 4.65 milyar dolar iken bu payın 2020 yılında 10.6 milyar dolara ulaşacağı belirtilmektedir. Plastik kullanımı bilindiği üzere ciddi çevre tehdidi oluşturmaktadır. Bu sebeple, plastik üretimi için alternatif hammadde/kaynaklara gereksinim bulunmaktadır. Sürdürülebilir çevre ve ekonomi için biyoplastik gibi alternatif ürünlerin kullanımının yaygınlaştırılması, yenilikçi üretim teknolojilerinin geliştirilmesi ve alternatif ucuz hammaddelerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Son zamanlarda, bazı AB ülkeleri, petrol bazlı plastiklerden üretilmiş alışveriş poşetlerinin kullanımı yasaklayarak biyo-bazlı poşetlerin kullanımını desteklemiştir. Son yıllarda nişasta gibi doğal polimerlerin ön işlemlerden geçirilmesi veya polilaktik asidin (PLA) fermente edilmiş şekerlerden kimyasal olarak sentezi ile çeşitli tür ve özellikte plastikler üretilmektedir. Ancak, bu prosesler hammadde olarak temel besin maddelerini tüketmekte, sürdürülebilir gıda yönetimi açısından ciddi kaynak yönetimi problemleri oluşturmaktadır. Örneğin, gıda endüstrisi atıksuları mevcut sistemlerde enerji tüketen/üreten proseslerle arıtılmakta yine de kirletici potansiyeli tamamen minimize edilememektedir. Son bilimsel çalışmalar, gıda atık/atıksularının biyolojik/ kimyasal proseslerle biyopolimerlere dönüştürülebileceğini göstermiştir. Organik atıklardan elde edilen biyoplastiklerin uluslararası piyasada birim fiyatı 4-10 USD/kg aralığında değişmektedir.

Katma değeri yüksek olan ürünlere örnek olarak gübre üretimi de gelmektedir. Dünyada en çok Fas, Çin ve Kanada’da bulunan fosfor stoklarının azalması son yıllarda gübre fiyatlarında artışı da tetiklemiştir. Özellikle azot ve fosfor içeriği açısından yüksek akımlardan yüksek kaliteli gübre eldesi dezanavtajı bir avantaja dönüştürmektedir. Dünya piyasasında azot içeriği yüksek atıksu akımlarından elde edilen gübre birim fiyatı talebe göre 50-150 USD/ton aralığında değişkenlik göstermektedir.

Enerji, hammadde geri kazanımı, katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ve suyun yeniden kullanımı gibi birçok faktör gözönüne alınarak yenilikçi yaklaşımlarla hazırlanmış geri kazanım sistemlerinin kâr elde eden üretim tesislerine dönüştürülmesi mümkündür. En uygun çözüm için fizibilitenin kapsamlı ve güvenilir ele alınması büyük önem taşımaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.