OMRON'DAN AR-GE KIVRAKLIĞI

Yapay zekâyla beslenen endüstriyel otomasyon uzmanı OMRON, İnovasyon Laboratuvarıyla “geleceğin resmini” firmalara gösteriyor. Endüstriyel otomasyon alanında müşterilerine yol göstererek daha kalkınmış ve iyi bir toplum inşa etmeye odaklanan firma, insan ve makine iletişimine bambaşka bir pencere açıyor.

OMRON'DAN AR-GE KIVRAKLIĞI

Yapay zekâyla beslenen endüstriyel otomasyon uzmanı OMRON, İnovasyon Laboratuvarıyla “geleceğin resmini” firmalara gösteriyor. Endüstriyel otomasyon alanında müşterilerine yol göstererek daha kalkınmış ve iyi bir toplum inşa etmeye odaklanan firma, insan ve makine iletişimine bambaşka bir pencere açıyor.

16 Aralık 2019 Pazartesi 11:58
OMRON'DAN AR-GE KIVRAKLIĞI

Röportaj: Ümit Uçar

39 bin istihdamıyla 110’dan fazla ülkenin endüstri altyapısında imzası olan OMRON, çevre ve sosyal altyapı alanlarında da değer üreten bir vizyona sahip. Hedefi “iyi toplum”a harç oluşturmak olan OMRON, yıllık yüzde 7 oranında pay ayırdığı AR-GE’siyle üretimde yeniliği sürdürülebilir zemine oturtuyor. Kurucuları Kazuma Tateishi'nin SINIC Teorisi’nin Endüstri 4.0’a maya olduğunu Sanayi Gazetesi’ne anlatan OMRON Türkiye Pazarlama Müdürü Nurcan Konak, endüstriyel robotların Türkiye imalat endüstrisine getirebileceği avantajları göstermeyi hedefleyen İnovasyon Laboratuvarının açılışını yaptıklarını ifade etti. Yapay zekanın geleceğin resmi olduğunu vurgulayan Konak, OMRON’un bu alanda ürettiği değerlere de parantez açtı.  

YENİLİKLER YARATARAK BÜYÜYOR

OMRON hangi alanda değer üretiyor?

OMRON, "Algılama ve Kontrol + Düşünme" temel teknolojisine dayanan otomasyon alanında bir dünya lideri. 1933 yılında Japonya’da kurulan OMRON, dünya genelinde 39 bin çalışanıyla 110’dan fazla ülke ve bölgeye ürün ve hizmet sağlamaktadır. Şirketimizin faaliyet alanları; endüstriyel otomasyon, elektronik komponentleri, sosyal altyapı sistemleri, sağlık hizmetleri ve çevre çözümlerine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Endüstriyel otomasyon alanında yaptıklarımız ile daha iyi bir toplum oluşturmak amacıyla kapsamlı müşteri desteğinin yanı sıra gelişmiş otomasyon teknolojileri ve ürünleri sağlayarak üretim yeniliklerini destekliyoruz. Bu bağlamda tamamen AR-GE çalışmaları için; bu iş için özellikle atanmış yaklaşık 1.200 kişi ile yıllık yüzde 7 gibi oldukça fazla bir yatırım yapıyoruz. Pazar koşulları çok zorluyken bile asla bu taahhüdümüzden geri dönmüyoruz. Çünkü sadece yenilikler yaparak ve sınırları zorlamaya devam ederek hayati önem taşıyan adımları atabilen sistemler ve cihazlar üretmeye devam edebiliriz. Sürekli yenilikler getirerek elde ettiğimiz başarılarımız da bunun kanıtıdır.


YENİ DEĞERLER VİZYONU

OMRON Türkiye’yi tanıtabilir misiniz?

OMRON Türkiye ekibi olarak da, satış-pazarlama, müşteri hizmetleri, teknik destek, ürün eğitimi ve sahadaki uygulama kadrosuyla her geçen büyüyoruz. 1991 yılından beri hem Türkiye endüstriyel otomasyon pazarındaki hem de Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkan ülkeleri ve Türki Cumhuriyetlerdeki faaliyetlerini yürütüyoruz. Tüm bu coğrafyalarda gerek doğrudan gerekse bölgelerdeki geniş yetkili bayi ve çözüm ortakları ağımız ile her zaman müşterilerimizin yanında yer alıyoruz. Geçtiğimiz son birkaç yılda müşterilerimize yeni değerler sunma vizyonuyla Türkiye yatırımlarımıza oldukça hız verirken, bu yatırımlarımızın karşılığını yüksek büyüme rakamlarıyla realize ediyoruz. 2018-2019 yılları da ülkemizdeki zorlu ekonomik koşullara ve bulunduğumuz coğrafyadaki farklı konjonktürel sorunlara rağmen bizim adımıza hız kesmediğimiz üreticilere yoğun destek sunduğumuz bir yıl olarak geride kaldı.



4.0’IN KÖKLERİ SINIC’TE

Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm uygulamalarını firma olarak hayata geçirdiniz mi? Nasıl bir yol haritanız var?

OMRON da her zaman daha iyi bir toplum yaratma vizyonu ile hareket etmiş bir şirket olarak geçmişinde işin sosyal yanlarını da gözeterek farklı kuramlar üretmiş bir şirket. Örneğin, Endüstri 4.0 yani dördüncü sanayi devrimi aslında OMRON’un Kurucusu Kazuma Tateishi'nin 1970 yılında Uluslararası Gelecek Araştırmaları Konferansı'nda sunulan SINIC Teorisi’ne mükemmel bir şekilde uyuyor. SINIC Teorisi’ne göre; bilim, teknoloji ve toplum döngüsel bir ilişkiyi paylaşır ve birbirlerini karşılıklı olarak etkilerler. SINIC Teorisi’nde açıklanan gelecekteki optimizasyon toplumunda, Kazuma Tateisi, insan zekâsının ve hislerinin bir kısmını otomatik hale getiren teknolojilerin gelecekteki gelişimlere temel teşkil edeceğini tahmin ediyor. Gelecekteki bu toplumda, insanlar ve makinelerin ideal bir uyum seviyesini yakalayacağını belirtiyor.

OMRON, makine otomasyonu ile robotik otomasyonu bir araya getiren eksiksiz bir ürün portföyüne sahip. Robotik teknolojilerin üretime katacağı verimlilik, kalite artışı ve sürdürülebilirlik gibi faydaların yanı sıra esnek ve akıllı üretimi gerçekleştirebilmek için iki disiplinin entegre olmasına önem gösteriyor. Bunun bilincinde olarak makine otomasyonundaki uzun yıllara dayanan tecrübesini robotik alanında yaptığımız önemli yatırımlar ile geliştiriyor. Bu arada OMRON, yapay zekâya sahip mobil robot teknolojisini tüm diğer robot çözümlerine de uygulayarak kendi kendine karar verebilen sistemler üzerine yatırım yapmaya da devam etmektedir. Son olarak; bu noktada öne çıkacak yenilikçi bir uygulama olarak, OMRON’un kolaboratif robotlar ile mobil robotlarını kombine eden çözümünden bahsedilebilir. Bu konuda da kısaca detay verecek olursak; dünyanın dört bir yanındaki üreticiler, fabrikalarında, özelleşen müşteri taleplerini karşılamanın yanı sıra kısalan ürün kullanım ömürleri ve iş gücü yetersizliği sorunlarıyla başa çıkabilmek için çok sayıda ürün çeşidinin yer aldığı düşük hacimli üretim konseptlerini hayata taşıyor.

ROBOTİK OTOMASYONUN ALTINI ÇİZİYOR

OMRON İnovasyon Laboratuvarı hangi alanda faaliyet gösteriyor? Sektöre katkıları nedir, anlatır mısınız?

Geçtiğimiz yıl içerisinde OMRON’un Türkiye’deki büyüme hedeflerine paralel olarak genel merkezimiz içerisinde, endüstriyel robotların Türkiye imalat endüstrisine getirebileceği avantajları göstermeyi ve üreticilere robotların kendi uygulamalarını nasıl geliştirebileceğine dair gerçekçi bir bakış açısı sunmayı amaçlayan İnovasyon Laboratuvarımızın açılışını gerçekleştirdik. Bu laboratuvarımız, endüstriyel robotların müşterilerimizin kendi üretim hattında sahip olacağı etkinin doğru bir şekilde gösterilmesini sağlamak için hızlı bir şekilde yapılandırılabilen bir platform sunuyor. Bu durum aynı zamanda OMRON’un diğer ürünlerinin robotların sağladığı faydaları arttırmak için nasıl hızlı bir şekilde entegre edilebileceğini göstermesine de olanak tanıyor. İnovasyon Laboratuvarı, üreticilere kendi mevcut üretim kurulumlarının entegre robotik otomasyondan nasıl fayda sağlayacağını gösteriyor. Bu, çözümün uygulamalı bir ortamda fiilen çalışıp çalışmadığını görmek için her şeyi birlikte test etmek anlamına geliyor ve üreticilere entegre robotik otomasyonun nasıl uygulanacağını görmelerini sağlayan bir “konsept doğrulama” sunuyor.

ANTRENÖR ROBOTU TESCİLLİ
Yapay zekâ çalışmalarınızı anlatabilir misiniz?

Sektörün ve tabi ki bağlantılı olarak tüm üretim sistemlerinin geleceğini belirleyecek trendler, teknolojiler her gün bir gelişim gösterebiliyor. Ama tabi ki şu anda konuşmak gerekirse örneğin Veri İzleme ve Analiz Etme zaten günümüzden başlayarak çok önemli bir belirleyici olmuş bulunuyor, gelişimi daha da etkileyici olacaktır. Ancak bunun yanında özellikle robotik sistemler ve yapay zekâ kesinlikle geleceğin adeta bir resmi olarak şu an karşımızda duruyor.

Yapay zekâ, üretim endüstrisinde ciddi bir devrim yaratacaktır. Bu teknoloji makinelerin algılamasını, kavramasını, harekete geçmesini ve kendi başına ya da insanların eylemlerini görerek öğrenmesini sağlayan birden fazla teknolojinin birleşimi olarak deneyimlerden

öğrenme ve zamanla kendini geliştirme yeteneğine sahip. Yapay zekânın şu an hangi seviyeye ulaştığını, neler sunduğunu ve sunacağını bence açıkçası en iyi şekilde örnekleyen ve kısa bir süre önce de Guinness tarafından dünyanın ilk “masa tenisi antrenörü robotu” olarak tescillenen OMRON’un güçlü İnsan-Makine iş birliği teknolojilerini kullanan akıllı masa tenisi robotu “Forpheus” bize çok şey anlatabilir.
 

TREN ARTIK KAÇMAZ
Türkiye dijital dönüşümde ne durumda?

Biz inanıyoruz ki ilgisi, merakı ile Türkiye’de artık farklı bir çalışan kuşağı var. Günümüzde her geçen saniye üstüne koyarak ilerleyen teknolojinin de getirdiği birçok avantaj ile dünya ile tamamen entegre ve bilgiyi ihtiyacı olduğu anda ihtiyacı olduğu yerde alabilen bir kuşak. Bundan da önemlisi bunu analiz etme ve yorumlama yeteneğini de geliştirmiş bir kuşaktan bahsediyoruz ki artık treni kaçırmayacağımıza inanıyoruz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.