26 Nisan 2017 Çarşamba

2016 YILI TÜRKİYE EKONOMİSİ

17 Nisan 2017, 15:05
2016 YILI TÜRKİYE EKONOMİSİ
Ayhan ZEYTİNOĞLU


Gerek küresel ekonomideki birçok gelişmenin ve gerekse ülkemizde yaşanan iç di¬namiklerin etkili olduğu bir 2016 yılını geride bıraktık. 

2016 yılının küresel ekonomiye yön veren en önemli gelişmelerinden biri 24 Haziran tarihinde İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı oldu. Diğer taraftan 8 Kasım’da ABD 45. Başkanını seçti ve alışılmadık Cumhuriyetçi aday Donald Trump’lı yeni dönem başladı. Milletimizi, milli kurumlarımızı, demokrasimizi hedefleyen alçak 15 Temmuz kalkışmasının bastırılmasıyla ise, Türkiye tam anlamıyla uçurumun kenarından döndü. 

Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında son 27 çeyrektir aralıksız gerçekleşen büyüme oranımız ilk kez negatife dönerek 2016 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 1,8 geriledi. Büyüme performansımızdaki yavaşlama işgücü göstergelerimize olumsuz yansımıştır. Türkiye 2016 yılında işsizlik rakamları yine iki haneli rakamlara çıktı. Diğer taraftan 2016 yılında sanayi sektörünün büyümeye yaptığı katkı da azalmıştır. Sanayi üretiminin yavaşlayan bir görünüm çizmesinin ardında, ağırlıklı imalat sanayi üretimindeki gerileme vardır.

Türkiye’nin büyüme performansının lokomotif gücü olan ihracatımız 2016 yılında jeopolitik riskler ve küresel ekonomik koşullar nedeniyle bir önceki yılın ihracatını aşamamış olmakla birlikte Orta Vadeli Programdan sapmadı. 2016 yılında ihracatta en büyük pazarımız yine AB ve Avrupa ülkeleri oldu. Komşumuz ülkelerdeki olumsuzlukların kısa vadede çözüme kavuşma ihtimalini düşük tutarsak, 2017 için de AB, en önemli pazarımız olmaya devam edecektir.

Ülkemiz temel makroekonomik göstergeleri koruyabilmek için hızla birçok yapısal reformu hayata geçirdi. Reformlarla ekonomik büyümenin yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Aksi halde Türkiye koyduğu hedeflerden uzaklaşacaktır. Ülkemizin en büyük sorunu olan orta gelir tuzağından kurtulamayacaktır. Orta gelir tuzağından çıkmanın alternatiflerinden birinin de Türkiye’nin AB standartlarını yakalamasıyla gerçekleşebileceği unutulmamalıdır. Türkiye’nin katılım müzakerelerinin durağanlaşması nedeniyle ilerleme raporları ise, Türkiye’yi AB’ye yakınlaştırma amacına hizmet etmiyor. 

Türkiye olarak hâlihazırda ticaretimizin yüzde 40’ından fazlasını AB ile yapıyoruz. AB sadece en büyük ticari ortağımız olmakla kalmıyor aynı zamanda ülkemize yapılan doğrudan yatırımların da en önemli kaynağı. Öte yandan Türkiye olarak biz de AB’nin en büyük beşinci ticaret ortağıyız. Diğer taraftan; 2002 yılından bu yana 136 milyar dolar olan Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermaye tutarının yüzde 74,5’i AB’den. 

Önümüzde GB’nin güncellenmesi süreci ile ticaretimizi daha da artırabilme fırsatımız var. Ekonomi Bakanlığının etki analizine göre; Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile ilgili dört alternatif var. Bu dört alternatiften ikincisi olan; Gümrük Birliği’nin tarım, hizmetler ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi ile her yıl ihracatın artış hızında yüzde 24,5 ve ithalatın artış hızında ise yüzde 23 bir artış yaşanacağı bekleniyor. Ayrıca 2030’a gelindiğinde Türkiye’nin büyümesinde, yıllık yüzde 2’lik ek bir artış sağlanacak.

2017’de eğer Suriye’de barış olur, İran, Suriye ve Irak pazarları bize açılırsa, ortalama aylık 13 milyar dolarlık ihracatımız, iki yılda aylık bazda 20 milyar dolara çıkabilir. 2023’de de 500 milyar dolarlık ihracat hedefi yakalanabilir. Türkiye’nin AB sürecine ivme kazandırmak için, siyasi liderlerin adım atması gerekiyor. Bu ortamda, her iki tarafın diyalog kanallarını açık tutarak, var olan işbirliğini geliştirmek en uygun seçenek olarak gözükmektedir.

Türkiye ile AB arasında çok daha yüksek düzeyde iş birliği olması gereken bir dönemden geçiyoruz. Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Şimşek’in “AB’den kopmuş bir Türkiye’nin dünya algısı, 3’üncü dünya ülkesidir” görüşüne katılıyoruz. Bu nedenle, 2017 yılında başlayacak olan Gümrük Birliği’nin güncellemesi sürecini çok önemsiyoruz. Gümrük Birliği’nin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu genişleme en önemli ticaret ortağımız AB ile entegrasyonumuzu derinleştirmekle kalmayacak orta ve uzun vadede Türkiye’nin küresel ekonomideki konumunu da güçlendirecektir.

Bakınız 2004 yılında AB’ye tam üyelik görüşmelerini başlatmakla yaptığımız hamle sonucu, kişi başı milli gelirimiz yüzde 85 oranında artmıştı. Yine aynı şekilde tam üyelik perspektifini bırakmadan, GB’nin modernizasyonu ile dört senede kişi başı gelirde yaptığımız yüzde 90’lık artışı, normal koşullarda ancak altı senede yapabiliriz. Bu bizi orta gelir tuzağından kurtaracaktır. Bugün 11 bin dolar olan kişi başı gelirimiz, 20 bin dolara çıkabilecektir.

Diğer ülkelerin deneyimleri bizim açımızdan da yol gösterici niteliktedir. 2004 yılında AB üyesi olan Polonya üyeliğinden sonraki on yılda GSYİH’sini yüzde 48,7 oranında büyütmüştür. Bu çarpıcı rakamlar kişi başına düşen 25.000 avroluk geliri ile dünyanın en büyük ve en açık ekonomisi olmaya devam eden AB’nin Türkiye için de öncelikli hedef olmaya devam ettiğini gösteriyor. 1990’larda Polonya AB üyesi değilken, Türkiye’nin kişi başı milli geliri Polonya’dan yüzde 64 fazlaydı. 2015 yılında Türkiye’nin kişi başı geliri, Polonya’nın yüzde 73’üne geriledi. Polonya 10 yılda bu gelire ulaştı. Öte yandan; Polonya 2004 yılında AB üyesi olduğunda işsizlik oranı yüzde 19,5 iken, bugün 8,2’ye indiğini görüyoruz.

Türkiye sanayi ve ekonomisi Gümrük Birliği’nin tamamlanması ile 1996 sonrası önemli bir dönüşüm geçirmiş ve 2004 yılında müzakerelere başlama kararının alınmasıyla oluşan güven ve istikrar ortamından faydalanmıştır. AB çıpası geçmişte olduğu gibi önümüzdeki günlerde de güçlü bir ivme yaratma gücüne sahiptir. 2016 yılındaki tüm bu gelişmeleri geride bırakırken 2017 yılında; Gümrük Birliği güncelleme sürecine, reel ekonomiyi canlandırmak için yapısal reformlara, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını hızlandırmaya, ihracatımızı artırmaya, özetle ekonomiye odaklanmamız gerekiyor.


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü
    banner74
    banner75
    E-GAZETE
    • Sanayi Gazetesi, Haberleri, OSB, teknopark, ar-ge, portali, rehberi - 24 Nisan 2017 Manşeti
    • Sanayi Gazetesi, Haberleri, OSB, teknopark, ar-ge, portali, rehberi - 20 Nisan 2017 Manşeti
    ARŞİV
    banner82