4.0 DÖNEMİNE "SİBER ZIRH" ŞART

Yerli üretimde dönemsel değil uzun vadeli üretim şuurunun altını çizen TGBD Başkanı Faruk İnaltekin, Sanayi 4.0’ın en hayati organının bilgiyi koruma altına alacak önlemler ve siber güvenlik olduğunu dile getirdi. İnaltekin, “Resme bütüncül bakarak, teknopark firmalarımızı siber alanda kamçılamalıyız” dedi.

4.0 DÖNEMİNE "SİBER ZIRH" ŞART

Yerli üretimde dönemsel değil uzun vadeli üretim şuurunun altını çizen TGBD Başkanı Faruk İnaltekin, Sanayi 4.0’ın en hayati organının bilgiyi koruma altına alacak önlemler ve siber güvenlik olduğunu dile getirdi. İnaltekin, “Resme bütüncül bakarak, teknopark firmalarımızı siber alanda kamçılamalıyız” dedi.

15 Kasım 2018 Perşembe 08:41
4.0 DÖNEMİNE "SİBER ZIRH" ŞART

“UZUN VADELİ DÜŞÜNÜLMELİ”
Teknoparkları her yönüyle geleceğe hazırlayan, bilgi ve tecrübe paylaşımını artırarak ekosistemi besleme görevi üstlenen Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD)’nin Başkanı Faruk İnaltekin, Sanayi Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk özel kuluçka merkezini kuran; IASP gibi önemli platformlarda Türkiye teknoparklarını başarıyla temsil eden ve teknoparklar arası iş birliğinin önemli oyun kurucularından kabul edilen Bilkent CYBERPARK’ın da başında bulunan İnaltekin, Sanayi 4.0’ın geleceğinden TTO’lara, uluslararası temsilden yerli üretime kadar birçok noktaya parmak bastı. Sanayi 4.0 sahasında Türkiye’nin ortaya bir irade koyması ve dönüşüme uyum sağlaması gerektiğini belirten İnaltekin, bilginin korunmasının en hayati unsur olduğunun altını çizdi. TTO’larla ilgili ise yeni bir modele ve yaklaşıma ihtiyaç olduğunu söyleyen İnaltekin, yerli üretimle ilgili mesajı ise çok net verdi: “Anlık konjonktürel duruma göre değil, uzun vadeli düşünerek yerli üretim stratejisi kurgulamalı ve bu alanda ısrarcı olmalıyız.”

ÇEKİRDEK GÜÇ ‘YAZILIM’
Teknolojiyi yoğun olarak kullanan savunma sanayi firmaları nükleer enerji sahasında yer almalı mıdır? Teknoparklar bu anlamda çalışmalar yapabilir mi?

Bu ekosistemin içerisinde özellikle en önemli şeylerden bir tanesi yazılım güvenliğidir. Bu aşamada yazılımı da dışardan almak zorunda kalacaksak, teknoparklar bu anlamda nükleer alanda bir çalışma yapabilme durumlarını merak ediyoruz. Yazılım sektörü dikeyde tüm sektörlerle kesişiyor, yani sektörlerin bütüncül komuta kontrolünü yazılım sağlıyor. Lakin önemli olan bunu yerli olarak geliştirmekle birlikte bunun güvenliğini sağlamak. Bu açıdan siber güvenlik hayati önemde. Nükleer enerjinin yararından yana şüphe yok, lakin güvenlik zafiyeti doğma ve bilgi sızma ihtimali tüm sonuçları gözden geçirmemize sebep oluyor. Resme bütüncül bakılmalı, güvenlik unsuruyla ilgili kamuoyunun güveni kazanılmalı. Gitmemiz gereken nokta verimli enerji kullanımından, ruhunda enerji olan savunma sanayiye kadar çeşitli bir yelpazedir. Teknoparklar olarak bu firmaların önünü açmamız ve kanun koyucular olarak süreci koordine etmemiz gerekmektedir.


“ORTAYA İRADEMİZİ KOYMALIYIZ”
Sanayi 4.0’ı konuşurken, Sanayi 5.0 ve Toplum 5.0’ın gündeme gelmesiyle ilgili yorumunuz nedir? Türkiye de böyle kavramlar üretebilir mi?

Sanayi 4.0’ın doğuşuna makineler arası iletişim ve insansız fabrikalar gibi kavramlar altyapı hazırladı. Zaten var olan bu kavramları Almanlar uluslararası CEBIT fuarında markalaştırdı ve isim koydu. Buna karşılık bizim CeBİT Eurasia fuarımız ise biliyorsunuz ki ilgisizlikten kapandı. Endüstri 4.0 ve sıradaki kavramların altını doldurabilmek gerek. Endüstri 1.0, 2.0 ve 3.0 gibi dönemlerin arasında 10-20 yıl değil, 50-100 gibi yıllar var, ancak bu geçiş süresi giderek kısalıyor. O yüzden geçiş çok kolay bir olgu değil. Geçmişteki bu uzun sürelere karşılık, Toplumdaki bilgi dağarcığı sürekli katlanıyor, bu sebeple yeni devrim evet daha kısa zamanda olacaktır ancak 10 yılda bir sanayi devrimi gerçekleşir mi, bu da merak konusu… Endüstri 4.0’ın ruhunda ışıksız ve insanların olmadığı fabrikalar var. Malzemenin bir yerden girdiği ve yapılmış ürünün paketlenip çıktığı bu fabrikalardan dünyada bile sayılı ölçüde mevcut. Dolayısı ile henüz “kaçmamış” bir trenden bahsediyoruz. Bu sebeple bizim bu alanda ortaya nasıl bir irade koyacağımız önemli.
 

“TECRÜBE KÖPRÜSÜYÜZ”
CYBERPARK’taki görevinizin yanı sıra, TGBD bünyesinde de önemli misyona sahipsiniz. Teknoparklarla ilgili ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

TGBD’nin asıl amacı, teknoparklar arası bilgi ve tecrübe transferini sağlaması ve buna bağlı olarak TGB’ler ekosisteminin büyütülmesidir. Biz de bu eksende ekosistemin kalkınması pek çok proje yürütüyoruz. Bunlarsan birkaçını şöyle sıralayabiliriz. Olgun teknoparkların tecrübelerini genç teknoparklara aktardığı mentörlük programını geçen yıl başlattık. Geçtiğimiz yıl 15, bu yıl 7 teknopark programa katıldı. Anadolu’da yer alan teknopark firmalarının büyük şehirlerde yer alan teknopark ekosistemlerini görmelerini sağlamak amacıyla tecrübe paylaşım programını başlattık. Yüksek teknoloji kültürünü daha erken yaşlarda gençlere kazandırmak amacıyla lise öğrencilerinin teknopark firmalarında staj yapmalarını sağlamayacak olan Ankara Kalkınma Ajansı destekli “Geleceğin Mühendisleri Ankara’daki Teknokentlerler Buluşuyor” Projesini başlattık.
 

“TTO’LAR SİVRİLMELİ”
Türkiye’de TTO’larla ilgili bir karmaşa var. TTO’ların yapılarıyla ilgili fikirleriniz neler, değişmesi gereken hususlar var mıdır?

2001’den beri hayatımızda olan teknoparkların bağlı olduğu mevzuat diyor ki, teknoparkların TTO kurması gerekiyor. Öte yandan üniversite işlerinin daha hızlı ilerlemesi adına ayrı bir şirket olarak TTO kurulması yakın geçmişteki bir YÖK Yönetmeliği ile teşvik edilmeye başlandı. Yani bu teknopark yönetici şirketinden bağımsız bir şirket olabilir. Ayrıca bir üniversite birimi olarak kurulmuş TTO’lar da hayatımızda. TÜBİTAK’ta üniversite birimi olarak destek almış TTO’lar var. Dolayısı ile farklı mevzuat/kurumlar tarafından ön planda tutulan 3 farklı TTO modelinden söz ediyoruz. Dolayısı ile daha derli toplu bir şekilde bir TTO mekanizmasının kurgulanması yararlı olacaktır.

Sizce Ar-Ge – inovasyon bölümlerinin açılması gerekir mi?
İnovasyon ve girişimcilik bölümleri açan üniversiteler mevcut. Girişimciliğin gücüne ihtiyacımız var. Bu eksende TGB Akademi programımız altında dönemsel olarak çeşitli eğitimler veriyoruz. Bina tesis yönetimi eğitimi verdik, mevzuat eğitimi de verdik ve bölgeye firma kabullerinin nasıl yapıldığını anlattık. Herkes kendi personelini en iyi şekilde bulup istihdam etsin istiyoruz.

TÜM DÜNYA TANIYOR
IASP’ın yönetimine seçildiniz, öncelikle tebrik ediyoruz. Türkiye’den bir TGB’nin bunu başarması Ar-Ge’ye nasıl yansıyacaktır?

Evvela moral ve motivasyon artışı olacak. İyi şeyler yaptığınızda karşılığını alıyorsunuz. Daha öncesinde IASP kapsamında İran’ın yanı sıra İstanbul’da, Çin’de ve Rusya’da sunumlar yaptık ve CYBERPARK’ın adını tüm dünyada duyurduk. Geçen yıl bir projemiz dünya birinciliği ödülüne layık görüldü. CYBERPARK’ta iyi işler yaptığımızın anlaşılması neticesinde yönetim kuruluna girme sürecimiz başlamış oldu. Gerek CYBERPARK, gerek TGBD, gerekse ülkemiz açısından uluslararası temsilimiz yüksek.

 

KÜLTÜRLEŞME EĞİTİMİ ŞART
Teknokent firmalarının ihracatta karnesi nasıldır?

Efor olarak çok iyi noktadayız ama çıktılar olarak maalesef henüz istediğimiz seviyede değiliz. Rakamlar güzel, lakin uluslararası ticaretin ne olduğunu firmalar olarak daha iyi bilmeliyiz; bizler tüm projelerimizde programlarımızda bunu anlatmaya çalışıyoruz. İki farklı firma, hele de farklı kültürdeyse nasıl iş yapar bunları tartışmalıyız. Kültür farkı mevcut, kartı nasıl uzattığınız bile önemli. Yeri geldiğinde sunumunuzdaki renk tonlarının karşınızdaki grubun kültürüne hitap etmesi ve onlardan parçalar taşıması gerekir. Toplantının zamanlamasına uyulması ve saat çakışması yaşanmaması da diğer önemli mevzu. Bu denli detaylı noktalardan başlayarak etkin pazarlama ve uluslararası ticaret konusunda firmalarımızı desteklemeye çalışıyoruz.

İhracat yapma noktasında gelen firmalarınıza bu tür eğitimleri veriyor musunuz?
Evet, hedeflerimizin başlangıcı bu noktadan yapılıyor. Önce hedef coğrafya belirliyoruz, lokalde belirli kişileri bularak önce kültürü öğreniyoruz. Firmalarımızı bu yönde eğitiyoruz. Kıyafetten kartvizit uzatmaya ve selamlaşmaya kadar tüm ince noktalara temas ediyor, daha sonra firmaları bir araya getiriyoruz. Bir Amerikalının sunumunda Türkçe “günaydın” demesi bizde bir sempati oluşturuyor. Yerel firmalar bir şekilde buluşuyor lakin bizim bir firmamızın ABD’deki firmayla kuracağı irtibatın ardını kovalaması gerekiyor. Önceliğimiz her zaman teknopark firmalarına bu bilgileri aktarmaktır.

ÇEVRE, MALİYET, ZAMAN
Kâğıtsız ofis konseptine geçtiniz, sizleri tebrik ediyoruz. Bu sistemin getirileri neler olacaktır?

Sistem her yönden avantajlı. Zaman artık daha önemli. Birbirimize evrakları anında iletebiliyoruz, dokumanlar üzerinde daha hızlı düzenlemeler yapabiliyoruz. Elbette bir de maliyet boyutu var, daha ucuza gelmiş oluyor. En anlamlısı ise çevreye sunduğumuz katkıdır. Daha az ağaç kesilmesine vesile olduğumuz için mutluyuz. Kâğıtsız ofise geçmek için sistemimizi kurduk, kâğıt alımlarımızı azalttık. Önümüzdeki dönem sıfıra yakın hale gelecek.

“YERLİ”DE ANLIK DAVRANAMAYIZ”
Teknopark firmaları ekonomiye nasıl bir katkı sunabilir?

Ekonomik kalkınmanın göbeğinde teknoparklar vardır. Çünkü üretemediğimiz sürece kalkınmamız imkansızlaşır. Bağımlı kalmamamız için özgün ürünler üretilmeli, sayıları 60’a yaklaşan aktif teknoparklarımıza ve 5 binin üzerindeki firmalarımıza güvenimiz sonsuz. Güçlü bir ekosistemimiz var lakin artık geleneksel üretimi bütünüyle terk etmek gerek. İthal edilen ürünlerin Ar-Ge vasıtasıyla yerlilerinin üretilmesi, hatta ihracı gerçekleşmelidir. Yerli üretimi zorunlu zamanlarda değil, her zaman tartışmak zorundayız. Almanya ile kavga edince veya savaşa girince değil, her an kendi teknolojimizi kendimiz inşa etmek üzere motive olmalıyız.

OSTİM Başkanı Orhan Aydın’ın önerdiği gibi, ithal edilen ürünleri üretmek için bir fon kurulmalı mı?
Bu güzel bir düşünce, desteklenmesi gerekiyor. İstatistiği basit, nelerin ithal edildiği listelenecek. Tahminen otomotiv başta yer alacak ve nasıl hallolur ayrı bir konu, çünkü çalışmaları başladı. Ürünlere müşteri kamuysa asıl film orada biter. Çünkü bu konunun motivasyonu farklı. En basitinden söyleyecek olursak hibe kuruluşlarımızdan birisi fon ile firmanın riskine ortak olur (TÜBİTAK, KOSGEB), kamu da çıktının alımını yapar ve ithalatı büyük ölçüde kesebiliriz.

Son Güncelleme: 15.11.2018 08:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.