banner93

4.0’IN OKSİJENİ TEKNOPARKLARDIR

Aklın ticaret sahnesine çıktığı teknoparkların Endüstri 4.0 sürecinde hayati roller üstlendiğini vurgulayan Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün; “4.0 altyapısı teknoparklarımızdaki bilişim girişimleriyle oksijene çıkacak” dedi.

4.0’IN OKSİJENİ TEKNOPARKLARDIR

Aklın ticaret sahnesine çıktığı teknoparkların Endüstri 4.0 sürecinde hayati roller üstlendiğini vurgulayan Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün; “4.0 altyapısı teknoparklarımızdaki bilişim girişimleriyle oksijene çıkacak” dedi.

29 Kasım 2017 Çarşamba 09:50
4.0’IN OKSİJENİ TEKNOPARKLARDIR

Endüstriye akıl takviyesi

Seri üretim altyapısından, katma değerli ihracata kadar birçok noktada etkisini hissettirecek yeni üretim çağı Endüstri 4.0, işletmelerin ölçeğini büyütecek bir kalsiyum görevi görecek. Gebze Teknik Üniversitesi’nin dinamik ve teknoloji ehli Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün’ün ifadesiyle “4.0”, siber-fiziksel sistemlerin, fabrikanın fiziksel süreçlerini izlediği ve merkeziyetçi olmayan kararlar aldığı "akıllı fabrika" sistemine geçişi sağlayarak sanayi işletmelerine yeni üretim alternatifleri sunacak. Bilgiyi işleyen, ticarileştiren ve sahneye çıkaran teknoparkların bu süreçte hayati role sahip olduğunun altını çizen Görgün; “Endüstri 4.0 altyapıları buralarda üretilecek ve teknoparklardaki bilişim girişimleri, ürettikleri yazılımlarla sistemin altyapısını geliştirecek” şeklinde konuştu. İşte Görgün’ün tarifiyle “4x4” endüstri:

Komut alan makineler

Endüstri 4.0’ın fabrika ve seri üretim kavramlarına kazandıracağı şeyler nelerdir?

Endüstri 4.0’la beklenen temel değişim; bilgisayar sistemlerine uzaktan bağlı ve mekanik öğrenme algoritmalarına sahip ve diğer robotları yönetebilen robotların insan operatörlerinin çok kısıtlı girdisiyle bilgisayarlar ve otomasyonun tamamen yeni bir şekilde bir araya gelmesidir. Fiziksel sistemler; nesnelerin interneti sayesinde, kablosuz internet bağlantısı üzerinden hem birbirleriyle hem de insanlarla gerçek zamanlı iletişim kurabilecek ve iş birliği yapabilecektir. Endüstri 4.0; akıllı sensör, robot, bulut bilişim, 3 boyutlu yazıcı veya makineler arası kablosuz haberleşmeden ya da hızlı veri iletişiminden ibaret olarak düşünülmemelidir. Fabrikadaki bir makine yanındaki robotla iletişim kurarak "parçanın işi bitti, sana gönderiyorum" diyebilecek, robotsa elinde şu an başka iş var ise onu bir süre beklettikten sonra işleme alacaktır. Makineler/robotlar gelen işleri sıraya koyacak ve optimum sırada ve en verimli şekilde işlemleri gerçekleştirecektir. Bunları tabi ki onlara öğreten eğitimli teknik insanlar olacaktır. Yani insanlar artık makine işi yapmayacak, bu makinelere ve robotlara program yazacaktır. 4.0’ın üretimde sağladığı diğer iyileşme ise düzeltici önlemlerin anında alınabilmesidir. Örneğin; ürün kalite kontrolden geçemeyip hurda olduğunda kök sebebe hemen inerek gerekli düzeltici önlemleri alarak, sonraki ürünleri hurda olmaktan kurtarmaktır.

“Yüzümüzü 4.0 pazarına döneceğiz”

Endüstri 4.0’ın yaygınlaştırılmasında teknoparkların rolleri nelerdir?

Teknoparklar, yeni yapılanmalara olanak veren, yeni sektörleri ve fikirleri yaşama taşıyan, dinamizmin ve girişimci ruhun merkezi olarak görülebilirler. Teknoparkların bu konunun üstüne ciddiyetle yaklaştığını düşünüyorum. Teknoparklardaki bilişim girişimleri sayesinde; özellikle Endüstri 4.0 yazılımsal araçlarının ülke içinde geliştirilerek hem iç pazarda hem de dış pazarlarda kullanılacağını, bu araçların ithalat yükünün ekonomimiz üzerinden kalkacağını; aynı zamanda da ihracat fırsatı yaratacağını düşünüyorum. Bu hususta, Endüstri 4.0’a geçecek olan fabrikaların kullanacağı altyapıyı üretecek ve geliştirecek olan yapılanmaların da daha çok teknoparklarda konuşlanacağı beklentisiyle teknoparkların bu dönüşümdeki rolünün büyük olacağı yadsınamaz bir gerçektir.

Yazılım galip gelecek

Bilgi güvenliği ve istihdam alanında riskler doğacak mıdır?

Endüstri 4.0 hakkındaki en büyük iki kaygıdan ilki güvenlikle ilgili endişeler iken ikincisi de robotların yaygın kullanımı sonucu iş kaybı yaşanması düşüncesidir. Veri güvenliği sadece “4.0” için değil, günümüzde kişisel kullanıcılar için de büyük bir risk teşkil etmektedir. Örneğin bir enerji santrali, bir uzay istasyonu, bir askeri üstteki bilgilerin ele geçirilmesi bölgesel ve hatta küresel çapta etkili olacak sorunlar doğurabilir. Sanal ortamdaki faaliyetlerin yoğun artış göstermesi sonucunda sistemin dışarıdan gelen herhangi bir müdahale ya da saldırıya karşı kırılganlığının ve hassasiyetinin artacak olması endişesi yoğunluktadır. Endüstri 4.0 için özellikle verinin buluta, dış dünyaya çıkarıldığı düşünülürse elbette ki bu firmalar için bir tehdit oluşturabilir. Bunun sebebiyse özellikle işletmelere ait verilerin fazlasıyla kıymetli olmasındandır. Ancak yıllardır internet bankacılığının güvenli bir şekilde yapıldığı düşünülürse, bu konu için de önlemlerin alınacağı aşikardır ve Endüstri 4.0’a entegre bir üretim sisteminde siber güvenlik ortamları sağlanarak kıymetli bilgilerin yalnızca yetkili kişilere açık olması, veri kaynaklarının ve bütünlüğünün doğrulamasının yapılabilmesi büyük önem taşımaktadır. İstihdam kaygılarının gerçekçi olmadığını görmek için 3. Endüstri Devrimi’ne bakmak iç ferahlatıcı olabilir. Bir önceki devrim sürecinde özellikle otomotiv sektöründe otomasyonun artmasıyla eş zamanlı beklenen işsizlik artışı gözlenmemektedir; bilakis bu devrim, ekonomik büyümeyi tetikledi ve yeni iş alanlarının ve imkanlarının ortaya çıkmasını sağladı. Benzer bir durumun şimdiki Endüstri 4.0 için de geçerli olacağı düşünülmekte, hız kazanacak olan ekonomik gelişme ve hareketlilikle istihdam hususunda benzer bir iyi tablo öngörülmektedir. Elbette Endüstri 4.0’la birlikte iş tanımlarında da değişiklikler yaşanacaktır. Veri işleme, robotik sistem koordinasyonu, IT sistemleri, bulut yönetimi, veri güvenliği, şebeke ağlarının geliştirilmesi, giyilebilir teknolojilerin tasarımı gibi alanlarda uzmanlaşmış daha fazla insana ihtiyaç duyulacaktır. Bu aşamada yapılabilecek en yerinde hamle; insanlara daha çok programlama, yeni fikirler üretme, kalite yönetimi, optimizasyon, işe yön verme, pazarlama, girişimcilik ve süreç iyileştirme konularında nasıl ve ne tür beceriler kazandırabiliriz diye düşünmek ve ülke genelinde eğitimsel reform ve adaptasyon adımları atmak olacaktır. Ancak bu şekilde çağın gerisinde kalmayıp onunla birlikte ilerleyebilir, hatta ona yön vererek iz bırakabiliriz.


“Platform kurulmalı”

Endüstri 4.0’a entegre olmak isteyen fakat altyapısını dönüştürme konusunda maddi veya bilgisel bazda sıkıntı yaşayan sanayicilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncesinde de belirttiğim gibi, özellikle sanayi odaları sanayicilere eğitimler sağlamakta, teknoparklarsa dinamizmin hüküm sürdüğü bir tabanda bilgi paylaşımını olanaklı kılmaktadır. Ayrıca maddi anlamda sıkıntılar yaşayan girişimcilereyse devlet ve özel bankalar destek sağlamaktadır. Bu aşamada en çok ihtiyaç duyulan şey aslında Endüstri 4.0 için akademisyenlerden, bilim insanlarından oluşan bir platform oluşturulmasıdır. Böylelikle belli bir süre içerisinde devlet desteği vb. katkılarla işletmelerin bu platforma geçmesi olanaklı kılınabilir. Platform işletmeleri analiz ederek Endüstri 4.0 getirilerini hesaplayabilir. Ar-Ge ve Endüstri 4.0’a yatırımın önemini en kısa ve basit şekilde belirtecek olursam, bunu kazan-kazan politikası olarak tanımlayabilirim. Katma değerli üretimle üreticiler ve girişimciler hem kendi kazanımlarını artıracak hem de ülke genelinde kalkınma ve istihdam artışı sağlamaya yoğun katkıda bulunacaklardır, böylece hem vatandaşlar hem de ülkemiz kazanacaktır.

Endüstriye akıl takviyesi

Seri üretim altyapısından, katma değerli ihracata kadar birçok noktada etkisini hissettirecek yeni üretim çağı Endüstri 4.0, işletmelerin ölçeğini büyütecek bir kalsiyum görevi görecek. Gebze Teknik Üniversitesi’nin dinamik ve teknoloji ehli Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün’ün ifadesiyle “4.0”, siber-fiziksel sistemlerin, fabrikanın fiziksel süreçlerini izlediği ve merkeziyetçi olmayan kararlar aldığı "akıllı fabrika" sistemine geçişi sağlayarak sanayi işletmelerine yeni üretim alternatifleri sunacak. Bilgiyi işleyen, ticarileştiren ve sahneye çıkaran teknoparkların bu süreçte hayati role sahip olduğunun altını çizen Görgün; “Endüstri 4.0 altyapıları buralarda üretilecek ve teknoparklardaki bilişim girişimleri, ürettikleri yazılımlarla sistemin altyapısını geliştirecek” şeklinde konuştu. İşte Görgün’ün tarifiyle “4x4” endüstri:

Komut alan makineler

Endüstri 4.0’ın fabrika ve seri üretim kavramlarına kazandıracağı şeyler nelerdir?

Endüstri 4.0’la beklenen temel değişim; bilgisayar sistemlerine uzaktan bağlı ve mekanik öğrenme algoritmalarına sahip ve diğer robotları yönetebilen robotların insan operatörlerinin çok kısıtlı girdisiyle bilgisayarlar ve otomasyonun tamamen yeni bir şekilde bir araya gelmesidir. Fiziksel sistemler; nesnelerin interneti sayesinde, kablosuz internet bağlantısı üzerinden hem birbirleriyle hem de insanlarla gerçek zamanlı iletişim kurabilecek ve iş birliği yapabilecektir. Endüstri 4.0; akıllı sensör, robot, bulut bilişim, 3 boyutlu yazıcı veya makineler arası kablosuz haberleşmeden ya da hızlı veri iletişiminden ibaret olarak düşünülmemelidir. Fabrikadaki bir makine yanındaki robotla iletişim kurarak "parçanın işi bitti, sana gönderiyorum" diyebilecek, robotsa elinde şu an başka iş var ise onu bir süre beklettikten sonra işleme alacaktır. Makineler/robotlar gelen işleri sıraya koyacak ve optimum sırada ve en verimli şekilde işlemleri gerçekleştirecektir. Bunları tabi ki onlara öğreten eğitimli teknik insanlar olacaktır. Yani insanlar artık makine işi yapmayacak, bu makinelere ve robotlara program yazacaktır. 4.0’ın üretimde sağladığı diğer iyileşme ise düzeltici önlemlerin anında alınabilmesidir. Örneğin; ürün kalite kontrolden geçemeyip hurda olduğunda kök sebebe hemen inerek gerekli düzeltici önlemleri alarak, sonraki ürünleri hurda olmaktan kurtarmaktır.

“Yüzümüzü 4.0 pazarına döneceğiz”

Endüstri 4.0’ın yaygınlaştırılmasında teknoparkların rolleri nelerdir?

Teknoparklar, yeni yapılanmalara olanak veren, yeni sektörleri ve fikirleri yaşama taşıyan, dinamizmin ve girişimci ruhun merkezi olarak görülebilirler. Teknoparkların bu konunun üstüne ciddiyetle yaklaştığını düşünüyorum. Teknoparklardaki bilişim girişimleri sayesinde; özellikle Endüstri 4.0 yazılımsal araçlarının ülke içinde geliştirilerek hem iç pazarda hem de dış pazarlarda kullanılacağını, bu araçların ithalat yükünün ekonomimiz üzerinden kalkacağını; aynı zamanda da ihracat fırsatı yaratacağını düşünüyorum. Bu hususta, Endüstri 4.0’a geçecek olan fabrikaların kullanacağı altyapıyı üretecek ve geliştirecek olan yapılanmaların da daha çok teknoparklarda konuşlanacağı beklentisiyle teknoparkların bu dönüşümdeki rolünün büyük olacağı yadsınamaz bir gerçektir.

Yazılım galip gelecek

Bilgi güvenliği ve istihdam alanında riskler doğacak mıdır?

Endüstri 4.0 hakkındaki en büyük iki kaygıdan ilki güvenlikle ilgili endişeler iken ikincisi de robotların yaygın kullanımı sonucu iş kaybı yaşanması düşüncesidir. Veri güvenliği sadece “4.0” için değil, günümüzde kişisel kullanıcılar için de büyük bir risk teşkil etmektedir. Örneğin bir enerji santrali, bir uzay istasyonu, bir askeri üstteki bilgilerin ele geçirilmesi bölgesel ve hatta küresel çapta etkili olacak sorunlar doğurabilir. Sanal ortamdaki faaliyetlerin yoğun artış göstermesi sonucunda sistemin dışarıdan gelen herhangi bir müdahale ya da saldırıya karşı kırılganlığının ve hassasiyetinin artacak olması endişesi yoğunluktadır. Endüstri 4.0 için özellikle verinin buluta, dış dünyaya çıkarıldığı düşünülürse elbette ki bu firmalar için bir tehdit oluşturabilir. Bunun sebebiyse özellikle işletmelere ait verilerin fazlasıyla kıymetli olmasındandır. Ancak yıllardır internet bankacılığının güvenli bir şekilde yapıldığı düşünülürse, bu konu için de önlemlerin alınacağı aşikardır ve Endüstri 4.0’a entegre bir üretim sisteminde siber güvenlik ortamları sağlanarak kıymetli bilgilerin yalnızca yetkili kişilere açık olması, veri kaynaklarının ve bütünlüğünün doğrulamasının yapılabilmesi büyük önem taşımaktadır. İstihdam kaygılarının gerçekçi olmadığını görmek için 3. Endüstri Devrimi’ne bakmak iç ferahlatıcı olabilir. Bir önceki devrim sürecinde özellikle otomotiv sektöründe otomasyonun artmasıyla eş zamanlı beklenen işsizlik artışı gözlenmemektedir; bilakis bu devrim, ekonomik büyümeyi tetikledi ve yeni iş alanlarının ve imkanlarının ortaya çıkmasını sağladı. Benzer bir durumun şimdiki Endüstri 4.0 için de geçerli olacağı düşünülmekte, hız kazanacak olan ekonomik gelişme ve hareketlilikle istihdam hususunda benzer bir iyi tablo öngörülmektedir. Elbette Endüstri 4.0’la birlikte iş tanımlarında da değişiklikler yaşanacaktır. Veri işleme, robotik sistem koordinasyonu, IT sistemleri, bulut yönetimi, veri güvenliği, şebeke ağlarının geliştirilmesi, giyilebilir teknolojilerin tasarımı gibi alanlarda uzmanlaşmış daha fazla insana ihtiyaç duyulacaktır. Bu aşamada yapılabilecek en yerinde hamle; insanlara daha çok programlama, yeni fikirler üretme, kalite yönetimi, optimizasyon, işe yön verme, pazarlama, girişimcilik ve süreç iyileştirme konularında nasıl ve ne tür beceriler kazandırabiliriz diye düşünmek ve ülke genelinde eğitimsel reform ve adaptasyon adımları atmak olacaktır. Ancak bu şekilde çağın gerisinde kalmayıp onunla birlikte ilerleyebilir, hatta ona yön vererek iz bırakabiliriz.


“Platform kurulmalı”

Endüstri 4.0’a entegre olmak isteyen fakat altyapısını dönüştürme konusunda maddi veya bilgisel bazda sıkıntı yaşayan sanayicilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncesinde de belirttiğim gibi, özellikle sanayi odaları sanayicilere eğitimler sağlamakta, teknoparklarsa dinamizmin hüküm sürdüğü bir tabanda bilgi paylaşımını olanaklı kılmaktadır. Ayrıca maddi anlamda sıkıntılar yaşayan girişimcilereyse devlet ve özel bankalar destek sağlamaktadır. Bu aşamada en çok ihtiyaç duyulan şey aslında Endüstri 4.0 için akademisyenlerden, bilim insanlarından oluşan bir platform oluşturulmasıdır. Böylelikle belli bir süre içerisinde devlet desteği vb. katkılarla işletmelerin bu platforma geçmesi olanaklı kılınabilir. Platform işletmeleri analiz ederek Endüstri 4.0 getirilerini hesaplayabilir. Ar-Ge ve Endüstri 4.0’a yatırımın önemini en kısa ve basit şekilde belirtecek olursam, bunu kazan-kazan politikası olarak tanımlayabilirim. Katma değerli üretimle üreticiler ve girişimciler hem kendi kazanımlarını artıracak hem de ülke genelinde kalkınma ve istihdam artışı sağlamaya yoğun katkıda bulunacaklardır, böylece hem vatandaşlar hem de ülkemiz kazanacaktır.

Son Güncelleme: 01.12.2017 16:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.