banner93

Farkında mısınız? Dördüncü sanayi devrimi koşar adım geliyor.

Hadi farkındasınız diyelim, peki hazır mısınız?

Nereden geldik buraya, bir göz gezdirelim:

Endüstri 1.0 – (Birinci sanayi devrimi) Su ve buhar kuvvetinin kullanılması ile çalışan mekanik kuvvetler  (İlk mekanik dokuma tezgahı, 1780’ler)

Endüstri 2.0 – (İkinci sanayi devrimi) Elektrik enerjisinin kullanımı, seri üretime geçiş (üretimde bant sisteminin kullanılması, 1880’ler)

Endüstri 3.0 – (Üçüncü sanayi devrimi) Elektronik ve bilişim teknolojilerinin kullanımı (bugünkü süreç, programlanabilir yönetim, 1980’lerden günümüze)

Endüstri 4.0 – (Dördüncü sanayi devrimi) Sanal ve fiziksel sistemlerin kullanımı (akıllı objeler, dijital entegrasyon ve nesnelerin interneti, 2011 sonrası)

Tekerleğin icadından sonra belki de tarihteki en büyük değişimin adıdır, “dijital teknoloji.”

Arama motorları, yazılım araçları ve uygulamaları, bloglar, sosyal ağlar, geniş bant, wi-fi, bluetooth, VoIP, talep üstüne hizmetler ve internetin dünyayı örümcek ağı gibi sarması.

Dolayısıyla pazarlama da şu anda büyük bir değişimin ortasında. Tüketiciler 7 gün 24 saat bağlılar. 

Sanayi devrinde üretici ürettiğim işte bu, satın alsana idi. Şimdi ise müşteri diyor ki, istediğim işte bu, üretsene.

Büyük veri, tasarım ve dijital dünyanın ezici üstünlüğü

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Başkanı, bir konuşmasında ilginç yaklaşımlarda bulunuyor; ilgi çekici olduğu için aynen alıntılıyorum:

“ Üç tane önemli kelime var, üçü de “D” ile başlıyor İngilizce’de: Data, Design, Digital. Şimdi bunlar bugün bir araya gelmeye başlıyorlar. Bakın, bunun için yapılması gereken şeyler var. Ben bundan bir ay önce bir araştırmanın sonucunda İspanya’da bir Data Enstitüsü oluştuğunu gördüm. Küçük bir enstitü, büyük bir ihtimalle 10 milyon dolardan fazla bir para konmamış içerisine. Ama yılda 1.800 data analist, data scientist mezun etmeye başlamışlar. Enstitünün başkanı geldi bize. TTGV ve İstanbul Enstitü’ye getirdik ve bize bu konuyu anlattı. Nasıl bu iş, yapılması niçin gerekli, büyük veri neden önemli, büyük veride analitik yetenekler neden önemli? Büyük veriye bakıp niçin öngörü yeteneklerimizi geliştirmek zorundayız? Büyük veriyle bir araya gelen bu Internet Of Things dediğimiz şeylerin sayısını, akıllı cihazların sayısını niçin 2020’lerde 50 milyara ulaştırmak mecburiyetimiz var? Büyük veriyle bir araya gelen bu Internet Of Things dediğimiz şeylerin sayısını, akıllı cihazların sayısını niçin 2020’lerde 50 milyara ulaştırmak mecburiyetimiz var? Bunun başlangıcı olarak, bu enstitüyü kurup, her sene oradan da bu veri üzerinde iyi analiz yapabilecek 1800 kişiyi mezun etmeye başlamışlar. Mezunlardan bir tanesi de geldi, bir küçük şirket kurmuş. Kurduğu şirket Arjantin’de. Arjantin İstatistik Enstitüsü’nü işsiz bırakmış maalesef. Çünkü bu arkadaşlar büyük veriye bakarak, atılan tweetlere vs bakarak, bunları analiz ederek işsizlik, devalüasyon miktarları, enflasyon miktarları gibi şeyleri Arjantin verileri üzerinden, Arjantin Üniversitesi’nden daha iyi bir şekilde belirleyebiliyorlar. Dolayısıyla bu tip örnekler dünyada çok miktarda artıyor ve buna yakışacak birtakım ekosistem imkânlarının birçok unsurunun ben Bursa’da olduğunu ve biraz üzerine katkı yapılarak da çok iyi noktalara gidebileceği konusunda eminim.

Şimdi bu akıllı yenidünyada, yeni Akıllı Kurum meselesi yani Smart Organization konusuna gelelim. Burada birkaç önemli şey var. Bunlardan birincisi bu Cellular Extension. Mutlaka ve mutlaka şirketinizin içerisinde sosyal ağlar olsun, bambaşka ağlar olsun, dünyanın her tarafına olsun. Bütün bu kılcal damarlara nüfuz edebilen bir Cellular Extension’nın (Hücresel Uzatma) her kurumun ön cephesinde bu büyük veriyle bütünleşmeye başladığını, bu büyük veriyi analiz ettiğini, bu veriyle öngörüler oluşturduğunu ve nasıl daha hızlı akıllandırabiliriz sorusunun cevabını bulmaya çalışması gereklidir. Bu işlerin içerisinde artık farklı kültürlerde ve farklı domainlerde iş birlikleri çok çok önemli. Genç insanların yetiştirilmesi çok önemli.”

Evet, ülkemizin yeni servet alanlarının farkına varması için önce bu alanların önemini iyice kavramasına ihtiyaç var. Ciddi bir genç nüfuzumuz var, genç insan potansiyelimizin gelişen bu alanlara yönlendirilmesi, ülkemizin şaşırtıcı yükselişinin ayak sesleri olacaktır.

Yaratıcı görünmüyor olmamız yaratıcı olmadığımız anlamına gelmemeli, sadece bunu tamamlayacak olan diğer unsurları da beraberinde geliştirmek gerekiyor. Kaldı ki zekâ sıralamasında ülkemizin diğer ülkelerden daha iyi olduğumuzu biz hariç herkes bilir.

“Ülkeler Yaratıcı Sınıf Endeksi”nde 45 ülke arasında Türkiye 39. sırada, yaratıcı sınıfın gelişme hızı açısından performansı en yüksek 10 ülke arasında Türkiye 5. sırada, dünya ekonomisini yönlendiren 100 cazibe merkezi sınıflamasında ise İstanbul, 52. sırada yer alıyor.

Küresel pazaryerinde başarılı olmak istiyorsak, diğer gelişen ülkelerin yaklaşımlarını kopyalamamıza gerek yok. Kendi dinamiklerimizi yeni alanlarda yenilikçi kılmak yeterli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.