2016 yılı gerek küresel ekonomideki birçok gelişmenin, gerekse ülkemizde yaşanan iç dinamiklerin etkili olduğu bir yıl oldu. İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı ve Cumhuriyetçi Donald Trump’ın ABD’nin 45. Başkanı olmasıyla küresel gündem devinimini sürdürmüştür. 

2016 yılında ülkemiz gündemine oturan en önemli olay 15 Temmuz hain darbe girişimi oldu, iç ve dış siyasette birçok gelişme yaşandı. İç dinamiklerimizde yaşadığımız bu etkili olaylar ve jeopolitik riskler ekonomimiz ve ihracatımız üzerinde baskı oluşturmuştur. 

Türkiye ekonomisi 2013’te yüzde 4,2, 2014’te yüzde 2,9, 2015’te yüzde 4 ve bu yıl da büyüme rakamının da yüzde 3-3,5 civarında olacağı tahmin edilmektedir. Gelişmiş ülkelere kıyasla son 27 çeyrektir aralıksız gerçekleşen büyüme oranımız içeride ve dışarıda yaşanan birçok olumsuzluğa rağmen başarılıdır. Ancak büyüme performansımızdaki yavaşlama işgücü göstergelerimize olumsuz yansımıştır. Türkiye 2016 yılında işsizlik rakamları yine iki haneli rakamlara çıkmıştır.

2016 yılında sanayi sektörünün büyümeye yaptığı katkı da azalmıştır. Sanayi üretiminin yavaşlayan bir görünüm çizmesinin ardında, ağırlıklı imalat sanayindeki gerileme vardır. Lokomotif gücümüz ihracatımız 2016’da jeopolitik riskler ve küresel ekonomik koşullar nedeniyle azaldı. Yılın sonuna yaklaşırken ihracatımızın bir önceki yılın ihracatını aşamayacağını şimdiden tahmin edebiliyoruz. 

Tüm bu olumsuz koşullara rağmen bütçe rakamları ve bununla ilgili tüm makroekonomik hedefler, 15 Temmuz sonrasında Türkiye ekonomisinin kısa zamanda normalleşme sürecine girdiğini gösteriyor. Türkiye bu iklimde temel makroekonomik göstergeleri koruyabilmek için hızla birçok yapısal reformu hayat geçirmiştir. Bu yapısal reformlarla ekonomik büyüme yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkarılmalıdır. Orta gelir tuzağından çıkmanın alternatiflerinden birinin de Türkiye’nin AB standartlarını yakalamasıyla gerçekleşebilir. Ticaretimizin yüzde 40’ından fazlasını AB ile yapıyoruz. AB sadece en büyük ticari ortağımız olmakla kalmıyor aynı zamanda ülkemize yapılan doğrudan yatırımların da en önemli kaynağı. Biz de AB’nin en büyük beşinci ticaret ortağıyız. İstatistiklere bir baktığımızda; Türkiye’nin AB’ye yaptığı ihracatın; 2014 yılında yüzde 43,4’e, 2015 yılında yüzde 44,4’e ve 2016 yılında yüzde 48,5’a ve ithalatta ise 2014’de yüzde 30,6’ya, 2015 yılında yüzde 37,9’a ve 2016 yılında yüzde 38,9’a ulaştığını görüyoruz. 

Araştırmalar, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin Türkiye için yüzde 1,44 oranında reel GSYİH artışına yol açacağını göstermektedir. Orta vadede ise kişi başı gelirin yüzde 60-70 artacağını görüyoruz. 

Güncelleme sürecinin, Türkiye'de yeni bir reform sürecini başlatacağını umuyor, 2017 yılının ülkemiz için hayırlı geçmesini temenni ediyorum. 



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.