banner110

Özet: 
Danıştay İdari Dava Daireleri genel kurulu 2011-801 E. sayılı dosyadan 12.11.2012 tarihinde verdiği kararda, malikinin rızası veya mahkeme kararı olmadan idari tasarrufla aile konutu şerhi konulmasını öngören düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir.
Tapu dairesi aile konutu şerhini işlemek için malikin rızasını veya mahkeme tarafından verilmiş bir kararı araştırmaz. 

1-Aile konutu nedir?
Aile konutunun ailelerin sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir yeri vardır.  Aile konutu, ailenin barınma ihtiyacını karşılayan ve resmi olarak evli çiftlerin birlikte yaşadıkları kira sözleşmesi ile kiralanmış bir daire veya ev olabileceği gibi tapu kütüğüne evli çiftlerden sadece birinin adına kayıtlı olan daire veya müstakil bir evde olabilir. 


Aile konutu üzerinden yapılacak her türlü işlemde eşlerin birlikte ve aynı yönde talepte bulunması gerekir. Bu nedenle eşlerden biri, diğer eşin haberi olmadan kira sözleşmesini feshedemez. Eşlerden biri, diğer eşe haber vermeden müşterek konutu satamaz, ipotek veremez.  Eşlerden biri tapu kütüğünde daire sahibi diğer eş görünmesine rağmen aile konutu şerhini işletebilir. Bu işlemin yapılması ile birlikte aile konutunun her türlü yasal işlemleri diğer eşin haberi olmadan yürütülemez. 
 

Malikinin rızası veya mahkeme kararı olmadan da idari bir tasarrufla aile konutu şerhi konulabileceğini öngören düzenleme Anayasa’ya aykırı değildir. Türkiye'nin taraf olduğu "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi"  ile Medeni Kanunun’un aile hukuku ile ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırılıktan söz edilemez. Evlilik birliğinin resmen devam ettiğini, konutun aile konutu olduğunu, eşlerin konutta birlikte yaşadıklarını evlilik cüzdanı, muhtarlıktan veya apartman yönetiminden alacakları belge ile kanıtlanması halinde tapu dairesince aile konutu şerhi konulacaktır. 

2-Yasal düzenleme:  
Medeni Yasa’ya göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. 


Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur. 


Medeni Kanun’un Md. 194/3 hükmü ile malik olmayan eşe tanınan bu hak ile amaçlanan eş ve çocukların barınma hakkının sağlanmasıdır. Kanundan kaynaklanan bu hakkın kullanılması tapu sicil müdürlüğünden aile konutu şerhinin konulmasının istenilmesi suretiyle gerçekleşecektir. Malik olmayan eş tarafından tek başına bu şerhin verilmesi istenebileceği gibi eşler birlikte de bu şerhin verilmesini isteyebilirler. 


Her koşulda aile konutu şerhinin hâkimden istenilmesinin zorunlu olduğunun kabulü dava açma prosedürü ve yargılama masrafları göz önüne alındığında, kanundan kaynaklanan bu hakkın kullanılmasını sınırlandırıcı bir sonuç doğuracaktır. 
Malik olmayan eş aile konutu şerhinin konulmasını yasada öngörülen usul ve esaslar dâhilinde tapu sicil müdürlüğünden isteyebilir. Konutun aile konutu olup olmadığı hususu taraflar arasında çekişmeli ise bu şerhin verilmesi hâkimden istenebilir. Ailelerin barınma ihtiyacını karşılayan aile konutunun tapu kütüğüne malikinin rızası veya mahkeme kararı aranmaksızın idari bir tasarrufla konulmasını öngören düzenleme Anayasa’nın Md.41 hükmü ile Türkiye'nin de taraf olduğu "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi" ve Medeni Kanun hükümlerine aykırı değildir.   


Aile konutunun tapu kaydına, malikinin rızası veya mahkeme kararı aranmaksızın idarece şerh konulurken yani, malik olan eşin mülkiyet hakkı sınırlandırılırken Medeni Kanun’un Md. 194/3 hükmünün getiriliş amacı göz önünde bulundurulduğunda, konutun aile konutu olup olmadığı hususunun çekişmeden uzak olması gerekir.  


Tapu Sicil Tüzüğü’nün Md.57/d bendi ile malik olmayan eşin talebi üzerine aile konutu şerhi konulmasında asıl aranması gereken belgenin eşlerin evli olduklarını gösteren nüfus kayıt örneğidir.  Eşler aile konutunda birlikte oturmuyor olsalar bile aile konutu şerhi konulmasında sakınca yoktur.  


Aile konutu kavramı hukuk sistemine yeni Medeni Kanun’la birlikte girmiştir. Aile konutu şerhi, eşlerden birinin mülkiyetinde olan taşınmazın aile yaşantısına özgülenmesidir. Malik olmayan eşin, kendi bilgi ve rızası dışındaki hukuki muameleler sonucu mağdur olmasını önlemek amacıyla getirilen bir koruma tedbiridir.   Eşlerin kiracı sıfatıyla ikamet ettikleri, ortak yaşantılarını sürdürdükleri ev de aile konutu sayılır.  Aile konutu şerhi yalnızca eşlerden birinin malik olduğu taşınmaz üzerine konulabilir.  Bu şerhin konulmasıyla, malik olan eşin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi -evlilik birliği hukuken devam ettiği sürece-malik olmayan eşin açık rızasının varlığına bağlanmıştır.  Bu rızanın bulunmaması halinde, mahkeme kararı dışında, söz konusu taşınmaz üzerinde kısıtlayıcı veya yükümlendirici herhangi bir işlem yapılamayacaktır.


Medeni Yasa Md. 194 göre, malik olmayan eşin doğrudan tapu sicil müdürlüğüne yapacağı başvuru üzerine,  tapu müdürlüğü tarafından resen aile konutu şerhi konulacaktır.  


Medeni Yasa’da tescil ile ilgili düzenlemeler: 
Md. 1008 taşınmaza ilişkin aşağıdaki haklar, tapu kütüğüne tescil edilir:
*Mülkiyet,
* İrtifak hakları ve taşınmaz yükleri,
* Rehin hakları.

3- Tasarruf yetkisinin kısıtlanması:
 Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu kütüğüne şerh verilebilir:
* Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları,
* Haciz, iflas kararı veya iflâs anlaşması ile verilen süre,
* Aile yurdu kurulması, art mirasçı atanması gibi şerh verilmesi kanunen öngörülen işlemler. Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.

4-Geçici tescil şerhi:
* İddia edilen bir ayni hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa,
* Tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki noksanlıkların sonradan tamamlanmasına kanun olanak tanıyorsa,  geçici tescil şerhi, bütün ilgililerin razı olmasına veya hâkimin karar vermesine bağlıdır. Şerhin konusu olan hak sonradan gerçekleşirse, şerh tarihinden başlayarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. 


Geçici tescil şerhi talebi üzerine hâkim, tarafları dinleyerek veya dosya üzerinde inceleme yaparak şerhe konu olan hakkın varlığının kabul edilebileceği kanaatine varırsa, şerh kararı verir. Kararda şerhin etki bakımından süresi ve içeriği belirlenir; gerektiğinde mahkemeye başvurulması için bir süre verilir.

5- Tescilin ve terkinin koşulları: 
Tescil, tasarrufa konu olan taşınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine yapılır.
Edinen kimse, kanun hükmüne, kesinleşmiş mahkeme kararına veya buna eşdeğer bir belgeye dayanıyorsa, bu beyana gerek yoktur. Bir ayni hakkı tescilden önce kazanan kimse, gerekli belgeleri ibraz ederek tescili isteyebilir.

6-Terkin ve değişiklik için: 
Bir tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesi, ancak bu kaydın kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı üzerine yapılabilir. Tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukuki sebebi belgelemiş olmasına bağlıdır. İstemde bulunan kimse, kendisinin, sicilde hak sahibi görünen kişi veya bu kişinin temsilcisi olduğunu ispat etmek suretiyle tasarruf yetkisini belgelemiş olur. Hukuki sebebin belgelenmesi, bu sebebin geçerliliği için gerekli şekle uyulduğunun ispatı suretiyle olur. Tasarruf yetkisine ve hukuki sebebe ilişkin belgeler tamam değilse istem reddedilir.


Bununla birlikte, hukuki sebebe ilişkin belgeler tamam olmasına rağmen, tasarruf yetkisini belirten belgenin tamamlanması gereken hallerde, malikin rızası veya hâkimin kararıyla geçici tescil şerhi verilebilir.


İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memurunun, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltilebilecektir. Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde olabilecektir.  Tapu memuru, basit yazı yanlışlıklarını, tüzük kuralları uyarınca resen düzeltebilecektir.  Medeni Kanun’un açıklanan hükümlerinden hareketle, mülkiyet hakkı ile doğrudan bağlantılı aile konutu şerhinin mutlaka adli yargı mahkemesince konulması gerekir. M.K. Md.194/2. fıkrasında, aile konutu hakkında yapılacak işlemlerde diğer eşin rızasının alınamaması halinde, hâkimin müdahalesinin istenebileceği kurala bağlanmıştır.  


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, "aile konutuna" ilişkin bir uyuşmazlıkta 28.09.2011 tarihinde, E:2011/2-447, K:2011/556 tapu kaydına aile konutu şerhinin verilmesinin Tapu Sicil Müdürlüğünden istenebileceğini, konutun aile konutu olup olmadığı taraflar arasında çekişmeli ise şerhin hâkimden istenebileceğine karar vermiştir.  Bu kararla; evlilik birliğinin resmen devam ettiğini kanıtlayan vukuatlı nüfus kayıt örneği veya evlilik cüzdanı ile konutun aile konutu olduğunu, eşlerin konutta birlikte yaşantılarını sürdürdüklerini kanıtlayan muhtarlıktan ve varsa apartman yönetiminden alınmış belgenin ibrazı ile idarece "aile konutu" şerhinin konulabileceği yolundaki düzenleme hukuka uygun bulunmaktadır.

7-Sonuç: 
    Aile konutu şerhi ile ailenin yaşadığı tek konuta, eşlerden biri tarafından taşınmaz rehni verilmesi halinde -ipotek tesisi- diğer eşin tapu da aile konutu şerhi koydurmak suretiyle taşınmaz rehnine engel olabilecek ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna engel olabilecektir.  

Kaynakça:
YHGK K. 2011/2-447 E, 2011/556 K
DİDDGKK 2011-801 E 12.11.2012 Tarihli kararı

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.